(...)
Gözlerim hala kapalıyken JungKook'un omzumdaki elini tutup parmaklarımızı geçirdim. "Uyusana sende."
"Incheon'dan buraya seni görmek için geldim. Uyumamı bekleme. Yarın yine gideceğim."
Gitme diyecektim ama diyemezdim. Bu konuyu konuşmuştuk çünkü. Ailesiyle orada yaşıyordu. Artık evleri oradaydı ve değer verdiği bir ailesi vardı.
"Peki~" Uykulu sesimle konuşup ona sımsıkı sarıldım. Kafam göğsündeydi, ellerimiz birleşikti. "Yalnızca üç gün oldu ama çok özledim. Senden uzak kalmak çok zor. Hemde çok." Dedi ve titrek bir nefes aldı. "Görüntülü arama falan... Hiç biri bunun yerini tutmuyor."
Azıcık geriye kaydım ve kafamı kaldırıp JungKook'un gözlerine baktım. Ay ışığı odayı az da olsa aydınlatırken gözlerinin parlaklığı beni etkilemişti.
Kafamı uzattığımda başını eğip bana yaklaşmıştı. Dudaklarımızı kısa süre birleştirdi. Çok...çok uzun zaman oluyordu.
Neredeyse neşeden elim titreyecekti. İfadesiz bir mutluluktu bu. Vücudumun her tarafına üç gündür hissetmediğim mutluluk dalgası yayılırken benden uzaklaştı. Bu beni üzer.
Bana öylece bakarken yatağa ayağımla güç uygulayıp kendimi onun boyuna getirdim ve dudaklarımızı birleştirdim. O da itiraz etmeden beni öptü. Kısa süre sırıttığını bile hissetmiştim. Kısa süre sonra JungKook uzaklaşıp ayırmadığı ellerimizle kafamı onun omzuna itti. "Uyumalısın." Kendini bana yaklaştırarak kafamın boynuna tam gömülmesini sağladığında kıkırdadım.
Burası da çok huzurluydu ama ben onun göğsüne sokulmayı daha çok seviyordum.
Kendimi onun boynundan uzaklaştırıp boynuyla göğsünün arasına koyduktan sonra gözlerimi kapattım. "İyi geceler."
(...)
Uyandığımda JungKook'un serin ama huzurlu kokusu her yerimi kaplamış gibi hissediyordum. Hava serin olsa gerek ki, oda da soğuktu.
Gözlerimi açtığımda etraf karanlıktı. Ee, hala sabah olmadı mı?
Kendimi az geriye ittiğimde tamamen JungKook'un dibinde olduğumdan dolayı karanlık olduğunu anlamıştım. Bugün yağmurlu olsa gerek, perde çekiliydi ama dışarısı griydi. Yağmurlu ve soğuk günleri, güneşli günlerden daha çok seviyordum.
Uyuyakalmış JungKook'un yüzüne bakarken hafiften kurumuş dudakları dikkatimi çekti. Bir günlüğüne de böyle uyansın, diye düşünerek hafif kuru dudaklarını kendi dudaklarıma değdirdim ve yastığa uzattığı koluna kafamı koydum.
Dudağını yalayarak mırıldanmaya ve esnemeye başlamıştı. Onu gülümseyerek seyrederken bir sağına bir soluna döndü ve en son eski pozisyonuna dönüp gözlerini yavaşça açtı.
Bir kaç kez gözünü ovaladıktan sonra beni görmesiyle sırıttı. Boştaki eliyle kafamı kaldırdı ve kendi kafasını benim kafamın altına koydu. Yanaklarımız birbirine değerken dibinde olduğu kulağıma fısıldadı. "Böyleyken senin kokunu daha iyi alıyorum. Sen tüm gece kokladın zaten." Dediğinde cevap vermeden gözlerimi kapatıp kulağımın dibindeki nefes alışverişini dinledim.
Fazlaca huzur vericiydi, nefes alıyor ve veriyor, arada dudağını yalıyor. Sonra tekrar nefes alıp veriyordu. Kalp atışını da duyuyordum. Kafasını oynattığındaki saçının sesine kadar çok net duyuyordum. Dünyanın en huzur verici şeyi buydu.
Onun her nefes alışverişiyle kalp atışını aynı anda duyduğumda kalbim tekliyordu. Bir yandan ölecek gibi, bir yandan da bir daha hiç bulamayacağım bir huzurun içinde hissediyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
saver || jeon jungkook
Fiksi PenggemarKorumak isterken yalanlara boğan da sendin, Jeon JungKook. ©hhyesria
