~ Aşk, masumiyetini kirleten kan lekesini affetmedi. ~
Her yer kapkaranlık olduğunda hesaplamayı beceremediğim bir süre boyunca karanlıkta tutsak kaldım. Zifiri bir karanlığın hapsinde belki günlerce ve hatta belki de haftalarca kaldım. Sağ mıydım...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
"Evet. Burcu ve benim, ikimizin bir geçmişi var."
Tek cümle, adeta bir deprem etkisi yarattı. Burcu ve Kerem sesin sahibine çevirirken bakışlarını, Mert dimdik ayakta duruyordu.
Kerem oturduğu yerden hışımla kalkarken, Burcu da hemen ayaklanıp Mert'in önüne geçti.
" Bir de utanmadan söyleyebiliyorsun bunu, ha?" diye sordu Kerem, sesi, bakışları ve hatta tüm bedeni nefret doluydu. "Siz ikiniz, aylarca hepimizi kandırdınız. O yaşlı insanlara dahi yalan söylediniz. " dedi ve bakışlarını hemen karşısında duran kadına çevirdi. "Susmasana!" diye bağırdığında, Mert yumruğunu sıktı. Tek eliyle Burcu 'yu hafif kenara itti ve Kerem' e bir adım daha yaklaştı.
"Sakın bir daha ona bağırmaya cüret etme." dediğinde, Kerem 'in içini kavuran nefreti belki o an on katına yükseldi.
Ne yani, şimdi de hiç utanmadan iki aşık gibi birbirlerini mi koruyacaklardı?
Kerem başını iki yana salladı. Sanki aklını kaybedecekmiş gibi hissediyordu. Ve o an tüm gücünü sağ elinde topladı. Sonrasında, tok bir ses yankı yaptı.
Kerem, Mert Karan 'a yumruk atmıştı.
Bu, Burcu için son nokta oldu. Mert' in, bu beklemediği darbe karşısında bedeni geriye savrulurken, patlayan dikişlerinden sızan kan sanki o an genç kadının midesini doldurdu. Kanın o metalik tadını tüm benliğiyle hissetti.
"Sen ne yaptın?" diye çığlığı bastı ve iki eliyle, tüm gücünü kullanarak Kerem 'i itti. Kim neyi öğrenecekti, ne açığa çıkacaktı, o an hiçbir şey zerre umrunda dahi olmadı. "Ona vurdun." dedi Burcu tükenmiş bir sesle . "Hesap soruyorsun, öyle mi?" dediğinde birkaç iri damla gözlerinden kayıp düştü. İstemiyordu, acı üstüne acı yaşamışken o lanet rengi sevdiği adama bulaşmış bir şekilde artık görmek istemiyordu .
Bir şeylere gerçekten artık hiç tahammülü kalmamıştı.
"Evet onunla bir geçmişim var. Öğrendiğin, gördüklerin doğru. Sana anlata anlata bitiremediğim bir adam vardı ya hani, o Mert Karan 'dı işte. Hayatım boyunca sevdiğim tek adam. Aşık olduğum tek adam. Bana ihanet ettin sustum, kimseye beni ne hale getirdiğini anlatmadım. Ama ondan uzak dur. " dediğinde, Kerem sanki beyninin tam ortasına onlarca kurşun yemiş gibi hissediyordu.
Burcu onun sevdiği kadındı. Ona yıllarını adamıştı. Umutlarını, hayallerini bağlamıştı ona. Şimdi gözlerinin içine bu kadar duygusuz ve bomboş bakıp bunları söyleyebilmesi...
Ne yaptığının farkında dahi olmadan genç kadını itti Kerem ." Sus artık. Sus! " diye bağırdığında, içinde bir şeyler yıkılmıştı adeta. Sanki onlarca yıldır inşa ettiği dev bir yapı, bir anda yerle bir olmuştu. Hayatı boyunca kimseyi incitmek istemeyen biri olarak yaşamıştı o ama şimdi her şeyi, herkesi kırıp dökmek istiyordu.