32. Bölüm

703 42 1K
                                        

32. Bölüm: Sürpriz

Medya: Dila ve Berke ❤️‍🔥🥵 Bir çifte anca bu kadar siyah beyaz yakışırdı. Aşık oldum yemin ederim. 🥵❤️‍🔥

İyi okumalar Bücürler 💚💜

***

Berke'nin tam anlamıyla iyileşmesi bir haftayı bulmuştu. Açıkçası hasta olduğunu banyodaki yakınlaşmamızdan sonra, bunu düşündükçe bile nefesimin kesildiğini hissediyordum, yok olduğunu düşünmüştüm ama cidden hastaydı ve tamamen iyileşmesi bir haftayı bulmuştu. Banyoda nasıl iyileşti konusunda zihnimde mükemmel fesat cevaplar dönüyordu ama onları susturuyordum.

"Bartu!" Benden kaçtığına emin olduğum Bartu'yu sınıfın açık kapısının önünden geçerken gördüğümde oturduğum öğretmenler masasının üzerinden atlayıp far görmüş tavşan gibi bana bakan Bartu'ya doğru ilerlemeye başladım.

Yeşil gözleri gözlerimi bulduktan sonra kocaman açmış ve bir anda arkasını dönüp koşuvermişti. Dudaklarım aralık bir şekilde kapı eşiğinde kalırken peteğe yaslanmış Aden bana seslendi. "Hala kendini kötü hissediyor. Berke'nin dedikleri çok dokunmuş Bartu'ya."

Bartu, bir hafta kadar önceki yakınlaşmamız hakkında can sıkıcı espriler yaptığı için Berke'nin sert ve keskin cümlelerini duymuştu. O günden beri yüzüme bakamıyor ve beni görmezden geliyordu. Suçlu hissetmesini anlıyordum ama bir hafta geçmişti ve artık Berke ona kızgın değildi. Dersini de almışa benziyordu, bence kaçmasına hiç gerek yoktu.

"Bu böyle olmaz ama. Özledim onunla olan arkadaşlığımızı." Yanaklarımı şişirip tamamen Aden'e döndüğümde sesli bir nefes aldı.

"Nasıl kafasına taktıysa neşeli bile davranmıyor. Ben de özledim eski Bartu'yu."

Belime sarılan kollarla beraber bir bedene çekildiğimde başta ne olduğunu kavrayamamıştım ama Berke'nin tanıdık kokusu burnuma dolarken o olduğunu anlamış, hemen başımı göğsüne yaslayıp gülümsemiştim. Bartu konusunda ne kadar kötü hissetsem de Berke'nin sarılmasına gülümsemeden duramıyordum.

Kollarını sıkı sıkıya belime dolayıp yanağıma minik bir öpücük kondurduktan sonra konuştu. "Ne olmuş Bartu'ya?"

"Hala benimle konuşmuyor. Hatta konuşmamayı bırak kaçıp gidiyor. Bir hafta oldu ama geçmiyor kaçması." Oyuncağı elinden alınmış minik bir çocukmuşum gibi konuştuğumu ve Berke'ye, Bartu'yu şikayet ettiğimi hissediyordum ama elimde değildi. Bartu'yla arkadaşlığım diğerlerine oranla daha farklıydı ve Bartu kaçtıkça bu arkadaşlığımızı çok özlüyordum.

Kollarını belimden çekip benden uzaklaştığında başımı hemen ona çevirip yüzüne baktım. Hastalıktan mıydı yoksa başka bir şeyden miydi bilmiyordum ama sanki zayıflamış gibiydi. Oysaki bir hafta boyunca resmen evden ona yemek taşımıştım. Neyse ki uykusuz değildi artık.

Dudaklarını ıslatıp sesli bir nefes aldı ve bir elini pantolonunun cebine yerleştirip kısaca Aden'e baktıktan sonra bana bakarak konuşmaya başladı. "Hatasının farkında olduğu için kaçıyor senden ama bu kadar saçmalık yeter artık. Dayak istiyor bu aptal."

"Farkında mısın bilmem ama ben Bartu'nun kız arkadaşıyım ve seni duyabiliyorum." Aynı anda Aden'e çevirdik bakışlarımızı.

"Bartu'nun dayak istemediğini mi düşünüyorsun?"

Aden yaslandığı yerden doğrulup bize birkaç adım attı. Berke'ye bakmak yerine bana bakıp gülümsedi ve başını iki yana salladı. "Bence Bartu'yla yalnız konuşman gerek. Eminim dayaktan daha iyi bir çözümdür konuşmak."

YeşilliBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin