Uzun bir bölüm sizlerle. Lütfen hayali okurlarım artık bir yaşam belirtisi versin. :) Kendilerini gerçekten çok merak ediyoruz. (:
Ve bölümün yorum sınırı > 150
Vote sınırı > 250
Ben yeni bölümü yazmaya başlarken, sizlere de keyifli okumalar... Umarım beğeneceğiniz bir bölüm olmuştur. :)
İnci odadan çıkmak için kapıya yöneldiğinde, kapı ile arasında birkaç metre kala, dışarıdan açılan kapı onun durmasına neden oldu.
Ve odaya giren kişi Mert Karan'dı.
İnci içeri bir anda dalan heybetli bedeni merakla süzdü. Onu daha önce hiç canlı canlı görmemişti. Ekranlardan ya da dergilerden gördüğünden dahi daha farklıydı.
Karan'ın odaya girmesiyle bir kendini beğenmişlik ve kibir kokusu doldurdu burnunu. İnci bunu sevmedi.
Ve Mert ayakta dikilmiş kadını es geçerek Burcu 'nun masasına doğru ilerledi. İnci daha önce bu ilk karşılaşmanın, bu ilk görüşmenin planlarını kafasında çok kurmuştu. Ancak şimdi kurduğu ve yaşadığı anın zerre alakası yoktu. Bu onun umutlarına ve heveslerine sağlam bir tekme savurmuş olsa da, yıkılacak ya da vazgeçecek değildi. Daha çok zaman buradaydı, daha çok karşılaşacaktı onunla.
Ve orta yaşlı kadın ağır adımlarla terk etti odayı.
Mert ise ne kadının odada olduğunun ne de saniyeler önce ağır ağır odayı terk ettiğinin farkında olmamıştı. Elinde ki dosyaları genç kadının önüne yığdı ve yorgun bir sesle "Taslakları aldım, bu çizimleri halletmen gerek." dedi.
Burcu 'suz geçen tam üç yılın sonrasında şimdi onunla hem aynı evde yaşıyor hem de aynı yerde çalışıyordu. Kesinlikle bu hayatta imkansız diye bir şey yoktu. Yaşanan zamanın yalnızca bir saat sonrasında bile insan başına ne geleceğini asla bilemiyordu.
Genç kadın az önce elinde tuttuğu dosyayı bir kenara bıraktı ve Mert'in getirdiği siyah kapaklı dosyayı araladı. Dosyanın içinde ki taslaklar beklediği kadar zor ve fazla değildi. Birkaç saat içinde hepsini halledebilirdi.
"Tamam hallederim hemen ben." dedi, onun da sesi yorgundu. İlk taslağı açtıktan sonra sıkıntıyla nefesini bıraktı, gözlerini ovuşturdu ve az da olsa dinlenmek için arkasına yaslandı. "Sabahtan beri canım çıktı." dedi, bakışlarının hedefinde Mert Karan vardı. Şu ortaklık işi sağlandığından beri kendisi de iki katı çalışıyordu neredeyse. Mert içinse değişen bir şey olmamıştı, o zaten çoğu gece çalışarak sabahladığından, ona farklı ya da ek bir tempo yoktu .
" İstesen yarına kalsın." dedi Mert.
"Yok, hâlâ az da olsa şarjım var. Çizimler bitene kadar idare edebilirim." dediğinde Mert buna tebessüm etti. Şu gereksiz lakapların kalkmasının ardından gelen Burcu'yla iş arkadaşlığı aslında hiç fena olmamıştı.
Kapının açılma sesiyle ikili bakışlarını kapıya çevirdiğinde, gelen Hakan'dı. Yaşlı adam ağır adımlarla odadan içeriye girdiğinde, gördüğü tablo onu mutlu ediyordu. Burcu ve Mert arkadaşlığı ona göre her ikisine iyi gelecek bir durumdu.
"Ne durumdasınız çocuklar? Kata çıkmışken bir buraya da bakayım dedim." dediğinde Burcu gözlerini devirdi. Mert Karan kendi işkolikliğini onun tonton babasına da bulaştırmıştı işte .
"Ben birazdan çıkıp holdinge geçeceğim Hakan Bey. Birkaç evrakta pürüz çıkmış." dediğinde, Burcu yeniden gözlerini devirdi. Tamam, kendisi de gayet çalışkandı ve çok yoğun bir hayatı vardı ancak Mert Karan azmi kesinlikle çok bambaşka bir şeydi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk Affeder mi?
Romance~ Aşk, masumiyetini kirleten kan lekesini affetmedi. ~ Her yer kapkaranlık olduğunda hesaplamayı beceremediğim bir süre boyunca karanlıkta tutsak kaldım. Zifiri bir karanlığın hapsinde belki günlerce ve hatta belki de haftalarca kaldım. Sağ mıydım...
