21. Bölüm: Biz
İyi okumalar Bücürler 💚💜
***
İnsan, iki zıt duyguyu aynı anda yaşayabilir miydi? Hem bulutların üzerinde uçuyormuşum gibi mutlu hem de yerin dibine girmiş kadar kırgın hissediyordum ve bu iki duyguyu aynı anda yaşıyor olmam imkansız gibi bir şeydi. İki saniye gülüyor sonraki iki saniyede yeniden yüzüm düşüyordu ve bu dengesizlik beni fena çarpmıştı.
Annem odasında şarkı söyleyerek hazırlanırken koridorda durmuş öylece sesini dinliyordum. Sırılsıklam olmasam da eve geldiğimde üzerimde Berke'nin kıyafetleri vardı ama şans bana vurmuş, annem o saniyeler odasından çıkmamıştı. Normalde olsa koşarak yanıma gelirdi.
"Dila neden koridorda dikiliyorsun?" Babam, merdivenlerin başında göründüğünde gözlerimi kırpıştırıp bakışlarımı ona çevirdim.
"Hiç, hiç ya. Dalmışım sanırım. Annem neden hazırlanıyor baba, bir yere mi gidiyorsunuz?" Gidiyoruz diye sormamıştım çünkü genelde ben gitmezdim. Hele ki sınava zaman giderek azalırken hiç ama hiç yerimden kıpırdayamazdım valla.
Annem, odasından el çantasını alıp çıktığında bütün ev halkı koridordaydı. Mavi gözleri beni buldu ve kaşları çatıldı. Daha duş almaya vaktim olmamıştı yani hala buz gibi yağmur damlalarını bedenimde hissediyordum. Tamam biraz abartmıştım ama üşüyordum.
"Sen yağmura mı tutuldun?"
Gözlerimi kocaman açtım ve ellerimi arkamda birleştirip omuz silktim. Anneler beni korkutuyordu, saçımı kurutmuş olmama rağmen nasıl olur da yağmurda ıslandığımı anlamış olabilirdi? Daha yanıma bile yaklaşmamıştı!
"Çok yağıyordu, ıslandım biraz ama şimdi duşa gireceğim. Nereye gidiyorsunuz?" Gözlerim annemle babamın arasında gezinirken babam konuştu.
"Teyzelerin anneannelerine gelmiş, oraya gidiyoruz." Annem hemen ekledi. "Kuzenlerin de gelmişti ama sen şimdi duş alıp yat hemen. Biz de çok durmayız, geliriz. Eğer hasta hissedersen ara bizi. Bir daha yanına şemsiye almadan çıkma sakın."
Şemsiye alsaydım da yine sırılsıklam ıslanacaktım ama bunu tabii ki anneme söylemedim. Uslu bir kız gibi başımı sallayıp onları yolcu ettim ve kendimi duşa attım. Yağmur suyundan sonra sıcak suyun altında olmak beni mayıştırmıştı. Bugün her anlamda karışık bir gündü ve bedenim de bu karmaşada epey yorulmuş, gerilmişti. Neredeyse bir buçuk aydır derbeder gibi geziyordum ve bu beni tüketmişti. Güçlü durmaya çalışmak, her şeyi atlatmış gibi davranmak çok zordu.
Aşk bir anda yok olunacak bir şey değildi ve ben de Berke'yi görmediğim günler çok kötü olmuştum.
Şu an iyiydim. Hala kırgındım ve Berke'nin o 'seni sevmiyorum' dediği anları hatırlıyordum ama bugün bana sayamadığım kez aşık olduğunu söylediği andan beri iyiydim.
Berke Akar bana aşıktı...
Yüzümde aptal bir gülümseme oluştuğunda kendimi onu silmek için zorlamadım çünkü yalnızdım ve biraz olsun mutlu olmak istiyordum. Aptal gülümsememle banyonun kilitli kapısını açtım ve odama doğru ilerleyip evde kimse olmamasına rağmen kilitledim. Yatağın üzerine bıraktığım polar pijama takımı beni biraz olsun ısıtabilirdi belki çünkü hala donuyordum.
Acaba Berke de çok üşüyor muydu?
Üzerimdeki toz pembe bornozun kuşağını çözdüm ve yatağın üzerine bıraktığım eşyaları girip havluyla kısa saçlarımı kurulamaya başladım. Ne kadar donuyor olursam olayım saçlarımı kurutmaya hep üşeniyordum bu yüzden havluyla ıslaklığını alsam benim için yeterdi. Tabii her zaman Berke gelip saçımı kurutamazdı, bu yüzden bir ara üşenmeyi bırakıp saçımı kurutmam gerekecekti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yeşilli
RomanceRüzgar saçlarında dans ederken gözlerimi onun gözlerinden alamıyordum. Çok garipti, sanki daha az önce ondan nefret ediyormuş gibi hissediyordum ama şu an yeşil gözlerine bakarken nefreti hissetmiyordum. "Neden bana öyle bakıyorsun?" Dudakları arası...
