---
can you come back home?
Oturduğun masadan yeni Fransızca öğretmenini beklerken sınıfta gözlerini gezdirdin kısa bir süre.
Üniversite, dershaneye gitmek isteyeceğiniz en son dönem olurdu ama okulda gördüğün hazırlık derslerinde uyuduğun için Fransızcan yoktu ve açıkçası hazırlık sınıfını nasıl geçtiğini bilmiyorsun.
Okul, bazen acımasız olabiliyor ve sen bu duruma baş kaldırabilecek durumda değilsin. Hele ki sadece final haftanda verebileceğin bir derse bile muhtaçken...
Hiçbir zaman tarihe geçecek birisi olamayacağını biliyorsun, herhangi bir şeyi değiştirme amacın yok.
Hayatın bu durumdayken kapıdan giren, turuncu saçlara ve gözlere sahip adam; hayatını tamamen değiştirdi.
Aşktan sarhoş oldun mu? Bu imkansızdı! Ama dudaklarında her zaman likör tadı bırakan bu adam, bunu başardı.
Boğazlı, gri bir kazak giymişti. Yumuşak bakışları, üzerinde sert bir etki yaratmıştı. Bacaklarını saran, dolayısıyla bacak kaslarının olduğunu belli ediyordu, bir kot pantolon giymişti. Onu sadece nefes kesici olarak tanımlayabilirsin. Ama zaman geçtikçe onu nasıl anlatman gerektiğini bilmiyorsun.
O, seni hem fiziksel hem de psikolojik açıdan delirten birisiydi.
Sekste, hayatında tatmadığın zevki sana yaşatıyordu. Seni zevkten delirtiyor ve her vuruşta onun adını sana zikrettiriyordu. Bazen sert, bazen yumuşak... Bu adamın bir ortası yok.
Her gece sana bir kadının aşk hikayesini defalarca anlatırdı. Sonu, hep kötü biten aşk hikayelerine sahipti. O zamanlar ona neden olduğunu soramadın ama bir kere hissetti ve yavaşça gülümseyerek cevap verdi. "Sonu mutlu biten aşk hikayelerine inanmıyorum."
Sizinkinin de kötü biteceğini tahmin etmen gerekiyordu ama bu kolay değildi. O bir sanattı. Duvarlara boy boy resim asardı. Bazen modelliğine ihtiyacı olmadan portreni çizer ve kusursuz güzellik olarak adlandırırdı. Her zaman.
Ondan önce aşka saygın yoktu, o duygu, sadece hissetmek istediğin ve hep yasak gibi gelmiş meyveydi. Ilk ısırığı aldığında gerisinin gelmesi için yalvaracağın bir meyve. (eğer bu paragrafa yasak elma, Halit gibi espriler gelirse intahar ederim, ciddiyim-)
Onunla günlerin bir hayaldi. Ötesiydi.
Sabah kalktığın zaman onu her zaman uyanmış bulurdun. Bazen gülümseyerek seni izler, bazen kahvaltıyı hazırlıyor olurdu. Çok nazikti, belki yemeğe dokunmuyor olabilirdi ama kahvaltıyı kendisi hazırlardı.
Ne zaman kalksan hayatının onun sabah öpücüklerini almak için devam ettiğini düşünürdün. Yavaş ve tutkulu...
Bir sabah kalktığın zaman yanında olmayacağını daha önce düşünmemiştin. Her zaman düşünmediğin şeylerden vurulmamış mıydın zaten?
Mesela onunla beraber bir ilişkide olabileceğinizi asla düşünmezdin. Kendine güvenmezdin, o çok mükemmel birisiydi ve sen sadece ortalama birisiydin.
Sana her gece bir sanat olduğunu fısıldardı, güvensizliğe yer yoktu. Sen de hep ilhamını ondan aldığını savunurdun. Ilhamın gittikten sonra ise...
Büyük bir harabe değildin. Eğer öyle olsaydı geri toparlanman fazla güç olurdu. Zaten öyle oldu ama bunu herkesin bilmesine gerek yok.
′°′
Elleri yavaşça uyluklarında, belinde, saçlarında geziniyor ve seni rahatlatmaya çalışıyordu. 'Elyta, derenin kenarına yerleşmiş bir boyun ailesine mensuptu.' Elyta'nın hikâyesini ilk defa o zaman anlattı. Sonra ise her gece sana aynı hikâyeyi anlatmaya devam etti.
'Birisine aşık oldu. Oğlan, yapılıydı, ne zaman onu görse her zaman gülümseyen birisiydi, yardımseverdi aynı zamanda. Kimseye saygısızlık yaptığını görmemişti. Onun gibi birisine tutulmamanın imkansız olduğuna inanıyor ve ne zaman ondan hoşlanmayan birisini duysa samimiyetinden şüphe duyuyordu.'
'Elyta'nın sevdiği, Tyura, Elyta'nın kendisine olan ilgisinin farkındaydı. Kendisinin de ondan hoşlandığını belli ediyor ama ileriye gitmekten çekiniyordu. Ona hiçbir zaman onu, ne kadar çok sevdiğini söyleyemedi ama hissettirmeye çalıştı.'
'Bir gün Tyura, gitmek zorunda kaldı. Ufuklara gönderildi, Elyta nerede olduğunu bile bilmiyordu. Zaten bilse asırlarca yaşamakla cezalandırılmış güzel kadın, yerinde durur muydu?'
'Elyta, sonsuz sevgisi yüzünden cezalandırılmıştı. O, sevdiğini kaybetmişti ve sevgilileri gördükçe içi gidiyordu. Boy arasında anlaşmazlıklar arttıkça bunun sebebini Elyta olarak gördüler. Nazarından sakınmak istediler.'
'Onu Tanrılarına şikayet ettiler ve cezalandırılmasını sağladılar. Sonra da boylarından attılar. Elyta, evsiz ve yoksul birisi olarak hep yaşayacak bir yer aradı. Sevdiğinin kalbinde yaşadığını düşündükçe ağaçlarda, topraklarda, taşlarda uyumayı kafasına takmadı. Her zaman sıcacık bir yatağının olduğunu düşündü.'
'Elyta, asırlarca yalnız dolaştı. Hayatına son vermek istedi ama ne zaman bunu düşünse aklına Tyura geliyor ve bir gün onu bulacağının hayalini düşleyerek dolaşmaya, hayata tutunmaya devam ediyordu.'
'Elyta yalnızdı, aşkından başka kimsesi yoktu. Kanı yerine gözyaşı döktü, aşkı yerine ruhunu öldürdü. Saatini durdurdu her gece dokuzda. Onun gitmemesini diledi.'
'Elyta durmadan aşkını denizlere haykırdı. Sadece kendisini onların anlayacağını düşündü. Bazen yankılı kayalara bağırdı, sırf kendisi gibi birisinin olduğunu düşünmek için.'
'Sevdiği ölmüştü ama onun bundan haberi bile olmadan umutla beklemeye devam ediyordu.'
'Bir efsaneye göre Elyta hala Tyura'yı aramaya devam ediyor. Başka bir rivayet ise Elyta'nın sadece beden değiştirdiğini ve kendi lanetine beden bulduğu kişinin de bulaşmasını sağlayacaktı. O, kıskanç bir ruhtu.'
′°′
Hinata gittikten sonra kendini Elyta'nın beden bulduğu kişi olarak düşündün ve her gece Hinata'nın gitmesine neden olduğu için Elyta'ya lanet okudun.
---
ah, Elyta
ah, güzel kızım.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
imagine haikyuu
Fanfiction"can't hold me down 'cause you know, I'm a fighter." "Find me and I'm gonna leave with you!"
