43

2.6K 193 182
                                        

Ali, terapi bittiği anda kapıda belirmişti. Beni Asaf'ın yanında gördüğünde çenesini hiç sıkmadığı kadar sıkmıştı.

Asaf daha Ali'yi fark etmediği için onun öfkesine yalnızca ben karşılık veriyordum ve bakışlarım en az onunki kadar sertti.

Meydan okurcasına Ali'ye bakarak ayağa kalktığımda, Asaf kafasını bana doğru çevirdi. Ama ben çoktan hareket etmiştim. Ali'ye doğru yürüdüğümde, o tam ağzını açacak gibi oldu ama yanından geçip gittim.

O da hemen arkamdan geldi.

Hızlı adımlarla bana yetişip kolumu sıktığında bile en ufak bir tepki vermedim. Sadece yürümeye devam ettim.

Sonunda odamın önüne geldiğimizde Ali kapıyı açtı. İçeri girdim. Sonra onun da içeri girip kapıyı kapatmasını bekledim.

Kapıyı kapatmasıyla birlikte, hiç tereddüt etmeden yumruğumu kaldırıp dudaklarına indirdim.

Ali bir an duraksadı.

Kesinlikle beklediği bir şey değildi.

Dudağının kenarından süzülen kanı dilinin ucuyla silerken gülümsedi. Ama bu gülümseme sıcaklıktan çok tehlikeli bir sessizlik taşıyordu.

"Bu ne içindi?"

Sesi alaycıydı ama içinde yükselen fırtına belli oluyordu.

Öfkeyle nefesimi verdim. "Sen ona nasıl vurursun lan? Adamı ne hale getirdiğini görmedin mi!"

Bağırırken ikinci yumruğu da hızla savurdum. Bu kez yanağına geldi. Ali kendini korumakla bile uğraşmamıştı. Yumruğumun etkisiyle başı yana çevrildi.

Sonra gözlerini yavaşça bana çevirdi.

Kıskançlık, zehirli bir yılan gibi Ali'nin içini sarıyordu. Siniri daha da alevlenmişti. Gözlerindeki karanlık ifade ciğerime kadar işlemişti, bunu görünce istemsizce bir adım geri çekildim. Ama hemen kendimi topladım. Kararlılığımı göstermek için yerimde kaldım.

Ali gözlerini kısıp, sesini düşürerek sordu:

"Sen bana onun için mi vurdun?"

Bunu kabullenemiyor gibiydi.

Dişlerimi sıktım. "Bu kadarına hakkın yoktu!"

Ali'nin dudakları acı bir gülümsemeyle kıvrıldı. Birkaç saniye boyunca gözlerini üzerimde gezdirdi.

Sonra...

Bir anda önüme geçti, yakamdan sertçe tutup beni duvara yasladı. Sırtım sert yüzeye çarparken dişlerimi sıktım ama ona boyun eğmeyecektim.

Ali'nin gözleri alev gibi yanıyordu. Öfkesi, nefesiyle birlikte yüzüme çarpıyordu.

"Ben senin için burayı yakıp yıkarım, Sıraç." Sesi tehditkardı, ama içinde titreyen bir şey vardı. "Ama sen bir adam için bana mı vuruyorsun? Hem de," dedi kabullenemeyen bir sesle, "seni öpen bir adam için!"

Bu sözleri öylesine hırıltılı, öylesine keskin bir şekilde söyledi ki... Bir an gerçekten nefes almayı unuttum.

Ama sonra hızla kendimi toparladım.

Gözlerini delici bir şekilde kestim. "Ona vurduğun an, bunu hak ettin sen." Sert çıkarmaya çalıştığım sesim kulağına ulaştığı anda çenesini sıktı. Ama bu öfkeden mi, yoksa başka bir şeyden mi bilmiyordum.

Titreyen ellerini başımın yanında ki duvara sertçe vurdu.

Gözleri bir an için, bir saniyeliğine bile olsa, incinmiş gibi parladı.

HASTA~ GAYBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin