38

3.7K 223 148
                                        

Ertesi gün, Ali grup terapisine götürmek için beni almıştı.

Hastanede kullanılmayan bir odayı grup terapisi yapmak için ayırmışlardı ve daha yeni başlıyorlardı. İçeride çok bir şey yoktu; hatta hiçbir şey yoktu. Beyaz boyayla boyanmış, küçük bir odaydı sadece. Odanın içerisinde sandalyeler dizilmişti. Toplamda on beş kişiden oluşan grubun başında, bir doktor bulunuyordu. Onun yanında, onun korumaları gibi başında dikilen iki hemşir vardı. Hemşirlerden biri Ali'ydi ve gözlerini resmen hiç çekmeden bana bakıyordu.

Oturan kişilerden sadece Asaf'ı tanıyordum. Gözlerini arada dikip bana bakanların arasında o da vardı. Onu, Berat için kendini feda ettiğinden beri ilk defa görüyordum. Eskisinden bir tık daha kötü bir halde görünüyor olsa da, çok bir değişim göremiyordum. Bana öfkeli miydi, açıkçası anlayamıyordum.

Doktor, dün zaten başladıklarını ve neredeyse herkesin konuştuğunu söyledikten sonra bakışlarını bana çevirmişti. Benim hiç konuşmadığımı da ekledikten sonra, hikayemi merak ettiğini söylemişti.

Odada duran herkesin bakışları bana dönünce gözlerim Ali'ye çevrildi. Sanki gözlerindeki hareler daha da koyulaşmış, yüz hatları sertleşmeye başlamış gibiydi. Onunla daha biraz önce seks yapmamışım gibi bir kinle beni süzerken, sadece bir defa başını salladı. Konuşmamı istemiyordu ama ben onun sahipli köpeği değildim; ''kalk'' değince kalkacak, ''otur'' değince oturacak biri değildim.

Dudaklarımı ayırıp konuşmaya başlayacakken, Ali doktora eğilip, ''Doktor, bir mola verebilir miyiz? Hastaların bazı ihtiyaçları varmış da,'' dedi; bir dakika bile kaybetmeden. Gözlerindeki hırs görülmeye değerdi.

Doktor saatine bakarak başını salladı. Tam herkes ayaklanmaya başlamışken, ''ben konuşmak üzereydim,'' dedim. Doktor, yerinde kalarak bana baktı. Şaşırmıştı; benim konuşmak isteyeceğimi asla düşünmüyordu.

''Moladan sonra devam edersin.'' dedi, Ali sabırsızca ama içten içe öfkeden deli gibi titrediğini görebiliyordum. Gülümsedim sadece. ''Moladan sonra konuşmam ama.'' dediğimde gözlerinin önü kararır gibi oldu. Sanki etrafında kimse yokmuş gibi üzerime atlayıp beni bir süre hırpalayıp kendime getirecekti ama adımını attığı anda kendine gelerek yerinde durmuştu.

''Eğer seni tanıyorsam, dediğini de yaparsın, Sıraç. Tamam, konuş bakalım. Sen konuştuktan sonra mola veririz biz de.''

Ali tekrar tekrar başını sallarken, ona bakmamanın benim için daha hayırlı olacağını fark ettim. Doktora bakarak konuştum bende. Ben onların bilmediği bir şey söylemeyecektim; zaten haykırarak anlattığım gerçeği, şimdi sakince dile getirecektim.

''Akşam vaktiydi. Annem yemek hazırlamak için mutfağa gitmişti. İki kız kardeşimle birlikte, televizyon izlerken yemeğin olmasını bekliyorduk. Sonra hepimizi yerinden kaldıracak güçte kapımızın çalındığını duyduk. Öyle şiddetli çalıyordu ki, küçük kız kardeşim ağlamaya başlamıştı. Kapının çalışı her artmaya başlayınca içimizdeki korku da katlanarak artıyordu. Konuşmuyorduk ablamla. Bakışlarımızla birbirimizi anladığımız için konuşma gereği duymuyorduk. Benim yapacağımı yapıp kapıya ilk o yönelmişti ama ben onu durdurup anneme bakmasını söylemiştim çünkü annem mutfağa girdiğinden beri sesi çıkmıyordu. Garipti. Hepimiz bir kapının çalışıyla ayaklanırken, annemden ses bile çıkmaması garipti.'' Burnumu çektiğimde ağladığımı fark ettim. Aldırmadan devam ettim. Bakışlarımı ellerime çevirdim ve kimseye bakmadan hikayemi anlatmaya devam ettim. Odadan çıt bile çıkmıyordu. Hikayemi anlatmaya başlarken, birkaç kişinin ''Katil, anne katili, kardeş katili...'' diye sıraladıklarını duysam da, şuan kimseden çıt çıkmıyordu.

''Ablam bu sefer anneme doğru yönelmişken, kız kardeşimin yerinden kıpırdamamasını tembihledikten sonra kapı deliğinden dışarı baktım. Ablam, gelen kişiyi merak ettiğinden dolayı duraksayıp tepki vermemi beklemişti. Sanki delikten baktığım ilk anda dört gözlü bir canavarla karşılaşacağımı düşünmüştüm. Ya da elinde bıçağı olan bir katille. Hiçbiri değildi.

HASTA~ GAYBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin