Bölüm 20 | PART 2 |

11.4K 976 208
                                        

Arkadaşlar, sekiz gün içinde üçüncü bölüm oluyor bu bölüm. Yorum sınırı geçildiği için hemen paylaşıyorum. Yorum yapan, vote veren herkese teşekkürler .

Ve artık yükselmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bölümün yorum sınırı 150 yorum. Bölüm yorum sayısı 150 'yi geçtiğinde yeni bölüm gelecektir.

"Bırakmayı başardığın onlarca izden sonra, küçük bir yanık izini mi dert ediyorsun?"

Burcu, Mert'e hayretle baktı. Evet, bu beklediği bir yanıt değildi. Gözyaşları gözlerinden tane tane süzülmeye başladığında, Mert'in bedeninde hissettiği o yanma hissinin belki de on katını o şu an ruhunda hissediyordu.

" İzlerimi de, " dedi ve onlarca tane daha kayıp boşluğa düştü. "İzlerini de, inan bana en az senin kadar dert ediyorum." dedi ve bakışlarını sevdiği adamın gözlerinden çekip bedenine kaydırdı. Gördüğü dövme ile göz yaşları hızlandı.

İzler bedeninde, izler hayatında, izler geçmişinde, izler geleceğinde... İzler her yerdeydi. Ve geçmişi hatırlamıyormuş gibi yapmak ya da yok saymak izleri silmiyordu. Tam tersi, unutmuş gibi yaptıkları her şey daha fazla kazınıyordu bulunduğu yere.

"Elini parçaladın, geçen zamanda zar zor iyileşmesini sağladık. Depremin bedeninde bıraktığı tüm hasarı da senin umursamazlığına rağmen zar zor iyileştirdik. Kendine hiç dikkat etmiyorsun. Doğru düzgün uyumuyorsun, doğru düzgün yemek yemiyorsun. Ve ben senin şu an her yerine kaynar sütü boşaltıp seni yaktım. " dedi ve burnunu çekti. Gözyaşlarından kaynaklı görüşü bulanıklaşmıştı. Ama bu, birikitirdiklerini kusmasına hiç engel değildi." Ya sen böyle bir kazayı dahi umursamıyorsun. Belki yarına kadar tüm göğsün hatta karnın yara olacak. Sen nasıl böyle biri olabiliyorsun ki? Yan odada yatan senin öz kardeşin ve hasta. O, sana muhtaç. Kendini düşünmediğin kadar şu an onu da düşünmüyorsun aslında. " dediğinde o an eklemek istediği biri daha vardı, kendisi. Onu birazcık bile kötü ya da hasta gördüğünde kendi de mahvoluyordu. Ve Mert bu nedenden onu da hiç düşünmemiş oluyordu aslında.

Genç adam, Burcu 'ya biraz daha yaklaştı. Yanan derisi değil ama Burcu' nun kazınmış olduğu o alan tüm geçmişi önüne sermek istercesine sızladı. Ve ne yanan bir deri, ne kesilmiş bir el ne de yüzlerce ağırlığın altında kalıp yaralanmış, çürümüş bir et yığını onun canını Burcu'nun yaktığı kadar yakamazdı. Kerem'in onu acıdan kıvranır hale getirdiği o gece kendini tüm dünyayı yakıp yıkacak kadar öfkeli hissetmiş ve bir o kadar da acı çekmişti. Onu üzen de yaralayan da asıl olarak karşısında şu an ona öfke kusan kadındı. Ancak belki o kadın bunun hiç farkında dahi değildi.

Ve Mert'in de farkında olmadığı bir şey vardı. O gece Burcu'nun o hale gelmesini sağlayan bir diğer kişi de Sıla 'ydı.

"Peki ya sen?" dedi Karan ökeyle. "O gece o adam seni acıdan kıvranacak bir hale getirdi Burcu. Olur olmaz her şeye karşı sen kimseye karışmayıp inatla kendini mahvediyorsun. Senin önceliğin sen olmalı, ben değil, Kerem denen o adam değil ve hatta Mira da değil." dedi ve eksikliğini hissettiği önemli bir ayrıntıyı Burcu'nun önüne koydu." Senin kendinle birlikte düşünmen gereken sana ihtiyaçları olan bir ailen  var. "

Burcu geçen 'aile' kelimesi ile ruhuna ağır bir tekme yemiş gibi oldu. Karşısında ki adamın ailesinin dağıldığı o lanet günü hatırladığında, ruhunda az önce başlayan o yanma hissi daha da güçlendi. " Burada, şu an mesele ben değilim." dedi genç kadın." Krem bulup geleceğim, bekle beni. " dedi ve aceleyle odadan çıkıp kendi odasına koştu. Mert Karan gidenin kadının ardından öylece bakakaldı.

Geçen birkaç dakikanın ardından Burcu odaya geri döndüğünde elinde yanık kremi vardı ve Mert artık ayakta dikilmek yerine yatağın baş kenarına oturmuştu.

Aşk Affeder mi? Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin