İyi misin, sorusuna cevap vermeme bile gerek yoktu. Beni gören insan iyi olmadığımı anlardı sanırım. Son günlerde uykusuzluk çekiyordum. Sebebini çözemediğim bir şekilde içimde bir şeyler düğümlenmişti. İçimdeki siyah düğümler de her JungKook'u gördüğümde gerim gerim geriliyordu.
JunRi ile gayet mutlu gözüküyordu. JunRi adına sevinmiştim, çünkü hedefine ulaşmıştı. JungKook beni unutma fikrini aklından çıkarmışken daha etkili bir yöntem bulmuş olsa gerek ki, teklifi anında kabul etmişti.
Neyse ya, mutluysa önemi yok.
Başımı koyduğum sıradan kaldırdım ve öğle arasına indim. Yemek yemek içimden hiç gelmiyordu. Son zamanlarda midem küçülmüş bile olabilirdi. Bu sefer karşıma BaekHyun oturdu. "Betin benzin atmış."
"Biliyorum."dedim elimden gelen en yüksek ses ile. "Ağlamak istiyorum."
Yemek çubuğunu tepsisine bıraktırdı ve profesör edası ile ellerini önünde birleştirdi. Komiksin Baek.
"Sen depresyona girmişsin." Gülümsedim. "Hadi ya. Tehşis koymasaydın bilmeyecektim." dediğimde kıkırdadı.
"Bence çıkışta bir kafe yapmalıyız ha..?" Gülümseyerek başımı salladım. "Olur."
BaekHyun'un arkasındaki sıraya oturan JunRi ve JungKook ikilisi dikkatimi çekti. Onlara RiKook diyorlardı. JunRi kahverengi saçlarının ucunu pembeye boyatmıştı. Kötü durmuyordu. JungKook ile ortak kullandıkları bir bileklik vardı. JungKook'un ki beyaz, JunRi'nin ki siyahtı. Aynı modeldi, çift bilekliği olsa gerek.
JungKook'un yüzünü görebiliyordum. Onu görmek bana pek iyi gelmemişti. O yüzden BaekHyun'un tam önüne kaydım ve gözlerimin onu görmesini engelledim.
Neden böyle şeyler yaptığıma dair en ufak bir fikrim yoktu. Onu görmek bana zarar veriyordu, üzüyordu. Ama eskiden görsem bir şey olmazdı. Bu saçmalık da neyin nesi ?
"Salak salak bakma." dedi Baek. "Pardon. Dalmışım." Yemek çubuğumla pilavı alarak ağzıma götürdüm.
Ama lanet olasıca aklım hala Jeon JungKook'daydı. Ya bir insan neden seviyorum deyip başkasıyla çıkardı ki ?
Tamam burada önemli bir nokta var. Jeon JungKook bir insan olamayacak kadar yakışıklı.
Aklımı kaybetmeye başlıyorum. Akıl hastanesine gitmek istemiyorum!
Beyin nakline ihtiyacım var.
Tavşanlar neden uzaydalar ?
Fareler peynir sever mi ?
Acaba abim şu an yemek yiyor mu ?
Heyt! Küfredeceğim şimdi aklıma. Saçma sapan şeyler dolanıyor aklımda. Resmen delirdim. Delirdim!
Boşalmış tepsimi yerine koydum ve sınıfıma yürümeye başladım. Koridorda kol kola gezinen RiKook çifti ile midemdekiler biraz oynaşmış, içimdeki düğüm sıkılaşmıştı.
Aralarına girip "kesin lan yılışıklığı" demek istiyordum, gerçekten.
JungKook ile konuşmalıydım. Evet, konuşmalıydım. Onu gözlemlemeliydim. Acaba hala seviyor mu, yoksa bir oyun muydu ?
Ona adımlarken adını seslendim. "JungKook!" Yanına geldiğimde ikisi de durmuş bana bakıyorlardı. JunRi gülüyordu, mutlu tabii. N'apsın ağlasın mı ?
"Efendim ?" Resmi ve ciddi bakışları altına dik durmak çok zordu. "Resim defterini verebilir misin ? Bakmam gereken bir kaç şey var." dediğimde başını salladı. "O zaman aşağı inelim. Çantam spor salonunda." dediğinde başımla onayladım.
JunRi'ye döndü ve iki elini yanaklarına yerleştirdi."Geleceğim bebeğim." JunRi gülümseyerek karşılık verdiğinde JungKook'da gülümsedi.
Ardından merdivenlerden aşağı inmeye başladık. Spor salonundan içeri girdiğimizde konuşmaya başladı. "Resim defterini niye istiyorsun ?" Soyunma odasına girdik. Erkek soyunma odasına.
"Sadece bilmeye hakkım var." dedim. Çantasından çıkardığı resim defterini bana uzatırken mırıldandım. "Ne de olsa artık sevmiyorsun beni, bence bakmamda bir sakınca yok." dediğimde güldü. "Tabii tabii. Ne de olsa seni sevmiyorum."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
FanfictionKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
