"Senden nefret ediyorum. Ne diye karşıma çıktın ki? İlaçlarımı almayı bıraktım diye tüm aile üyelerimi görmek zorunda değilim."
Parmaklarım istemsizce sıkıldı. Gözlerimi kapattım ama onun yüzü hâlâ zihnimin içindeydi.
Oda arkadaşım kıpırdandı, muhtemelen bakışlarını üzerime dikmişti. Sonunda sesi duyuldu. "Annenle mi konuşuyorsun?"
Cevap vermedim. Gözlerimi açmadan, sıkılı çenemi gevşetmeden devam ettim.
"Kardeşlerim arada kendini göstermeyi seviyor ama neden şimdi seninle karşılaşıyorum, anlamıyorum. Aklıma seni getirdiğim için mi? Sanmıyorum, bu sık sık oluyor. Peki, neden tam şu an?"
Oda arkadaşım aniden hareketlendi. Yatağında doğrulup bana döndü, sesi gergin ve meraklıydı. "Kes artık konuşmayı. Ne dediler benim hakkımda, söylesene?"
Gözlerimi devirdim, başımı hafifçe yana eğip omuz silktim. "Gruba alacaklar seni." Bunu söylerken bile yüzümde hafif bir tiksinti vardı. Ses tonumda bir sabırsızlık seziliyordu. "Ama konuşmalara katılmanı istemiyorlar. O yüzden konuşulanları ben anlatacağım sana."
Kaşlarını çattı, parmaklarını nevresimin üstünde gezdirerek düşündü. "Buna nasıl güvenebilirim?" dedi sonunda, sesi daha temkinliydi. Sonra gözlerini kısıp başını yana eğdi. "Hem neden böyle bir şart koyuyorlar?"
Oda sessizleşti. Gözlerim yerdeydi ama onun bakışlarını hissedebiliyordum.
"Bu kadar sorgulamanın bir anlamı yok," dedim sonunda, sesini kesmek ister gibi. "Kurallar böyle."
O, dudaklarını büktü, sonra yavaşça arkasına yaslandı. "Bana anlatacağını nereden bileyim?"
Derin bir nefes aldım, sonra gözlerimi ona çevirdim. "Başka şansın var mı?"
Bir anlık sessizlik. Sonra başını yastığa geri bıraktı. "Pekâlâ," diye mırıldandı, gözlerini tavana dikip. "Ama bana yalan söylersen anlarım."
Gülümsedim, ama içinde hiçbir sıcaklık yoktu. "Göreceğiz."
...
Kapı kapanır kapanmaz içimde bir şey kıpırdadı. Ali'nin yüzündeki yorgunluğu, gözlerindeki o ağır kederi gördüğüm an, kalbimde bir yer sızladı. Sessizdi ama bu sessizlik, içimde bir çığlık gibi yankılanıyordu.
Yatağın kenarına kayarak ona yer açtım. "Gel," dedim, sesim fısıltıdan farksızdı.
Tereddüt ettiğini hissettim ama sonunda yanımda yerini aldı. Hareketleri yavaştı, sanki tüm vücudu bir ağırlık taşıyordu. Gözleri yere çakılıydı, nefesi bile kırık döküktü. Elimi uzattım, avcumu onun soğuk parmaklarına bıraktım. Birkaç saniye boyunca hiç tepki vermedi, sonra parmaklarını hafifçe sıkarak beni hissettiğini belli etti.
Başımı onun omzuna yasladım, gözlerimi kapatarak derin bir nefes aldım. "Senin burada olmanı seviyorum," dedim.
Ali, hiçbir şey söylemedi ama kollarını yavaşça belime doladı. Dokunuşu temkinliydi, sanki yanlış bir hareket her şeyi bozacakmış gibi. Ellerim yüzüne gitti, başparmaklarım gözlerinin altındaki yorgunluğu okşadı.
Başını hafifçe yana eğip burnunu boynumun kenarına sürttü. Teninin sıcaklığını hissettiğimde içimde bir şey titredi. Yavaşça nefes verdi, nefesi boynumda hafif bir ürperti bıraktı.
Sonra, tereddütle yüzüme baktı. Gözleri karışıktı, acı, özlem ve arada sıkışıp kalmış bir şeyler vardı. Bir an durdu, sanki geri çekilmek ister gibi. Ama sonra parmaklarını boynumun kenarına götürdü ve beni kendine çekti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HASTA~ GAY
Teen FictionRuh ve sinir hastalıkları hastanesi. BxB +18 sahneler mevcuttur!!!
