42. Bölüm: Animasyon
Medya: Dila ve Berke 💜🤤 Berke'nin bu fotoğrafıyla aşk yaşıyorum resmen... Dila'nın fotoğrafını da videodan ss aldım aşırı tatlı 🤤💖
İyi okumalar Bücürler 💜💚
***
Ufak bir mutfak alışverişi yapmıştık ve canım hamburger çektiği için evin yakınlarındaki bir hamburgerciden hamburger almıştık. O kadar açtım ki duşa girmeden hatta üzerimdeki rahatsız edici kıyafetlerden bile kurtulmadan mutfak tezgahına oturarak hamburgerimi yemeğe başlamıştım. Berke de aç olmalıydı ki o da hemen yanımda, ayakta durarak hamburgerini yemeğe başlamıştı.
Ev, bıraktığım gibiydi. Hala bir buzdolabı, portmanto ve yatak dışında hiçbir şey yoktu. Berke, evi beraber döşeyelim diye hiçbir şey almamıştı ve bu ister istemez beni gülümsetiyordu. Resmen hiçbir şeyin olmadığı bir evde bir haftadır yaşamaya çalışıyordu. Berke'yi ısırmamam için hiçbir nedenim yoktu.
Yine de Berke'yi ısırmak yerine hamburgerimi ısırmaya devam ettim çünkü sabah, kahvaltı niyetine yediğim simit dışında hiçbir şey yememiştim ve çekimde saatlerimizi harcamış, bir de üstüne epey efor sarf edecek bir şeyler yapmıştık. Aç midem, ağzıma birkaç lokma bir şeyler girdiği için sevinçten gurulduyordu valla.
"Ampul aldın mı?" diye mırıldandım ağzımdaki lokmayı çiğneyip yuttuktan sonra. Berke, başıyla beni onayladı ama hamburger yediği için ses çıkartmamıştı. Birkaç saniye sonra lokmasını yutup boğazını temizleyerek konuştu. "Aldım ama takmaya vaktim olmadı. Biraz sonra takarız."
"Takarız da boyun ermez ki. Sandalyemiz de yok," dedim düşünceli düşünceli. Tamam, Berke epey uzun boyluydu ama yine de eremez gibiydi.
Berke, alaylı bir şekilde güldü ve elindeki hamburgeri paketine bırakıp dikleşerek önüme geldi. Kapı gibi tam önümde dururken iri cüssesine mi yoksa yüzüne mi baksam bilemedim. Gerçi yüzüne bakmak için Everest'e tırmanırmış gibi başımı kaldırmam ve bir nevi ona tırmanmam falan gerekiyordu.
"Sence sandalyeye ihtiyacım var mı?"
Yutkundum ve başımı kaldırıp yüzüne baktım. Tezgahta oturmuş olsam bile yüzüne bakmak için başımı kaldırmam lazımdı ne yazık ki.
"Sanırım yokmuş," diye mırıldandım tekrardan hamburgerimi kemirmeye dönerken. Berke, tekrardan alayla gülüp ellerini tezgahın iki yanına yaslayarak bana doğru eğildi. Başımı onun eğilmesi sayesinde aşağı indirirken tek kaşını kaldırmış ve dudaklarında alaydan oluşan tebessümü belli olan Berke'ye kaçamak bir bakış atmıştım.
"Artık senin şu sanırım kelimesini hayatından çıkartman lazım." Yakıcı yeşilleri yüzümün her noktasını inceledi ve ellerinden destek alarak doğruldu. İri cüssesi benden uzaklaşırken bakışlarımı ondan çekmeden hamburgerimi yemeğe devam ettim. Muhtemelen sincaba benziyordum ama açtım ve neye benzediğimi umursayacak halde değildim.
Neredeyse ampul yuvasına değecek başını gördüğümde yine beni haklamıştı ne yazık ki. Herkesi kendim gibi kısa sanmayı acilen bırakmam gerekiyordu.
Bakışlarımı kaçırıp bütün odağımı hamburgerime verdiğinde gülüşü boş mutfağımızda yankılandı ve tekrardan yanıma gelip hamburgerini yemeğe döndü. Neyse ki beni sinir etmemiş, aç midesini doyurmaya dönmüştü. Gerçi, elbet beni sinir edecek bir şey bulurdu da neyse.
Kendi hamburgerim bittiğinde tezgahın kenarında kalan telefonuma uzandım ve şifreyi girip Instagram'a girdim. Yoldayken konuyu açmak istemediğim için şimdi açacaktım. "Bir şey fark ettin mi?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yeşilli
RomanceRüzgar saçlarında dans ederken gözlerimi onun gözlerinden alamıyordum. Çok garipti, sanki daha az önce ondan nefret ediyormuş gibi hissediyordum ama şu an yeşil gözlerine bakarken nefreti hissetmiyordum. "Neden bana öyle bakıyorsun?" Dudakları arası...
