Buraya geldiğim günden beri her gün saate bakıyordum. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini gözlerimle görmek istiyordum. Ama bu sefer farklıydı. Bu sefer, hiç olmadığı kadar gözüm saate kayıyordu. Alnımdan boncuk boncuk terler akarken, arada Asaf'ın attığı kaçamak bakışlara karşılık veriyordum.
Terapi bittiğinde yerimizde kalacaktık. Asaf'la tüm hastalar çıkana kadar bekleyecek, sonra sağlık görevlilerini etkisiz hale getirip hem kartlarını hem de kıyafetlerini alacaktık.
Beni strese sokan kısım da tam olarak buradan başlıyordu. Ali de buradaydı. Asaf'la bir olup onu bayıltabilirdik, ama bunu yapmak istemiyordum. Kaçtıktan sonra Ali'yi tekrar görüp göremeyeceğimi bilmiyordum. Ama bir şeyden emindim: Eğer Asaf'la kaçtığımı görürse, Ali'nin beni görmek isteyeceğini de sanmıyordum.
Her neyse...
Buradan çıktıktan sonra yeni hayatıma adım atacaktım. Kendimi buna hazırlayacaktım. Sıfırdan bir başlangıç yapacaktım. Ama içten içe bunu istemiyor gibiydim. Bir sorun vardı. Asaf endişemi fark etmiş gibi görünüyordu ama Ali'nin yanında bir şeye kalkışmıyordu. Şüphesini çekmek istemiyordu.
Berat ve Yakup Abi de şimdi lavabonun yanındaki boş odada, terapi bitimini bekliyorlardı. Planımıza göre, birlikte hareket edecektik. Onlar iki sağlık görevlisini halledebilirlerse doğrudan dışarı çıkacaklardı. Ama başlangıçta zayıf ve güçlü olmak üzere ikili gruplara ayrılmıştık ve onları zayıf kategorisine almıştık. İkisinin birlikte başarabileceğinden emin değildim.
Sonunda terapi bitti. Hastalar tek tek yerlerinden kalkıp kapıya yönelmeye başladı. Doktor çıktıktan sonra, Ali yanıma gelip kapıyı gösterdi.
"Sıraç," dedi. "Terapi bitti. Kalk."
Ama kalkmadım. Kapıya bakan gözlerim, artık hastaların teker teker çıkmasını izliyordu. Stresim giderek artıyordu.
Ali eğilip gözlerini bana dikti. "Bir kez daha tekrar etmek zorunda bırakma beni."
Ali ile sevgili de olsak, bana aşık da olsa, hiçbir zaman yumuşamıyordu.
Anlamaz gözlerle baktı bana. "Neyin var senin? Beni duyuyor musun?"
Bu sefer sert gözlerini beklerken, bana endişeyle baktığını fark ettim. İçimde bir şeyler ezildi.
"Sıraç-"
Ali'nin gözü, tam o anda Asaf'a kaydı.
Asaf'ı yerinden kaldırmaya çalışan sağlık görevlisini gördüğünde, Ali'nin gözleri kısıldı. Şüphelenmişti.
İşte o saniye Asaf harekete geçti.
Kapının açık olmasını umursamadan, hemşireyi boynundan yakaladı. Adam panikle kıvranırken, Ali kaşlarını çattı.
"Yerinde dur, yoksa boynunu kırarım," diye tehdit savurdu.
Asaf, hemşireyi kapıya kadar sürükledi ve kapıyı kapattı. Sonra dirseğiyle sert bir darbe indirerek adamın bayılmasını sağladı.
Ali şok içinde ona bakarken, Asaf sanki uzun zamandır bu anı bekliyormuş gibi, soğuk bir gülümsemeyle ona döndü.
"İhtiyacım olan bir şey yanında, sevgili orospu çocuğu." Ardından hala gülümserken sözlerine devam etti.
"Onu almadan çıkmam."
Ali'nin bedeni tamamen Asaf'a döndüğünde, Asaf göz ucuyla bana baktı. Ali şu an bana arkasını dönmüştü.
Tam da Asaf'ın yaptığı numarayı yapabilirdim. Ama ya denerken ölürsem?
Asaf bana bir kez daha baktı. Bu bir işaretti. Harekete geçmem için bir sinyal.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HASTA~ GAY
Teen FictionRuh ve sinir hastalıkları hastanesi. BxB +18 sahneler mevcuttur!!!
