BaekHyun'la buluşmamıştım. Abim beni eve çağırmıştı. Bana JungKook'la abim, kısa bir telefon görüşmesi yapmıştı. O anki JungKook'un suratı gözümün önüne geldikçe, kötü hissediyordum.
İçime bir şey oturmuştu ve içimdeki ses, benim bir şeylerden haberdar olmam gerektiğini söylüyordu.
Salonda oturan abimin yanına gittim ve karşısına geçtim. "Hye, çekil. Göremiyorum." Elinden kumandayı hızla alıp televizyonu kapattım.
"Bana anlatmadığın bir şey var, söyle."
"Sana anlatmadığım hiç bir şey yok."
"Yalan söyleme abi. Anlat." Abim uzanıp kumandayı aldı elimden. "Hye, yürü git."
"Bende ondan öğrenirim." Dedim ve sırıttım. "Bana söyleyecektir.
(...)
Gönderilen mesaj, 21:46
JungKook, buraya gel
Yani parka, parktayım
Çok geçmeden koşarak gelen JungKook önümde belirdiğinde onun gözlerine baktım. Alnı ter içindeydi, kapüşonunu kapattı ve bana baktı. "İyisin değil mi?" Başımı salladım. "Benden bir şey, saklıyor musun?" Yanımdaki salıncağa yerleşti. "Hayır. Neden saklayayım ki?"
"Abimle ortak bir şeyler saklıyorsunuz JungKook. Ne sakladığınızı söyle bana."
"Senden hiç bir şey saklamıyorum Hye." Titrek çıkan sesiyle anladım yalan söylediğini. "Bana karşı dürüst ol." Dedim sertçe. "Ne halt saklıyorsan bana söyle. Öğrenmeye gerçekten ihtiyacım var." Ağlamak üzereydim. Sinirim bozulunca böyle oluyordu işte.
"Gerçekten öğrenmek istiyor musun?"
"Çok. Çok istiyorum JungKook."
"Ben..." dedi ve aniden lafını kesti. "Konuşsana JungKook!" Yinelediğimde beni reddetti. "Söyleyemem. Üzgünüm."
"Çok mu kötü bir şey?" Diye sordum. "Güvenip söyleyemez misin?"
"Söyleyemem Hye. Lütfen zorlama." Salıncakta hızlandım. Hatta o kadar hızlandım ki demirin hizasına geliyordum. JungKook elini demire uzattığında eline vurdum. "Durdurmaya çalışma."
"Düşeceksin."
"Sanane!" Dedim bağırarak. Buna trip diyorlardı. İstemediği şeyleri yaparak istediğini elde etmek.
Sinirle elini demire atıp beni durdurduğunda sarsıldığım için elimi yanaklarıma koymuştum. Bu benim refleksimdi. "Bana trip atma!"
"Trip filan atmıyorum ben!" Diye bağırdım ona karşılık. "İşsiz miyim de trip atayım! Konuşma benle!"
Salıncağın zincirindeki eline vurdığumda elimi sımsıkı tutmuştu. Bırakmıyordu da. "Bana trip atıyorsun."
"Hiç de bile!"
"Trip atınca tatlı oluyorsun." Alnına yavaşça vurdum. "Trip atmıyorum dedim!"
"Yalancı!" Dedi ve o da alnıma yavaşça vurdu. "Sana söylemek istemiyorum bunu." Dediğinde surat astım. "Bilmeye hakkım olduğunu düşünüyorum."
"Çok istediğinin farkındayım tatlım, ama olmaz." Tatlım? Sensin tatlı...
Kızaran yanaklarımı sıktı ve gülümsedi. "Sadece beklemelisin. Bir haftacık, tamam mı? O zaman anlayacaksın."
"JungKook, açık konuş." Ellerini yanağımdan çekti ve kırık bir şekilde gülümsedi. "Beklemeni söyledim işte."
Konuşurken dudaklarını izlemiştim. Kiraz rengi dudaklarına bakarken beni yakalayan JungKook gülümsedi. "Dudaklarıma bakıyorsun. Öpüşmek mi istiyorsun?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
