35. Bölüm: İyi kiler
Medya: Dila ve Berke ❤️🔥🥰
İyi okumalar Bücürler 💜💚
***
Korkunç kabuslar, güzel anlarımın katili olmak istiyormuş gibiydi. Ne zaman mutlu olsam, iyi bir şey başıma gelse ister istemez bu iyi şeylerin bir gün elimden alınacağını düşünüyordum ama bu düşüncem Berke'nin aşkını aynı damarlarımda gezinen kanmış gibi vücudumda hissetmeye başladığımda zirve bulmuştu.
Karşılıklı aşk çok güzeldi, hayatımın en güzel dönemindeydim ama bir gün her şey biterse korkusu öyle bir şeydi ki pençelerini boğazıma geçiriyor, en güzel dönemimde nefessiz kalmama neden oluyordu.
Şu an geleceğim için büyük bir adım atmıştım. Sevdiğim adamla beraber yaşayacak bir hatta iki evimiz olmuştu. Bunlar gerçekten aklımın ucundan geçmeyecek kadar büyük şeylerdi ve sanırım ben bu büyük şeylerin sonunun kötü bitmesinden deli gibi korkuyordum.
Korkunun ecele faydası yoktu. Gecenin sonunda her zaman güneş doğardı. Kötü anlar bitince yine iyi olacaktım ki ortada kötü bir şey de yoktu.
Sıcak bir nefesi saçlarımın arasında hissettiğimde dudaklarımın usulca iki yana kıvrıldığını hissettim. Az önce ne kadar kötü uyandıysam şimdi de öyle huzurlu uyanmıştım. Uyanalı kaç dakika olmuştu saymamıştım ama bir süredir hareketsizce yatıp Berke'nin uyanmasını beklemiştim.
Sıcak nefesi saçlarımın arasından yüzüme doğru geldi ve minik öpücüklerini yüzüme kondurdu. Gözlerimi saniyesinde açarken kıkırdamadan edememiştim. "Bunlar günaydın öpücüğü mü?"
Yeşil gözleri, gözlerime kenetlendi ve dudaklarını ıslattı. "Hayır. Daha günaydın öpücüğümü almadım."
Dudakları, dudaklarımın üzerine değdiğinde gözlerimi tekrardan kapatıp usulca öpüşüne karşılık verdim. Birkaç ay sonra her sabah onunla uyanacak olma ihtimalim ister istemez karnımdaki kartalların kanat çırpmasına neden oluyordu. Lanet kartallar öyle bir kanat çırpıyordu ki çocuğu yiyecektim.
Berke'nin hoşuna gideceğine eminim kanka.
Dudaklarını ilk çeken ben olmuştum yoksa Berke'nin geri çekilecek hali yok gibiydi. Başımı yastığa yaslayıp tavana bakarken gülümsedim. Dirseğinden destek alarak yan dönmüş beni izliyordu.
"Canın acıyor mu? Ve yine kabus gördün mü? Gerçi görseydin hareketlenirdin ama olsun." Saçlarımı ittirip yüzümü dikkatle incelerken gözlerimi tavandan alıp yeşillerine diktim. Gözlerine bakmazsam yalan söylediğimi düşünebilirdi bu yüzden özellikle bakıyordum. Hem gözlerine bakmadan konuşmayı sevmiyordum.
"Birinci soruya cevabım hayır ama başım biraz ağrıyor. İkinci soruya da cevabım hayır. Bebek gibi uyudum."
"Bebek gibi uyumuş olman bugün hastaneye gideceğimiz gerçeğini değiştirmiyor, Dila Hanım." Berke'nin ciddi sesi kulağıma dolarken hemen yattığım yerden ona doğru kaydım ve yüzünü yüzümle hizaladım. Bugünü doktora giderek heba etmek istemiyorum ve bunun için Berke'yi kandırmam gerekiyordu. Ki bu hiç kolay olmayacaktı.
"İyiyim, gerçekten. Hem hastaneye gidince ne diyeceğiz ki? Kabus gördüm de kötü oldum mu diyeceğim? Bence bununla hiç uğraşmayalım. Ben zaten psikoloğa gideceğim." Kedi gibi bakıp iki elimi de Berke'nin hafif çıkmış sakallı yanaklarına yerleştirdim. Sakalları avucumun içini gıdıklarken bakışlarımı gözlerinden bir saniye bile çekmiyordum. "Lütfen bugünümüz hastanede geçmesin. Bir şeyim yok."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yeşilli
RomansaRüzgar saçlarında dans ederken gözlerimi onun gözlerinden alamıyordum. Çok garipti, sanki daha az önce ondan nefret ediyormuş gibi hissediyordum ama şu an yeşil gözlerine bakarken nefreti hissetmiyordum. "Neden bana öyle bakıyorsun?" Dudakları arası...
