41

2.8K 176 61
                                        

Huzurlu bir kahvaltı yapmayı umuyordum, ancak sanki Tanrı bile bir deliler hastanesinde bu dileğimi görmezden geliyordu. Kargalar henüz bokunu yemeden, kaçış grubu yine benim masama toplanmıştı. Her zaman olduğu gibi, diğerleri kahvaltısını bitirmiş olarak geliyor ve konuşurken sürekli benim tabağımdan bir şeyler alıyordu. Ne doğru düzgün yemek yiyebiliyordum ne de huzur bulabiliyordum. Yine de bu kaçıştan vazgeçmezdim ama düşündüğümden çok daha zor bir işti.

"Haftaya kaçıyoruz,"
Berat'ın söylediği şeyle çatalım elimden kayıp düşmüştü. "Cumartesi günü başlamamız lazım."

"Neden bu kadar erken bir tarih?" derken, aynı zamanda ağzımdaki ekmeği çiğnemekle meşguldüm. Kısa boylu olan, çıplak elleriyle yeşil zeytinime uzandı. Ona sadece kötü kötü baktım; ama bakışlarımdan hiç etkileniyor gibi durmuyordu.

"Birilerinin daha çok kalmaya niyeti var galiba?"

Cesur, gülerek saçımı okşamak için elini kaldırdığı anda, kolumla saçlarımı kapatmaya çalıştım. Eli havada durdu, kaşları hafifçe kalktı ve etkilenmiş gibi bir ifadeye büründü. "Eğitimli köpeğimiz öğreniyor sonunda."

İkinci bir köpek imasiyla daha çatalım kaldırıp eline batırmak için hazırladığım da, Berat hızlı davranarak elimden tutmuştu çatalı.

"Bırakın ikiniz de atışmayı, gördüğünüz gibi ciddi bir şeyden bahsediyoruz."

Cesur, yapmak üzere olduğum şeyden dolayı öfkeyle gözlerini kısarak baksa da, Berat'ı dinleyerek bir şey yapmadı.

"Biraz daha beklemenin anlamı yok. Hafta sonu olmasının sebebi de, Asaf'ın grup terapisi dışında, bir hafta sonları buralarda olabilmesi. Aksi takdirde aşağı inip onu almamız imkansız."

"Size gerçek düşüncemi açıklamak istiyorum çocuklar," diyerek ağır abi gibi söze başladı yaşlı adam. "Planımız çok boktan."

Kaşlarım çatıldı, hepsi meraklı bir ifadeyle yaşlı adama bakmaya başlamışlardı. "Hepsini bir odaya çağırıp, geleni bayıltmak biraz fazla saçma. Birinci sebep, elbette çağırdıklarımızın hepsi aynı yerde bulunmuyor ya da tek başına oldukları anlar olmuyor. İkinci sebep, birinin görme ihtimali var. Üçüncü ve asıl saçma olmasının sebebi..."

"Cesur?" Diyerek sessizce tahmin yürüttüğümde Cesur'un kafası bana çevrilmişti. Yine pek mutlu görünmüyordu.

"Kameralar." diye düzeltti yaşlı adam.

"Peki, ne yapabiliriz ki başka?" Dedi Berat, kollarını birleştirerek masaya daha da yaklaşmıştı.

Gerilerek etrafıma baktım. Ali, normalde hafta sonları bu katlarda olmuyordu, daha çok aşağıdaki katlarla ilgileniyordu ama hafta içi mutlaka burada olurdu. Yemekhaneye girmese bile ihtimal vardı ve sadece ihtimalinin olması bile beni korkutuyordu.

Beni seviyor olabilirdi ama daha önceki uyarıları şimdi de geçerliydi ve ben ne kadar dik başlı olursam olayım, kararını asla değiştirmiyordu.

"Başka..." diye düşündü yaşlı adam ve uzun bir sessizliğe gömüldü. Kaşları hafifçe çatılmıştı.

"Ayrılabiliriz," dedim, onlara bile bakmadan. Omuzlarımı hafifçe silktim. "Yani, illaki bir arada olmak zorunda değiliz ki. Böyle olunca bulunma riskimiz daha yüksek."

Sesim sakindi ama içimde bir huzursuzluk vardı. Elimi farkında olmadan masanın kenarına vurdum.

"Dinliyoruz," dedi yaşlı adam.

Hızlı düşünmek zorundaydım, başka seçeneğim yoktu. Kaçmak istiyordum ve sırf Ali yüzünden plan sabote olursa, içimizden biri kesin ölürdü. Çünkü eğer beni engellemeye kalkarsa, onu öldürebilirdim. Ya da ikinci ihtimal… Denerken ölürdüm.

HASTA~ GAYBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin