55

2.2K 144 92
                                        

"En azından mayonez koyduğun için sağ ol." Ali, elindeki kaseyi umursamazca yere bıraktı, bileklerindeki kelepçeler metalik bir tınıyla birbirine çarptı. Kaşığını sallayarak devam etti. "Mayonezle bok gibi oluyor ama olsun."

Savaş, kaşlarını çatarak ona döndü, yüzü gergindi. "Sesini fazla yükseltme. Evde sadece benim kaldığımı düşünüyorlar." Sandalyeye yaslandı, sesi sabırsızdı. "O gün sesini duyan karşı komşu kadına kendi kendime konuştuğumu söylemek zorunda kaldım. Şizofreni hastası olduğumu sanıyor."

Ali kahkahayı patlattı, kaşığını kaseye bırakıp kelepçeli ellerini havaya kaldırdı. "Kaçırmasaydın oğlum beni."

Savaş gözlerini devirdi, dişlerini sıkarak burnundan sinirli bir nefes verdi. "Sanki keyfimden kaçırdım." Sandalyeye yaslandı. "Sana çok bayıldığım söylenemez."

Ali başını yana eğip pişkin bir gülümsemeyle göz kırptı. "Yazık oldu o zaman, çünkü ben sana bayıldım."

Savaş'ın kaşları seğirdi, ellerini yumruk yapıp masaya vurdu. Ali'nin kelepçelerinin zinciri hafifçe şıngırdadı.

Ali, Savaş'ın sinirini daha da germekten keyif alıyormuş gibi kelepçeli bileklerini kaldırıp havada salladı. "Zorla dama oynattığın o günleri ne çabuk unuttun?"

Savaş elini saçlarının arasından geçirip iç geçirdi. "Hızlı sıkıldım ondan. Sürekli kazanmak bir noktadan sonra eğlenceli olmuyor."

Ali kaşlarını kaldırıp kıkırdadı. "Hey, hey, dur orada, canlı bomba. Sadece bir kaç kez kazandın."

Savaş kaşlarını çattı, sinirle başını Ali'ye çevirdi. "Canlı bomba?"

Ali, kelepçeli bileklerini nazikçe birbirine vurup sesi dinledi, sonra gülümseyerek göz kırptı. "Yenge, bu hastanede de mi böyle? Benim imajımı çok yanlış çiziyor."

Savaş, sandalyesini geri çekerek ayaklarını yere sertçe vurdu. "Kes sesini." Masaya eliyle vurdu. "Ye yemeğini, sonra odana defol."

Ali gözlerini kısarak ona baktı, sonra teatral bir hareketle çatalını masaya vurdu. "Bak işte, her gün böyle!" Ellerini kelepçelere rağmen iki yana açarak devam etti. "Ne diyeceğimi şaşırıyorum çünkü söylediğim her şeyde kırmızı görmüş boğa misali nefes sesi düzensizleşiyor."

Gözlerini Ali'ye dikti Savaş, başını yana eğerek derin bir nefes aldı. Sabırla, ama net bir şekilde konuşmaya çalıştı. "Ben seni dövüp yollamadan önce kendin siktir git."

Ali elini göğsüne koyup sahte bir şekilde dramatik bir iç çekti. "Ah Savaş, her zaman olduğu gibi nazik ve sevgi dolusun."

Savaş'ın kasları gerilmişti. "Beni deneme."

Ali gözlerini devirdi, umursamaz bir tavırla kelepçeli bileklerini kaldırıp masanın yüzeyine koydu. "Yok ya, çok korktum." Esneyerek gerindi, kelepçeler hafifçe şıngırdadı. "Dizim başlamak üzere."

Savaş gözlerini devirdi. "Gerçekten biraz daha konuşursan kafanı duvara sürteceğim."

Ali başını iki yana salladı. "Çok agresifsin. Bir papatya çayı iç, iyi gelir."

Savaş dişlerini sıktı. "Ali, yemin ediyorum-"

Ali sandalyesini geriye çekmeye çalıştı ama bileğindeki zincir gerginleşti, hareketi yarıda kaldı. "Tamam tamam, kalkıyorum. Ama bunu senin için değil, kendi isteğimle yapıyorum."

Savaş gözlerini kapattı, derin bir nefes aldı.

Ali kapıya yönelirken başını çevirip gülümsedi. "Bu arada, ketçap da olsaydı güzel olurdu."

HASTA~ GAYBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin