Rüzgar saçlarında dans ederken gözlerimi onun gözlerinden alamıyordum. Çok garipti, sanki daha az önce ondan nefret ediyormuş gibi hissediyordum ama şu an yeşil gözlerine bakarken nefreti hissetmiyordum.
"Neden bana öyle bakıyorsun?" Dudakları arası...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Medya: Dila ve Berke 🫠💖 (Medya açılmadığı için üste koydumm)
Bölüm Şarkısı: Manifest - Yaşanacaksa
İyi okumalar Bücürlerrr 💜💚
***
Etrafımı saran onlarca insan vardı. Hepsinin elinde kitabımı görebiliyordum. Beyaz örtü serili masamın üzerinde kendi kitabımdan sayısız tane vardı. İmza günümdeydim ve herkes tekrar beni bekliyordu.
Dudaklarımdaki tebessüm, kalabalığın ne kadar büyük olduğunu fark edince istemsizce donup kalmıştı. Hayal edemeyeceğim kadar çok kişi sıradaydı. Hatta o kadar çok kişi vardı ki sıranın sonunu görebilmem imkansız gibi gelmişti.
Bu kadar kişiyle konuşmaya nasıl vaktimin yeteceğini düşünüyorken elimdeki Berke'nin aldığı dolma kalemin yazmadığını fark ettim. Kaşlarım istemsizce çatıldı ve dolma kalemi salladım. Henüz çok yeni bir kalemdi, neden bu kadar çabuk bitmişti ki?
"Dila!"
Birinin bana seslendiğini duyduğumda dolma kalemi bırakıp kendimi gülümsemeye zorladım. Berke'nin aldığı kalemin yazmayı bırakması beni üzmüştü ve bu üzüntümü gizlemek için büyük bir çaba sarf etmem gerekiyordu. Konu Berke olduğunda onunla ilgili hiçbir şeyi kaybetmek istemiyordum. Hele ki böyle maneviyatı yüksek bir şeyi kaybetmek, bozmak hiç istemezdim.
Sesin geldiği yöne baktığımda karşıma benim yaşlarımda bir kız çıktı. Simsiyah uzun saçları vardı ve yüzünde hiç hoşuma gitmeyen bir tebessüm vardı.
Yine de ona gülümsedim çünkü elinde kitabım vardı. O da benim okuyucumdu. Herkes aynı gülümsemeye sahip olamazdı.
"Hoş geldin," dedim bana doğru yaklaşırken. Oturduğum yerden kalkıp ona sarılmak için bir hamle yapmıştım ki elindeki kitabımı bana doğru fırlattı. Her şey o kadar hızlı gelişmişti ki kitap karnıma çarpıp yere düşmüş ben de iki büklüm olmuştum.
Karnımda hissettiğim acıyla dişlerimi sıkarken gözlerimi yumdum ve birkaç saniyeyi kendime ayırıp nefesimi düzenlemeye çalıştım. Berke buralarda bir yerlerde olmalıydı. Bu kızı buradan çıkartabilirdi. Berke her zaman imzama geleceğini söylemişti yani şimdi beni kurtarabilirdi.
"Sevgilini mi arıyorsun?" dedi kız alay dolu bir sesle. "Boşuna arama bu sefer o yanında yok. Her şeyi onun yapmasına alıştın tabii ki. Sizin gibilerden nefret ediyorum."
Bastıra bastıra söylediği cümleler, aynı karnımda hissettiğim acı gibi canımı yaksa da acıyı görmezden gelerek dikleştim ve dolan gözlerimi kırparak güçlü durmaya çalıştım. "Kimse benim için bir şey yapmıyor. Bunların hepsini ben başardım!"