-Seyahat ederken müzik dinlemek-
Havaların sıcaklığından ve günün monotonluğundan kaçmak için bir kaç yıl önce tanıştığınız tatil köyüne gitmeye karar vermiştiniz. Hatta buna sadece bir kaç saat önce karar vermiştiniz ama şu anda rüzgar hızla ikinizin de saçlarının arasından geçerken radyoda çalan rastgele şarkıları dinliyorsunuz.
(tarihi umursamadan şarkıların sözlerine odaklansak güzel olur :)
"Kiss me hard before you go."
"Hiçbir zaman pişman olmadın mı?" Bokuto'nun yola odaklanarak sana yönelttiği soru, mırıldandığın şarkının etkisinden çıkmana neden oldu.
"Ne için pişman olmam gerekiyor?"
"I just wanna you to know."
"Yani sen benim için en iyisisin. Sakin bir hayat yaşamak istedin her zaman ama benim pek de sakin olduğum söylenemez." Evet, onun sakin birisi olmadığı doğruydu. Yaşına göre davranışları da normal değildi. Tamam kabul, senin, önceden, istediğin kişiye de uymuyordu ama Bokuto senin içindi resmen.
"Ve bunu yıldönümümüzü tanıştığımız yere kutlamaya giderken mi soruyorsun?" Başını yan tarafında oturan yakışıklıya çevirdiğinde saçların yüzüne önüne gelmesini umursamadın ve yüzünü rahatsız eden tutamlara rağmen yüzüne bir gülümseme oturttun.
"Baby, you're the best."
"Yani evet, biraz saçma olmuş ama sadece düşünürken aklıma geldi. Cevap verecek misin yoksa bunu bir kaçış yolu olarak mı algılamalıyım?" Her zamanki neşeli sesini hissettiğinde rahatlayabileceğini kanaat getirip kafanı arkana yasladın.
Bokuto'nun yetersiz hissetmesi seni her zaman germişti. Çünkü kendisine göre her zaman 'mantıklı' nedenler bulabiliyordu ve sen ne dersen de, sonunda ona tutkulu bir öpücük vermeden asla sakinleşmiyordu.
"Bu bir kaçış yolu değil Kou," aklından geçen her şeyi doğru düzgün oturtmadan önce derin bir nefes aldın ve rüzgardan kurumaya yüz tutmuş dudaklarını dilinin ucuyla ıslattın. "Bunu nasıl düşünebilirsin? Ben her gece senin gibi birisiyle uyuduğum için çok mutluyum. Yüzündeki o gülümsemeyi görmek için ne kadar yalvardığımı hatırlamıyor musun? Hem pişman olsaydım beni şu arabanın kilitleri bile tutamazdı."
"I got my red dress on tonight."
"Oh, bu beklenmedikti." Düşüncelerinin ne kadar yalnış olduğunu daha yeni anlayan bu baykuşun yanaklarının nasıl kızardığını iyi izle çünkü senden asla böyle uzun bir konuşma beklemiyordu.
"Dancing in the dark, in the pale moonlight."
"Şaşırtırım, bebeğim." Yanında biraz daha beklesen kulaklarına kadar kızaracak eşine göz kırptın. Bokuto, bu davranışlarına alışıktı ama neden kızarmaya başladığını anlayamıyordu.
Bokuto kızarmazdı ki hiç?!
Ona büyü yaptığın ile başlayan bir düzine düşünce aklından geçmeye başlamadan önce az daha yolu kaybedecekti. Son anda fark ederek yavaşladı ve sol taraftaki kavşaktan döndü.
"Done my hair up real big, beauty queen style. High heels of, I'm feeling alive."
"Asla şaşırmam. Bunlara alışık bir bünyem var artık." Ağzından çıkan kelimelerle beraber zıtlık oluşturan yanaklarını elinin tersiyle okşamaya başladın.
"Hmhm, kesinlikle sevgilim. Bu tombiş yanaklar da öyle söylüyor. Aslında çok tatlı gözüküyorsun. Herhalde, eve gitmeyi bekleyemeyeceğim."
"Y/N!"
"Oh, my god, I feel it in the air. Telephone wires above are sizzling like a snare"
"Tamam tamam, hemen de mızmızlanıyorsun." Yanaklarını şişirip kollarını göğsünde topladın ve kenarında geçmekte olduğunuz denize bakmaya başladın.
Bokuto'nun kahkahasını duyduğunda bir anda yüzünde senin de bir gülümseme oluştu. O veledin, gülümsemesine bile dayanamıyordum! Ve bana sorarsan bu zaafını kimseden saklamana gerek yok, çünkü bunu herkes biliyor!
"Honey, I'm on fire, I feel it everywhere. Nothing scares me anymore."
"Şimdi tatlı olanlar değişmiş gibi duruyor. Yüzündeki ifade fazla komik ve tatlıydı!" Bokuto, bir elini gözünden akan yaşları silmek için kullanırken onun koluna hafifçe vurdun, çünkü hayatını seviyorsun ve bir aşırı hamlende arabanız ikinizin de mezarı olabilir.
"Sen," sözlerinin devamını getirmeden önce işaret parmağını fütursuzca yanında oturan baykuşa çeviriyorsun. "Sen bunu kullanıyorsun."
"Hayır, sen bunu kullandırttırıyorsun." Bokuto, yazlık evinizin kenarına park etmeden önce hızını yavaşlattı. Sen de gözlerini devirdin ve emniyet kemerini çözdün.
"Kiss me hard before you go. Summertimes sadness."
"Sen gerçekten en kötüsüsün." Ağzının içinden gerçek olmayan şeyler gevelediğinde Bokuto iki kaşını kaldırdı ve arabadan inmeden önce sorgulayıcı bir tavırla sana baktı.
"Yine de arabada söylediklerin bunu göstermiyor."
"Eh, artık en kötüsüsün."
"Bebeğim, sadece en iyisi olduğunu bilmeni istiyorum."
---
bölümün başlıkla hiç alakalı olmadığını fark ettim.
olsun, iyi okumalar!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
imagine haikyuu
Fanfictie"can't hold me down 'cause you know, I'm a fighter." "Find me and I'm gonna leave with you!"
