Bölüm 27 | Part 2 |

10.9K 849 222
                                        


Merhaba arkadaşlar, yorum sınırı geçilir geçilmez hemen bölümü paylaşıyorum.

Ancak, yorum yapan ve sınırlar geçilsin diye mücadele eden okurlarım hep aynı kişiler. Buna gerçekten üzülmeye başladım. Hikaye resmen merakını yitirmeyen birkaç okurun hatrına devam ediyor, ağlayacağım . 😂

Ve bu bölüm ufak bir etkinlik yapmak istiyorum.

Geçen bölüm Bahar 'ı bir hayli iyi tanıdık. Kendinizi  Bahar' ın yerine koymanızı rica ediyorum. Zengin ve serbest bir aileye sahipsiniz. Aşık olup evleniyorsunuz ama aslında istediğinizin bu olmadığını kısa zaman içinde anlıyorsunuz. Ve kafanızda boşanma fikirleri dolanırken bir anda aslında ayrılmak istediğiniz kişinin bebeğini taşıdığınızı öğreniyorsunuz . İstemediğiniz, lanet ede ede geçirdiğiniz bir gebelik... Ne yapardınız?

"Ben Bahar olsam..." yazın ve devamını doldurun. En güzel yorumu gelecek bölümde paylaşmak, ve bölümü o yorumun sahibi kişiye ithaf etmek istiyorum.

Ve Allah aşkına azıcık aktifleşelim artık. Votesiz, yorumsuz o kadar sakin ve sessiz geçiyor ki, kendim yazıp kendim okuyormuş gibi hissediyorum bazen.

❗Ve bölümün yorum sayısı sınırı  270  yorum. ❗

İnci, ablası Bahar 'ın kolunu hafifçe sıktı. "Şurada ki iki kadını görüyorsun değil mi?" dediğinde, Bahar dikkatle koltuklarda oturan iki kadına baktı. "Sarışın olan bildiğin üzere Sıla. Haldun'un ölen kız kardeşinin kızı. Seni tanımıyor, hiç bilmiyor bile. Telaş yapmana gerek yok."

"Bildiğim şeyleri tekrarlamana lüzum yok. Sıla 'yı tanıyorum ve herkes gibi Mert' in annnesini Elmas olarak bildiğin biliyorum. Yanında oturan kadın kim asıl?" diye sordu Bahar sabırsızlıkla.

"Burcu Demir. Mert'in birlikte iş yaptığı ve şu an evinde yaşadığı adam Hakan Demir 'in kızı. Onu gözüm bir yerden ısırıyor sanki ama çıkartamadım bir türlü. O beni tanıyor, başvurumu onaylamıştı. Kibar bir kadın, bize izin verse verse o verir." dedi  İnci ve  etrafına kısaca bir göz gezdirdi. Şu an ablasını kolundan tutup, buradan çıkartmamak için kendine zor engel oluyordu.

Bahar ise bu gün oğlunu görme konusunda kararlıydı. Aslında ona bu kararlılığı veren biraz da Haldun 'un ölmüş olmasıydı.

İki kadının da bildiği büyük bir gerçek vardı ki, Haldun Karan şu an sağ olsaydı asla biri bile bu hastanenin kapısından içeri girmeye cesaret edemezdi.

Haldun Karan şu an burada olsa ve Bahar' ın bu cesaretini görse herhalde ufacık bir tereddüt yaşamadan onu gebertirdi.

Hele İnci 'nin, Mert'in yanında işe girdiğini, böyle bir plana kalkıştığını bilse kıyamet kopardı.

Haldun Karan gibi heybetli bir dağ devrilmiş, meydan onlara kalmıştı.

"Şu meşhur onkoloji doktoru sayesinde hastaneye girmeyi başardık, bakalım odaya girmeyi de bu kadar kolay başarabilecek miyiz, merakla bekliyorum." dedi İnci ve ikili ağır adımlarla Burcu ve Sıla 'nın yanına ulaştı.

"Merhaba Burcu Hanım! " dedi İnci sakin bir sesle. Burcu bakışlarını Sıla' dan kopartıp, sesin sahibine çevirdi. İnci kısa zaman önce işe kabul ettiği üst düzey çalışanlardan biriydi, onu görür görmez tanımıştı. Ama onu burada görmüş olmak Burcu 'yu bir hayli şaşırtmıştı. Ziyaretçi olarak gelmiş olabileceğini sanmıyordu çünkü özel bir istekle hastaneye Mert için gelen hiçbir ziyaretçi kabul edilmiyordu. Bu sayede kapıda bekleyen basın içeriye giremiyordu.

Aşk Affeder mi? Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin