36. Bölüm

663 32 880
                                        

36. Bölüm: Minik Bir Bar Meselesi 

İyi okumalar Bücürler 💜💚

***

"Erkeklerin de bu gece bir araya toplanması hiç iyi olmadı." Deniz, elinde sıkı sıkıya tuttuğu çikolatasından hırsla ısırdığında ben de ona başımı sallayarak eşlik ettim. Geçen seferki pavyon aman meyhane maceralarındaki dansözler aklıma geldiğinde bile sinirlerim bozuluyor, o ortamda nasıl kaldıklarını düşünmeden edemiyorum.

"Neden öyle diyorsun ki? Onlar da sakin bir şekilde oturacaklarmış işte." Aden saflığını bütün samimiyetiyle gösterirken bütün her şeyi bilen ben ve Deniz birbirimize kısaca baktık. Bartu varken sakin bir şekilde oturacaklarına olan inancım resmen sıfırdı.

"Geçen sefer sakin bir şekilde oturduklarında ne olduğunu bilmiyor musun cici kız?" Deniz, çikolatasını bırakıp o anı kendine hatırlattı sanırım ve sesli nefes aldı. "Meyhaneye dansöz geldi. Evet, çok sakin oturmuşlar cidden. Çocuk şubeye şikayet edecektim hepsini çünkü bir Berke'nin yaşı tutuyordu!"

"Berke'yi de direkt nezarete atsalardı keşke," diye lafa girdiğimde Deniz koluyla benim koluma vurdu.

"Hadi hadi kıyamazsın sen yine de Berke'ne. Tamam bombayı atıp kaçtın da artık biraz olsun anlatsan mı neler olduğunu acaba?" Deniz yine konuyu Berke ve benim bir şeyler yaşadığımız ana getirirken kaseden aldığım mısırlar resmen boğazımda kalmıştı. Boğulmamak için birkaç defa öksürdüğümde, Aden kurtarıcı meleğimmiş gibi sırtıma birkaç defa vurdu.

"Yani," diye mırıldandım ama sesim bir yavru kedinin miyavlamasına eşdeğerdi. Yanaklarımda bir volkan var olmuş gibi hissediyordum çünkü sıcaklığı bütün yüzümü kaplıyor ve beni daha da utandırıyordu. Tamam yaşarken utanmak normaldi de anlatırken bu kadar utanmak da neyin nesiydi acaba? Ki yaşarken bu kadar utanmadığıma da emindim! "Of neyini anlatayım ya? Oldu işte bir şekilde."

Aden önündeki baharatlı cipsten yemeği bırakıp şaşkınca bana baktı. Tabii o daha yeni öğreniyordu ve şaşırması çok normaldi. "Aa siz bir şeyler mi yaşadınız?"

"Oho kızım sen baya geride kalmışsın. Yaşamışlar ama Dila'nın ağzından laf alamıyoruz." Deniz bana bir bakış attığında kaşlarımı çatmadan edemedim.

"İstersen her detayı anlatayım?" Zihnimden geçen kelimeleri söyleyip söylememe arasında giderken söylemeye karar vermiş ve ses desibelimi düşürmüştüm. "Ne anlatayım ya? Şöyle tuttu şöyle sok- Tövbe!"

Aden gözlerini kocaman açtığında birkaç ton daha kızardım ve gözlerimi yumdum. Deniz neşeyle gülerken ben gülmüyor, dediklerime utanıyordum. Beni de delirtmişlerdi sonunda ve güzel delirmiştim bence.

"Tam olarak böyle anlatman gerekiyordu ama neyse. Bari korundunuz mu yoksa kendimi teyze olmaya hazırlayayım mı onu söyle." Deniz'in epey açık sorusu tekrar öksürük krizine girmeme yol açarken Aden benim yerime Deniz'in dobralığına laf etmiş, beni bu eziyetten kurtarmıştı.

"Biraz daha sakin mi sorsan acaba? Kız boğuldu da." Aden'e uzanıp ona kısaca sarıldım. Üzerimizde pijamalarımız vardı ve hepimiz uyumlu giyinmiştik. Üç tane ayı vardı; biri beyaz, biri kahverengi, diğeri de siyah beyaz. Ben beyazdım, Aden kahverengi, Deniz de siyah beyaz olan. O kadar şirindik ki kelimelerle tarif edemiyordum. Popomuzda ponpon şeklinde kuyruğumuz bile vardı.

"Boğulmaz o ya. Merak etme alışık o benim açık sözlülüğüme." Açıktım da daha önce bana hiç böyle bir soru sorulmadığı için haliyle şaşkınlıktan boğulmuştum ama artık alışmam lazımdı çünkü Deniz'le arkadaşlığımız boyunca bu tarz sorulara maruz kalacaktım. Yani bütün hayatım boyunca...

YeşilliBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin