Medyaya bir şarkı bırakıyorum. Bu şarkıyı birkaç hafta önce bir sokakta, gitarını çalıp şarkı söyleyen genç bir adamdan duymuştum. Ve bana direkt Burcu ve Mert'i hatırlatmıştı. Medyadaki tarz ve adamın o çok sevdiğim tarzı arasında fark var ama ben yine de paylaşmak istedim.
Genç kadın , odadan çıkmadan önce koltuğu hafifçe çekti ve arkasına göz gezdirdi.
Bu gün hastaneden taburcu oluyorlardı. Herkes bunun için oldukça memnundu, tek kişi, Burcu dışında.
Burcu günlerdir kaybolan kolyesinin peşindeydi. Hastanenin her yerini, her köşesini aramış, her şeyi neredeyse didik didik etmişti ama yoktu. Geçmişin en somut kanıtlarından birini, üzerinde 'Mert & Burcu' yazan gösterişli kolyesini kaybetmişti ve bulamıyordu. Sanki kolye buhar olup uçmuştu.
Kendisinden başka birinin bulmuş olup olamayacağını düşündü. Günlerdir hastane personeline kolyesini sorup duruyordu, eğer bir hastane çalışanı bulmuş olsaydı şimdiye kadar çoktan kendisine verilirdi. Ailesinden biri bulmuş olabilir mi diye düşündü lakin bu seçeneği de hemen eledi. Eğer kendi yakınlarından biri bulmuş olsaydı kesinlikle hiçbir şey bu kadar normal ilerlemez, hastaneden büyük bir kıyamet çoktan kopmuş olurdu.
O halde bu kolye neredeydi?
Genç kadın artık çıldırmak üzereydi. O kolyeyi boynuna takıp hastaneye gelmeye acaba nasıl cesaret etmişti ?
Kendi yaptığı bu saçmalığa ve göstermiş olduğu aptalca cesarete gerçekten hayran kaldı.
"Yine ne arıyorsun?" diye sordu Mert? Geçen zamanlarda az olsa da kendine gelmeyi başarmıştı ancak sol omzunda hâlâ ameliyattan geriye kalan dikişler, ağrılar, sancılar vardı. Bunlar da zamanla geçecekti. Bazen, en azından o kurşun Burcu 'nun kazındığı o alana zarar veremedi diye geçiriyordu içinden .
İşte tek gerçek bu.
Böyle bir şeye cesaret eden, canına susamış o iblis tek gerçeğine zarar verememişti.
Kurşun, eğer birkaç santim bile aşağıya saplanmış olsaydı, Burcu' nun dövmesi şimdi tanınmayacak bir halde olurdu ve Mert onu bulup öldürdüğünde, bunun için de herhalde onu tekrar diriltip tekrar öldürmek zorunda kalırdı.
Burcu, Mert'in sesi ile bir an da sıçradı. Odada yalnız olduğunu düşünmüştü. Mert 'in suratına donuk bir biçimde baktı. Acaba yıllar önceden kalan o kolyeyi hastanede kaybettiğini ona da söylemeli miydi? Belki Mert ona bir akıl verebilirdi. Çok basit ve önemsiz bir şeymiş gibi görünüyordu ama öyle değildi. Kolyeyi kendisinden başka kim bulursa gerçekten büyük bir felaket çıkacaktı ortaya.
"Cevap vermeyecek misin Burcu? Yine ne arıyorsun?"
"Bir şey aramıyorum." dedi Burcu. Mert 'e bundan bahsetmek hiç güzel bir fikir değildi.
Mert ona, belki varlığını bile unuttuğu o kolyenin boynunda ne aradığını sorarsa ne diyecekti ki?
Her şeyin bittiğini üzerine basa basa tekrar ederken kendisi , Mert'in bunu öğrenmesi gerçek anlamda bir hayli saçma olacaktı.
"Asıl sen ne arıyorsun burada? Az önce çıkmıştın, arabaya binmek yerine neden kata geri geldin?" diye sordu. Sesinde, çocuğuna kızmaya çalışan bir annenin o yapmacık kızgınlığı vardı. "Uzun süre ayakta durmak yasak değil miydi sana? Henüz iyileşmedin bile, ameliyattan yeni çıkmış sayılırsın. Bu seferde mi doktorunun ya da senin iyiliğini düşünen bir sürü insanın sözlerini, kendi canını ve sağlığını hiçe sayıp, kendi kafanın dikine gideceksin? Bundan nasıl bir zevk alıyorsun? " diye sorularını sıraladı genç kadın. Evet, bazen aşırı sinir belki de onun diline de vuruyordu. Zaten kolye hiçbir yerde yoktu, zaten canı bir hayli burnundaydı, bir de bu adam yine demirden yapılmış gibi umursamaz ve saçma sapan tavırlar sergilerse artık büyük bir sinir krizi onun için kaçınılmaz olacaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Aşk Affeder mi?
Romantik~ Aşk, masumiyetini kirleten kan lekesini affetmedi. ~ Her yer kapkaranlık olduğunda hesaplamayı beceremediğim bir süre boyunca karanlıkta tutsak kaldım. Zifiri bir karanlığın hapsinde belki günlerce ve hatta belki de haftalarca kaldım. Sağ mıydım...
