tag you're it³

472 31 2
                                        

--ebe, sensin--
---Bokuto Koutarou---

Gri saçlı çocuk, senin konuşmayacağını tahmin ediyordu. Bu yüzden, sana bütün gerçekleri şu anda anlatmak ve anlatmamak arasında gelip gidiyordu. En sonunda anlatmamak, grupla toplanınca sana açıklamaya karar verdi. Hem şu anda tek başına seninle uğraşmak istemiyordu. Ona inanmayacağını tahmin ediyordu.

Seni götürdüğü yollardan anladığının tam aksine, yani beklediğinden, daha temiz ve... sakin bir caddede durmuştu araba. Ona yan gözle bakıp elindeki silahı aldığın yere koydun. Sana bir şey yapmayacağını anlamıştın.

Beraber beyaz bir binaya, aynı zamanda seni bir kez daha şaşırtacak şekilde yeterince yeni gözüküyordu, girdiniz. Duvarların üstünde anlamlandıramadığın bir kaç şey yazıyordu. Gözlerini yazılardan almadın. Gri saçlı, kapıyı açmadan önce gözüne son görünen yazıyı okudun. 'Ebe, sensin.'

Tedirgin bir şekilde içeriye girdin. Sadece ikinizin olacağını ummana rağmen içeride üç kişi daha vardı. Bunlardan bir tanesini daha önce görmüş gibi olsan da hatırlamak için uğraşmadın ve beklemeye başladın.

Yeterince zaman geçtiğini düşündüğünde ve henüz hiçbiri bir açıklama yapmaya yeltenmediğinde aklındaki soruyu sen araştırmaya başladın. "Burada ne işim var?"

"En azından beklediğimden daha zeki." Kenarda duran ve herkesten bağımsız takılan uçlarında sarı saçlar bulunan çocuk konuştuğunda gözlerini devirmemek için kendini zor tuttun. Şimdilik burada bir karışıklık çıkartmak istemiyordun.

"Her şeyi açıklamadan önce birbirimizi tanısak daha iyi olacak gibi," uzun ve siyah saçlara sahip olan, pek de güzel birisiydi, kız konuştu. "Nasıl olsa bundan sonra bizimlesin."

"Buna ne zamandan beri siz karar veriyorsunuz?" Sana, çokça, ukalaca gelen bir tavırla konuşmuş olması sinirlerini bozmuştu. Sınırını belli etmen gerektiğini hissetmiştin.

"Yani buna elbette biz karar vermedik ama burada kalmaya senin karar vereceğini biliyoruz," saçlarını kazıtmış olan da seninle en sonunda konuştuğunda şimdiye kadar gözlemlemediğin kimsenin kalmadığını anladın. "En azından anlattıktan sonra burada kalmaya karar vereceğini düşünüyoruz."

"O zaman anlatmanızı bekliyorum." Seni buraya kadar getiren gri saçlı çocuk yavaşça perdeleri kapattı. Siyah saçlı kız da bir perdeyi aşağıya indirdi.

"Biz de senin gibi ebe olmuştuk. Birilerini öldürmek zorunda kaldık ve bunun sayesinde ebe olmaktan kurtulduğumuzu düşündük ama öyle olmadı." Perdeye yansıyan projeksiyon ışığı, onların ne kadar donanımlı olduğunu gösteriyordu. "Bundan bir kaç sene önce de aynı olay yaşandı. Kiralık katillerin, seri katillerin sayısının her sene artması kimsenin ebe olmaktan kurtulamaması. Ebe olmaktan kurtulmak için öldürmeye devam etmek gerekiyor."

"Öldürmeden durulmuyor mu?"

"Ölüyorsun." Uçlarını sarıya boyatan konuştu. "Bunu yapan hükümetin kendisi. Elinden geldiğince fazla kişiyi öldürmek istiyor. Onlardan kurtulmanın tek yolunun bu olduğunu düşünüyor."

"Bizimle ne alakası var bu durumun?"

"Sözümü geri alıyorum: Düşündüğüm kadar zeki değil." Bu sefer kendine hakim olmaya bile tenezzül etmeden gözlerini devirdin.

"Kenma! Şu anda hiç sırası değil." Siyah saçlı, adının Kenma olduğunu öğrendiğin çocuğu uyardı. "Hükümeti eleştiren yazılar yazmadın mı?"

"Evet ve ne haksızım ne de pişman..."

"Biz de yazdık ve aynen senin gibi bunun bir suç olduğunu düşünmedik. İşte bu yüzden ölene kadar birilerini öldürmeye mahkum olduk. Eğer grev yapmak için bile öldürmesek öleceğiz ve bu böyle devam edecek-"

"Aynen hükümetin istediği gibi."

"Evet, işte bu yüzden birilerini toplamaya çalışıyoruz. Bize katılacak mısın?"

Biraz durdun. Bakışlar sendeyken fazla bekletmek istemedin. Zaman geçtikçe geriliyordun. Böyle bir grubun içinde olmak istiyor muydun? "Ben Y/N L/N. Tanıştığıma memnun oldum."

imagine haikyuuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin