46

2.6K 185 253
                                        

Sabah kahvaltımı yaparken Yakup abi de masama oturdu ve kaşığını hafifçe tabağına vurarak dikkatimi çekti. Gözlerindeki ciddiyet, anlatacaklarının önemli olduğunu gösteriyordu.

"Cesur, bildiğin gibi gözlem odasına kapatıldı. Bu yüzden kaçmamız gereken gün yerinde olmayacak," dedi alçak bir sesle. Masadaki çatal-bıçak sesleri arasında kelimeleri dikkatlice seçiyordu. "Ali hemşirin onu ne zamana kadar orada tutacağı belli değil. Bu yüzden, Serhat Cesur çıkana kadar beklememiz gerektiğini söylüyor."

Başımı hafifçe salladım. Açıkçası kendimi hazır hissetmediğimden kaçış planının ertelenmesi işime gelirdi. Ama Yakup abinin yüzündeki huzursuzluk, konuşmasının bitmediğini belli ediyordu.

"Ama Asaf kaçmak istiyor," dedi ve gözlerini kaçırarak derin bir nefes aldı. "Bu yüzden biz yine de kaçacağız."

Kaşığımı elimde sıkıca kavradım. "Anlamadım? Serhat bizi tehdit etmiyor mu?"

Yakup abi, etrafı kontrol edip kimsenin bizi dinlemediğinden emin olduktan sonra gözlerini tekrar bana çevirdi. "Haberi olmayacak."

Şaşırmıştım. Kaşlarımı çatıp Yakup abinin yüzüne baktım.

"Ama o zaman nasıl yapacağız ki?"

Omuzlarını silkti. "Bilmiyorum ama açıkçası, azalmamıza rağmen sanki kaçışımız daha da zorlaşmış oldu." Sonra masaya doğru eğildi, sesi neredeyse fısıltıya dönüştü. "Sen aslında sağlık görevlisi Ali ile yakınsın. Cesur'u çıkarmasını rica edemez misin?"

Tüm vücudum bir anda gerildi. Midemde bir düğüm oluştu, kaşığımı usulca tabağa bıraktım. Benim yüzümden Cesur'un gözlem odasında olduğunu bilmiyorlardı. Ali'den onu çıkarmasını ima etmek bile korkunç bir düşünceydi.

"Benden hoşlanmıyor," dedim, sesim neredeyse duyulmaz bir tondaydı.

Yakup abi başını yana eğerek beni süzdü. "Senin kimseyle konuşmanı istemiyor, öyle mi? Sence seni sevmediğinden mi?"

"Evet," dedim korkuyla. Gözlerimi kaçırarak tabağıma baktım. "Tabii ki de öyle. Mutlu olmamı istemiyor. Bu yüzden etrafımda kim varsa onlarla konuşmamı engelliyor."

Yakup abi başını salladı, dudaklarını büzerek düşündü. Sonra aniden gözlerini bana dikti. "Peki, oda arkadaşın rica edemez mi?"

Kaşlarımı kaldırdım. "Anlamadım?"

"Bir oda arkadaşın var sonuçta, değil mi? Cesur, Berat ve Asaf onu görmeye gitmişlerdi. Gruba alınmıştı hani."

"Evet..." diye mırıldandım ama Yakup abinin nereye varmak istediğini hâlâ anlamıyordum.

"Ee? Bariz değil mi?" dedi sabırsızca. "Ali seni sevmiyor ama oda arkadaşınla ilişkisi nasıl?"

Ağzımı açıp cevap vermek istedim ama duraksadım. Düşünmeye başladım. "Açıkçası..." Kaşığımı parmaklarımın arasında döndürerek devam ettim. "Hiç konuşmuyorlar."

Ali, oda arkadaşımla doğrudan hiç konuşmamıştı. Oda arkadaşım da onunla muhatap olmaya çalışmamıştı. Bu... garipti. Çok garipti.

Ali beni herkesten kıskanırken neden oda arkadaşımla konuşmama hiç kızmıyordu? Hatta ona hiçbir şey demiyordu. Ali, beni öptüğü sırada oda arkadaşımın da burada olduğunu söylediğimde resmen utanıp geri çekilmişti.

Ali... utanıyordu.

Ali, onun önünde beni öpmekten utanıyordu.

Ali... ondan utanıyordu.

HASTA~ GAYBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin