everything to lose

789 48 8
                                        

-Kuroo Tetsurou-
--Aşka yakalanmak--
---HP AU---

Doğrusu... FAZLA ÇILGINCA!

Seni fazlasıyla övecek. Kendisinin Slytherin ve senin de bir Ravenclaw olmanı umursamıyor. Zaten binaların seçimlerine de pek güvenmiyor açıkçası. Yani... Kesinlikle Gryffindor olmayı beklediği için değil.

Neyse

Onunla kehanet dersinde tanıştınız. Biraz kaçıkça bir hikaye ama asla unutmamanın asıl nedeni bu değil mi zaten?

Profesör Trelawney, her konuda herkesten daha değişik birisiydi. Dersinin etkisiyle oluştuğunu düşündüğün bir çok delice fikirleri vardı. Yani nasıl bir masada on üç kişi oturuyorsa ilk kalkan, ilk ölen olabilir? Ya iki kişi aynı anda kalkarsa?

Demek istediğim, onun dersini pek ciddiye almıyorsun ama bir Ravenclaw olduğun için bu derste iyi olman gerektiğini düşünüyorsun. Huh, saçmalık!

İşte tam da bu nedenden ötürü sıkıla sıkıla da olsa kehanet dersine girmek için tonlarca merdiven çıkıyor ve üstüne üstlük kehanet dersinin lanet sınavına çalışıyorsun.

"boy look at you, looking at me."

Sınıfa girdiğin anda gözüne Slytherin'in yakışıklı öğrencisi Kuroo Tetsurou çarpıyor. Dağınık saçları, yüzünden asla düşmeyen yamuk gülümsemesi... Ünlü bir ressamın elinden fırlamış bir resim gibi geliyor sana.

Kehanet dersinde birbirinizin rüyalarını yorumladınız. Açıkçası çok komikti çünkü ikiniz de düzgün bir yorum yapmak konusunda çok kötüsünüz. "Uhm, kitaptan anladığım kadarıyla bir atla beraber evden kaçacaksın?" Gülerek kitabın sayfalarını karıştırdı.

"Maalesef, gelecek tercihlerimin arasında atlara karşı olan korkumu yenmek yok." Omzunu silkerek cevap verdin.

"I know you know how I  feel."

O dersten sonra konuşmaya devam ettiniz ve zamanla birbirinizden hoşlanmaya başladınız. Birbirinizle flört ediyor ve yemek aralarında masalarınızdan birbirinize kaçamak bakışlar atıyordunuz.

Yılbaşında evine gitmek yerine Hogwarts'ta kalacağını öğrendiğinde o da gitmekten vazgeçti ve beraber çok güzel bir tatil geçirdiniz.

Sana uçan kağıtlar gönderir ve her zaman yüzünde ufak bir gülümsemenin oluşmasına neden olurdu. "Hey, dudakların çok parlak gözüküyor."

"loving you is hard, being here is harder. you take the wheel."

Sen, ilişkinizi belli etmekten çekinsen de o, bundan hiç çekiniyormuş gibi durmuyordu. Her fırsatta elleri belinde, ellerinde veya omzunun üstündeydi. Seni, kendisine yakın tutmaktan asla korkmuyordu.

En sonunda safkan takıntısı olan ailesi, oğullarının bir muggle doğumlu, kabaca bir bulanık, ile çıktığını öğrendiklerinde delirme eşiğine geldiler resmen.

Ondan sonraki gün, sabahın erken saatlerinde kahvaltı sırasında içeriye baykuşlar geldi. Ve Kuroo bir çığırtkan aldı. Annesinin ince ve gürültülü sesi bütün salonda yankılandı.

Sonunda işkence bittiğinde Kuroo, kahkaha attı ve sana bir kez daha sarılarak seni öptü.

Bundan asla geri dönmeyecek.

---
sonunda şu bölümü bitirdim.
eğer yirminin üstünde vote gelmezse sinirlerim bozulur

ŞU HİÇBİR ŞEYE BENZEMEYEN BÖLÜMÜ YAZMAK İÇİN KAÇ HAFTA BEKLEDİĞİMİ BİLMİYORUM BİLE

gerçi Yahya Kemal, bir kelime için 10 yıl beklemişti.

bu arada tag you're it'te size yardım eden kişi Bokuto idi. kimse bilemedi ayol.

bir an tereddüt ettim, Bokuto'nun saçları gri miydi diye?

imagine haikyuuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin