54

2.2K 156 126
                                        

Ali kendi sokağına girdiğinde etrafı görebildiğim kadar görmeye çalıştım çünkü Ali camdan meraklı meraklı bakıp dikkat çekmemi istemiyordu.

Arabayı durdurdu.

"Birkaç saniyen var, hızlı ol."

Kemerimi çözüp bekledim. Ali arabadan inip dışarı çıktı ve kapısının önünde durdu. Kapıyı açtıktan sonra etrafıma bakmadan hızlıca dışarı çıkıp aralık duran kapıdan içeri girince Ali hızla kapıyı kapatmadan önce arabayı da kilitledi.

"Şu kıyafetlerinden kurtulalım." diyerek üzerindekileri işaret edince şaşkınca suratına baktım.

"Tehlike geçti." dedim. Sonra sırıtarak evini incelemeye başladım. "Bana evini gösterecek misin?"

Ali, önce ciddi olup olmadığımı ölçmek için suratıma baktı uzun uzun, ciddi olduğum kanısına vardıktan sonra kaşları havalandı.

"Görüyorsun evi, Sıraç. Sıradan bir ev."

Evinin anahtarını komodinin üzerine bıraktı.

Ama ben onun gibi düşünmüyordum. Evin içine adım attığımda ilk fark ettiğim şey, buranın tam da Ali'ye benzediğiydi, düzenli ama ruhsuz. O, dışarıdan bakınca kuralcı ve titiz biri gibi görünürdü ama ben bunun aslında savunma mekanizması olduğunu biliyordum. Ev de aynen öyleydi; sanki birinin gerçekten burada yaşadığı bile belli değildi.

Salon küçük ama derli topluydu. Köşede gri tonlarda, fazla yeni olmayan ama hala sağlam görünen bir kanepe vardı. Üzerinde tek bir yastık, köşeye düzgünce yerleştirilmişti. Önünde, ayakları metalden yapılmış basit bir sehpa duruyordu. Üzerinde sadece bir bardak su ve bir kitap vardı. Kitabın kapağına göz gezdirdim ama ilgimi çekecek bir şey değildi muhtemelen Ali'nin kendini oyalamak için okuduğu sıkıcı bir şeydi.

Duvarlar neredeyse boştu. Çerçevelenmiş tek bir fotoğraf bile yoktu. Sanki bu evde bir geçmiş yokmuş gibi.

"O kadar da sıradan değil." dedim, evin her detayını hafızama kazırken.

Ali bana doğru bir adım attı.

"Seninle daha konuşacak şeylerimiz var."

"Ne mesela?"

Ali'nin gözleri, yüzümü incelerken eskisinden daha karanlık görünüyordu. Bir şey söyleyecekti, bunu hissediyordum. Ama ne söyleyeceğini kestiremiyordum.

Sonra gülümsedi.

"Hadi gel, seni Ali'yle tanıştırayım."

Bir anda söylediği şey kısa süreliğine beni afallatmıştı. Elimden tutarak sağ tarafta duran bir kapıya çekti ve cebinden çıkardığı anahtarı kapı deliğine yerleştirerek kapıyı açtı.

Kapıyı açtığında neyi ya da kimi beklemem gerektiğini bilmiyordum. Ama Ali'nin dediği gibi, gerçek Ali'ydi. Ali'nin kimliğini çalıp yerine geçtiği Ali.

Bana söylemişti ama yine de şaşırmama engel olamamıştım. Adam, beni Ali'nin yanında görmesine rağmen can havliyle bağırmaya çalışıyor, bantlanmış ağzına rağmen yardım ister gibi yerinde zıplıyordu.

Ali, onun sandalyesine yavaşça yaklaşınca adamın hafiften ondan çekinir gibi başını geri çektiğini gördüm.

"Sen-"

"Şş," diyerek beni susturdu Ali. "O kendini ifade eder."

Adamın ağzındaki bandı yavaşça çekmesine rağmen, muhtemelen defalarca bantlanıp açıldığı için canı yanmıştı.

HASTA~ GAYBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin