Bölüm 1

62.1K 2.3K 494
                                        

Burcu, ayaklarında ki yüksek topuk stilettoları çıkardı ve çıplak ayaklarla, yatağının üzerine yerleştirdiği kıyafetlerine doğru yürüdü.

Elini, önden derin yırtmacı bulunan siyah kalem eteğinin yan kısmındaki fermuarına götürdü ve aşağıya indirdi. Fermuarı açılan pahalı etek genç kadının uzun bacaklarından kayıp yer ile buluştu. Yatağın üzerinde duran ve oldukça rahat olan siyah pantolonu bacaklarından geçirdi ve düğmesini ilikledi.

Kırmızı ojeli parmakları giydiği beyaz ipek gömleğine gitti ve düğmeleri tek tek çözdükten sonra, gömleği iki ucundan tutup yana açtı ve ipek gömlek genç kadının omuzlarından kayıp düştü. Çıkardığı gömleği bıraktıktan sonra tişörtünü kafasından geçirip seri bir hareketle göğüsünden aşağıya indirdi.

Kenarda duran spor ayakkabıları ayağına geçirdikten hemen sonra aynanın karşısına geçti ve sabah fön çektirdiği kumral saçlarını tepeden bir at kuyruğu yaptı.

Hazırlanma işlemi tamamlamdıktan sonra, az önce yardımcılarının hazırladığı küçük valizini eline aldı ve hızlı adımlarla odasından çıkıp, koridorda ki asansöre bindi.

Aşağıya inen genç kadın annesi ile kısa bir vedalaşma yaşadıktan sonra, kapıda, onu bekleyen arabaya aceleyle bindi. "Yarım saat sonra uçak kalkacak Sedat Bey. Acele edelim, olur mu? " dedi kemerini bağlarken.

Sedat dikiz aynasından Burcu'ya baktı ve tebessüm edip "Merak etmeyin Burcu Hanım, on dakikada hava alanına varmış oluruz." dedi. Burcu buna karşılık kafasını salladı ve koltuğun üzerine iyice yayılıp, az da olsa üzerinde ki yorgunluğu atmaya çalıştı.

Dün gece işten çok geç dönmüş ve sabah da, onu bekleyen yoğun işlerinden dolayı güne oldukça erken başlamıştı genç kadın. Gün boyu, yeni projenin çizimlerini yapmış ve bununla birlikte iki tane toplantıya girmişti. Akşam olup, dinlenme planları yaptığı o saatlerde, tüm Dünya'yı sarsan o haberi almış ve bir anda kendini, Bangladeş 'e gitmek için, hazırlanırken bulmuştu.

Lüks jip, son sürat hava alanına doğru giderken, genç kadın çantasından telefonunu çıkarttı ve arkadaşının numarasını aradı.

Telaşı yüzünden okunuyor, her hareketinde kendini faslazıyla belli ediyordu.

Telefon birkaç çalıştan hemen sonra açıldı. "Efendim Burcu." dedi oldukça ince bir ses.

"Durum nasıl, depremin şiddeti çok mu büyükmüş? " diye sordu, endişeli bir tınıda.

" Öyle olduğunu haber aldık. Birçok bina yıkılmış, enkazın altında kalan yüzlerce insan varmış. Pekçok yaralı ve şimdiden pekçok ölü olduğunu öğrendik ve geçen saatlerde ölü sayısı daha da artacaktır. " dedi karşı tarafta ki telaşlı ses. Burcu, başını yukarı aşağı salladı ve" Tamam. " dedi." Hava alanında görüşürüz. " diyerek telefonunu kapattı.

Yaklaşık on dakika sonra lüks jip hava alanına ulaşmıştı. Burcu valizini eline almış ve şoförlerine veda etmeyi bile unutarak hava alanının girişine doğru ilerlemeye başlamıştı. Büyük bir hızla kapıya doğru ilerliyordu ki, arkasında duyduğu ses ile durmak zorunda kalmıştı. Kafasını arkaya çevirdi. "Kendinize dikkat edin Burcu Hanım. Allah yardımcınız olsun " dedi yıllardan beri bu aileyle çalışan ellisine yaklaşmış adam. "Teşekkür ederim. Dikkatli olurum." dedi Burcu. Karşısında ki adam, bir baba şefkatiyle baktı genç kadına ve başını olumlu anlamda salladı. "Hoşçakalın." diyen genç kadın geç kalma korkusu ile ilerlemeye başladı ve kendisini bekleyen arkadaşlarının yanına gitti.

Geçen saatler sonrasında uçak Bangladeş 'e inmişti. Uçaktan inen grup hiç zaman kaynetmeden enkazın yanında almıştı soluğu ve gördükleri manzara yüzlerine, tıpkı bir tokat misali çarpmıştı.

Aşk Affeder mi? Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin