40. Bölüm: Modellik
Medya: Dila ve Berke 🤤
İyi okumalar Bücürler 💜💚
***
Berke'den;
Kafamı dağıtmak için adeta kaçarak geldiğim İstanbul'da aklımı Dila'nın yanında bırakmış gibi hissediyordum. Her günün diğer günden daha boktan olmasına sıkılmıştım ve her şeyden uzaklaşıp daha iyi hissedebileceğimi düşünerek buraya, İstanbul'a gelmiştim ama iyi hissettirmekten çok eksik hissettiriyordu.
Hayatımın her döneminde birçok sorunla yüzleşmiştim. Daha çocukken ve hiçbir şeyi bilmezken ailemin neden beni sevmediğini düşünür, bunun benim suçum olduğunu sanırdım. Sonrasında tek sevilmeyenin ben olduğumu anlamış ve sorunun bende değil de onlarda olduğunu anlamıştım. Hayatımın her döneminde sorunun kaynağı ailem olacak o kişilerdi. Onlar yüzünden normal bir hayatının nasıl bir şeye benzediğini bilmiyordum.
Yine de kaçıp geldiğim İstanbul bana iyi şeyler hissettirmekten çok daha da kötü hisler yüklüyordu. Sadece on beş günlüğüne burada olacaktım ama yine de Dila'sız bu on beş günün bana cehennemdeymişim gibi hissettireceğini biliyordum.
Yüzüme yapılan makyaj bittiğinde hiçbir şey söylemeden sandalyeden kalktım ve kıyafetin üzerine bir şey dökülmesin diye koydukları ince havluyu çıkartıp makyaj masasının üzerine bıraktım. İçerideki koşuşturmaya rağmen yavaş adımlarla boştaki koltuğa ilerlemiştim. On beş gün boyunca her gün çekimim vardı. Bu da en az sekiz saatimin kamera karşısında geçeceği anlamına geliyordu. Şu an başkası çekimde olduğu için kendimi koltuğa bıraktım ve başımı koltuğun arkasına yaslayıp gözlerimi yumdum.
Düşünmek istemediğim şeyler, gözlerimi kapattığım an zihnime dolarken burnumdan sert bir nefes vermiştim. Şimdiye kadar böyle bir şey yaşamamıştım ki yaşasaydım da gram sikimde olmazdı. Eğer arkadaşlarımdan biri Ece'ye falan aşık olsaydı kesinlikle umursamaz, istediği gibi hareket etmesini söylerdim ama konu Dila olunca kendimi hem aşırı kıskanç hem de aşırı güçsüz hissediyordum.
Dila benim zayıf noktamı ortaya çıkartmıştı ve o zayıf noktamın ta kendisiydi. Onunla kendimi bulduğumu hissetsem de beni güçsüzleştirdiğini ve umursamazlığımı yok ettiği de bir gerçekti. Eski Berke'nin yıllardır üstüne çalıştığı her şeyi birkaç ay içinde yıkıvermiş ve beni güçsüz bırakmıştı.
Şimdiyse aslında umursamamam gereken şey yüzünden kafayı yiyordum. Alkın'ın hislerinin gerçekten küçük olup olmadığını ya da hala bir şeyler hissedip hissetmediğini bilmiyordum ama yine de yüzünün ortasına yumruğumu geçirecek kadar öfkeli ve bir o kadar da ona kızgındım. Eğer en başından her şeyi söyleseydi şu an benim için daha kolay olacaktı.
"Berke'ydi, değil mi?"
Tanımadığım ve hiç umurumda olmayan bir kızın sesini duyduğumda gözlerimi bile açmadan konuştum. "Aynen."
Koltuğun ucuna oturduğunu hissettim ama yine de bakışlarımı ona çevirmedim. Kim olduğunu ya da ne zırvalayacağını hiç önemsemediğimi buradan anlamış olabilirdi. Ne bir kızla ne de bir erkekle konuşmak istiyordum. Tek istediğim gözlerim kamaşana ve zihnim kendini imha etme seviyesine gelene kadar fotoğraf makinelerinin önünde durmaktı.
"Geçen gün yayımlanan fotoğrafları gördüm. Çoğu eski modele taş çıkartacak kadar özgüvenlisin." Sesindeki bariz beğeniyi anlamamak için salak olmam gerekiyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Yeşilli
RomanceRüzgar saçlarında dans ederken gözlerimi onun gözlerinden alamıyordum. Çok garipti, sanki daha az önce ondan nefret ediyormuş gibi hissediyordum ama şu an yeşil gözlerine bakarken nefreti hissetmiyordum. "Neden bana öyle bakıyorsun?" Dudakları arası...
