50

2.5K 154 51
                                        

Birkaç hemşire bize bakarak yanımızdan geçmişti, ancak bizi fark eden bir hemşir durunca yerimde kalakaldım.

Ali, yürüyüp gitmeye hazırlanırken beni fark edince öfkeyle soluk alıp verdi. Bakışları yanımdaki Asaf'a kaydığında çenesini sıkarak sakin kalmaya çalıştı.

Niyeti yürüyüp gitmekti… Umursamamak. Daha önce bunu yapabilmişti, ama şimdi kendine hâkim olamayarak bize doğru ilerledi.

Ali'nin adımları yere sertçe basıyordu, sanki her adımında içindeki öfkeyi bastırmaya çalışıyordu. Yanımıza vardığında durdu, gözleri bir an bile benden ayrılmadı.

Kolumdan sertçe tuttuğunda acıyla inledim, ama Ali'nin parmakları hiçbir gevşeme belirtisi göstermedi.

Asaf, aniden bir gölge gibi hareket etti, öfkeyle Ali'ye doğru yürüdü. O yaklaştıkça Ali'nin kavrayışı çözüldü, parmakları bile isteksizce bileğimden kaydı. Ama bakışları… O hâlâ bende kilitliydi.

Serhat bir adım geride durmuş, ellerini cebine sokmuştu. Bakışları gergindi, ama yüzüne kayıtsız bir ifade yerleştirmişti. Sanki bu olanların bir parçası değilmiş gibi. Ama parmakları cebinde hafifçe kıpırdadı. O her şeyi sayardı, sinirlendiğinde bile.

Asaf, Ali'nin tam karşısına dikildi. Gözleri öfkeyle daralmıştı. "Gören aşık sanacak, Ali. Yapma bence bunu."

Ali başını hafifçe yana eğdi, yüzüne sahte bir hayranlık ifadesi oturdu. "Senin cesaretin hayret ettiriyor doğrusu."

Asaf'ın dudakları hafifçe gerildi, neredeyse bir gülümseme ama daha çok diş gösteren bir tehdit gibiydi. "Buranın kazananı sensin. Bakalım dışarıda kim galip gelecek."

Ali, bir adım daha attı, sesi düşmanca bir fısıltıya dönüştü. "Lütfen beni bul." Gözleri Asaf'ın her hareketini tarıyordu, dudaklarında belli belirsiz bir gülümseme vardı. "Çünkü sende tam olarak deli cesareti var."

Serhat, gözlerini devirdi ama sessiz kaldı. Parmakları cebinde saymayı sürdürüyordu, neredeyse ritmik bir şekilde.

Asaf, dişlerini sıkarak öne eğildi. "Seni öldürürüm."

Ali gözlerini kırpmadan baktı, sonra neredeyse sıkılmış bir ifadeyle başını salladı. "Bunu söylerken bile tereddüt ediyorsun. Gerçekten Asaf, daha korkutucu olabilirsin."

Asaf gözlerini kıstı. "İstersen deneyeyim."

Ali'nin dudakları alaycı bir kıvrımla gerildi. Bir adım attı. "Eğer gerçekten yapabilecek olsaydın, bunu söylemezdin. Doğrudan yapardın."

Asaf kaşlarını çattı,  Ali bunu fark etti ve gülümsemesi biraz büyüdü.

"Sana ne komik geliyor?" diye sordu Asaf.

Ali, hafifçe omuz silkti. "Beni gerçekten öldürebileceğini sanman. O kadar sevimli ki neredeyse inandırıcı."

Asaf bir adım daha yaklaştı. "Denememi ister misin?"

Ali'nin ifadesi değişmedi ama bakışları daha da keskinleşti. "Birini gerçekten öldürmek için önce kendini ikna etmen gerekir. Sen hâlâ o aşamada değilsin."

Asaf kaşlarını çattı ama Ali geri çekilmedi.

"Ya da öyle misin?" Gülümsemesi tehdikârdı. "Söylesene," dedi sesini yavaşça alçaltarak. "Ablanı nasıl öldürdün?"

Asaf'ın yüzündeki tüm renk çekildi, kasları kasıldı. Gözbebekleri hızla büyüdü, nefesi düzensizleşti. Birkaç saniyeliğine olduğu yerde donup kaldı.

Serhat, aniden başını kaldırdı. Parmakları durdu, yüzündeki kayıtsız ifade hafifçe çatlandı. Ali'ye keskin bir bakış attı ama müdahale etmedi.

HASTA~ GAYBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin