Alarm durmadan deli gibi çalmaya devam ederken aklımda tek bir düşünce vardı: Tam olarak neden çalıyordu?
Bir üniformanın kayıp olduğunu mu anlamışlardı? Hayır, bunun için alarmı çalmazlardı.
O zaman kameraların kapandığını fark etmişlerdi… Bilmiyordum. Bu ihtimal dahilindeydi ama daha ciddi bir şey düşünürsek...
Kafamı kaldırıp etrafıma göz gezdirdim.
"Burada bekleyin," dedim, sesim ne kadar sakin kalmaya çalışsa da içimdeki huzursuzluk bunu yansıtıyordu.
Tam adımımı atacakken Cesur anında kolumu kavradı, tutuşu sertti ve hareketimi engelledi. Gözleri öfkeli, çenesi sıkılıydı.
"Bizim arkadaşlarımız yakalandıysa bizim bakmamız lazım," dedi, sesi keskin bir bıçak gibiydi.
Asaf, kaşlarını çatıp hızla ne yapacağını düşünmeye başladı. Gözlerim ona kaydı, endişesini belli etmese de bedeninin hafifçe gerginleştiğini görebiliyordum.
"Birlikte gidelim. Belki daha fazla kişi gerekebilir," dedi sonunda.
Başımı sallayarak Asaf’ın peşine takıldım. Ama Cesur’un üzerimdeki bakışları ağırdı.
"Seninle bir derdim yok, bana şu kötü bakışını atmayı kes," dedim, sabrım tükeniyordu.
Cesur gözlerini kıstı. "Hasan benim oda arkadaşımdı."
Hasan?
Elbette ki, Baran’ın arkadaşıydı.
"Neye inanmak istiyorsan ona inan," diye söylenirken sesimde yorgunluk vardı. "Artık açıklama yapmaktan bıktım."
"Susun," dedi Asaf, arkasına bile bakmadan. Kapı koluna dokunmadan önce bir ses duydum. Biri mırıldanmaya başlayınca şok içersinde arkamı döndüm.
Lanet olsun, bayılttığımız adam, ayılmaya başlıyordu.
"Siktir,"
"Çabuk yerdeki kıyafetinizi yırtıp ip yapın. Acilen!"
Bu sefer Cesur'la atışmadan Asaf'ın dediğini yaptım. Vücudum öyle geriliyordu ki, başka bir şeyi düşünmeye başladım.
"Sakin ol, Sıraç." Dedi Asaf sertçe. "Ve hızlı ol." Kaşlarımı çatarak yaptığım işi iyi görmeye çabaladım.
Kaçmak istiyordum. Kaçmak istiyordum. Sakin olmalıydım. Aslında kimseyle kaçmak istemiyordum, sadece kendim çıkmak istiyordum.
Sonunda Cesur bir ip hazırladığında elimdeki kumaşı alıp kendi yaptığı kumaşa bağlamaya başladı. Hemşire biraz daha yüksek seste mırıldanmaya başlarken Asaf hızlı davranıp onun ağzını kapadı.
Cesur, adamın ellerini bağlamaya başlarken adamın tamamen uyandığını gördüm. Can havliyle çırpınmaya başlıyordu ama bizimkiler kadar güçlü değildi.
Cesur, onun ellerini ve ayaklarını bağladı. "Bağırmayı denersen boynunu kırarım." Kafasıyla Asaf'a işaret verince Asaf adamın ağzını açtı. Adam hemen bağırmaya hazırlanırken Cesur, onun ağzını kapadı.
"Bu seste duyulur sanki sesin aptal herif." Adamın başına vurup ayağa kalktı. Tam o anda alarm kesilmişti.
Adam hala çırpınmaya devam ediyordu ama onu tamamen bağladığımız için asla duyuramazdı sesini.
Asaf, kapı koluna attığında içimde garip bir his uyandı ama duraksamadan dışarı adım attık.
"Senin sevgilin gelip bizi çıkarabilir. Ne dersin Sıraç?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HASTA~ GAY
Novela JuvenilRuh ve sinir hastalıkları hastanesi. BxB +18 sahneler mevcuttur!!!
