Bölüm 42

9K 875 438
                                        

Sınırın geçilmesine son 10 vote kala artık pes ediyor ve bölümü paylaşıyorum. : D

Yeni bölüm için sınırımız   400 oy ve 350 yorum.   Bölüm sınır geçildiğinde gelecektir. (:

Mert Karan bembeyaz duvarın dibine çöktüğünde, çaresizliği iliklerine kadar hissediyordu. Yüzünde yaşadığı işkenceye artık dayanamayan bir zavallının ifadesi vardı. Nasıl bir acı yaşıyor, bunu kelimeler ile dile getirmesi, anlatması mümkün bile değildi lakin yüzünde ki o ifade ile göstermesi mümkündü.

Aras, Mert'in yanına geldiğinde ona baktı ve içi bir kez daha ürperdi. Ablasının kanı ve Mert'in parçaladığı elinden akan kan birbirine karışmıştı. Mert Karan çaresiz bir zavallı gibi görünüyordu, yüzünde sanki cehennem alevlerinin arasındaymış gibi acı dolu bir ifade vardı.

Ne yaşanmıştı, geçmiş nasıl acılar bırakmıştı onlara bir fikri yoktu Aras'ın. Ablasının saçının teline zarar verenin dünyasını karartacak kadar güçlü ve cesurdu o. Lakin kötü olarak nitelendirilen o geçmişte kötü adam rolünü üstelenen kişinin Mert Karan olduğuna inanmıyordu Aras. Ablası kaybolduğunda dünyayı ayağı kaldıran, burada böylece yığılmış acı çeken bu adamın ablasını üzdüğüne inanamıyordu.

" Eline baksınlar Mert. İyi görünmüyor. " dedi kısık bir sesle Aras. Fakat Mert yerinden biraz bile kıpırdamadı. " Burcu canıyla uğraşırken elimi düşünecek değilim. "dedi hırıltılı bir sesle. Burcu oradan sağ çıksın yeter ki Mert elinin kesilmesine bile razı gelirdi.

Aras sessiz sedasız merdivenlere çökerken Mert Karan da sakallarını sıvazladı. Yüzü nemliydi çünkü az önce küçük bir erkek çocuğu gibi ağlamıştı. En son ağladığı ya da gözünden bir damla bile olsa yaş aktığı tarih ne zamandı bilmiyordu. Belki de annesinin öldüğünü düşündüğü o yıllardı, onlarca yıl öncesi. Haldun Karan terk edilmiş küçük bir erkek çocuğunu terk edilmediği yalanına inandırmış ve öyle yaşamasını sağlamıştı. Mert hâlâ kendisine söylenen yalana inanmak istiyor annesinin yaşadığı ve onu terk ettiği gerçeğini reddediyordu. Ama bu defa Haldun Karan yoktu. Güzeller güzeli meleği onu bırakıp giderse, terk ederse onu aksine inandıracak bir Haldun Karan ya da bir yalan yoktu. Sevdiği kadın giderse arkasından gitmemek için kendine bir neden seçemiyordu.

Dakikalar birbirini kovaladı. Mert ve Aras derin bir boşluğa dalmışken hastane koridorlarını acılı bir annenin feryadı inletti. Ahsen ve Hakan hastaneye ulaşmışlardı.

" Kızım nerede? Ablan nasıl Aras? " diye oğluna atıldı Ahsen. Ağlamaktan içi dışına çıkmıştı ancak göz yaşları kızını yanına getiremiyordu ki.

Aras annesine acıyla baktı. Onu teselli etmek istiyordu ancak ne diyeceğini bilemiyordu. Bir tanecik ablası saatler boyunca bir psikopatın elinde işkence görmüştü. Bunun tesellisini hangi cümleler ile yapabileceğini bilmiyordu. " Şu an ameliyatta anne . Haber bekliyoruz biz de. " dediğinde Hakan ona sert bir bakış attı.

" Biz derken Aras? " dedi ve bakışları, yere çökmüş öylece boşluğa dalmış olan Mert'i buldu. Adamın gömleği kanlar içindeydi. O kan Hakan'ın bir tanecik prensesinin kanıydı.

" Sen burada ne yapıyorsun Mert? " dedi ve ona doğru ilerledi Hakan. Mert 'i onu tanıdığı ilk günden beri kendi oğlu gibi sevmişti. O vurulduğu zaman Burcu için şu an nasıl bir acı yaşıyorsa aynısını yaşamıştı. Ama demek ki kızı ve oğlu gibi sevdiği bu adam onu yok saymışlardı. Tonlarca yalanı sıralarken yüzleri kızarmamıştı.

" Yalanların en sonunda Burcu' nun başını yaktı Karan ! " diye bağıran sesin sahibi Kerem'di. Ancak Mert Karan'dan bir tepki yoktu. İçeride yatan onun canıydı. Bıçak altında olan onun kalbiydi. Acısı ona yetiyordu kimseyi duyacak ve yanıt verecek bir halde değildi.

Aşk Affeder mi? Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin