Hakan'ı gördüm uzaktan. Yanına koştum. Birkaç kişi kollarından tutup götürüyordu.
"Durun nereye götürüyorsunuz onu?" Diye bağırıp Hakan'ı çektim ellerinden. Hakan arkasına bakmadan kaçıp gitmişti. Arkamdan bir el yapıştı koluma beni sürükleyip götürüyordu. Kim olduğunu göremiyordum.
"Hakan'ın kurbanı oldun." Demesiyle çığlık çığlığa uyandım. Yastığa kafamı gömüp hıçkırarak ağladım. Annem sesime koşmuştu.
"Kızım ne oldu? Elif konuşsana!"
Rüyanın etkisindeydim hala çok korkmuştum. Annem koşup su getirdi. Dua okudu üzerime. Anneme öyle sıkı sarılmıştım ki sanki bıraksam kolumdan tutup götürecekler beni.
"Hadi kızım kalk. Bak ezan okunuyor abdestini al namaz kıl ferahlarsın".
"Anne beni götürüyorlardı. Gerçek gibiydi. Çok korktum."
Annem, göğsüne yasladığım başımı öptü.
"Korkma kızım onların bize zararı olmaz."
İçimi ferahlatan ezanın sesi susunca kalkıp abdest aldım. Vücuduma değen her damla su biraz daha ferahlatıyordu beni. Namazımı kılıp yatağıma girdim. Korkum geçmişti ama uyku girmiyordu gözüme. Tekrar aynı kabusları görmekten korkuyordum.
Kalkıp Kur'an okudum. Dışarda kuş cıvıltıları ortalığı şenlendiriyordu. Okuduktan sonra balkona çıktım. Bu saatlerde dışarısı mis gibi kokardı. Kuş sesleri de huzur veriyordu. Her sabah uyandığımda on dakika kadar balkonda durup hava alırdım.
Balkona çıktığımda beklediğim huzurlu ortamın aksine kasvetli bir ortam vardı. Bu adamlar gece dışarda mı kalmıştı? Hemen içeri girdim. Annemle Samet ayaklanmıştı. Samet'in sert bakışıyla karşılaştım.
"Ne işin var balkonda?"
"Sen ablana hesap mı soruyorsun?" Diyerek yanağını sıkıp zoraki gülümsedim.
"Bu adamlar niye hala burdalar?" Diye sorduğumda yüzüm gerilmişti.
"Adamları burda bekliyor bir haber gelir diye. Ben aşağı iniyorum amcam çağırdı."
"Samet." Diye seslenişimle bana döndü.
"Sen dikkat et kendine tamam mı." Bunu söylerken gözlerim dolmuştu. Samet ise başıyla onaylayıp kapıdan çıkmıştı.
Telefonuma gelen mesaj sesiyle içeri girdim.
"Günaydın canım. Birşeyler duydum. Neler oluyor orda?"
Mesaj Fatih'ten gelmişti. Fatih halamın oğluydu. Çocukluğumuz birlikte geçmiş, sonra babasının karanlık işleri yüzünden İstanbul'u terkedip Mersin'e yerleşmişlerdi. Fatih arada bir bizi ziyarete gelirdi. Geçen sene geldiğinde bana olan hislerinden bahsetmiş, evlenmek istediğinden bahsetmişti. Fatih iyi temiz biriydi. Önce teklifine sessiz kalsam da birkaç ay içinde olumlu cevap vermiştim fakat ailem onun aile durumundan dolayı istemiyordu. Halam bir kez istemeye gelmiş, olumsuz yanıt almıştı ailemden. Zaten bizle kopuk olan bağlarını iyice koparmıştı. Ama Fatih'in vazgeçmeye niyeti yoktu benden. Aslında benim de içimde onla ilgili endişeler vardı ama seviyordum onu. Aşık değildim ama içimde sevgi vardı ona karşı. Ailesinin içinde bulunduğu kötü durumdan kurtarmak istiyordum onu. Benim sayemde babasının işlerinden uzak durabilirdi.
Fatih'e olayı özetleyen bir mesaj yazdım ve bir alt kata babaannemin yanına indim. Önceki gün çok kötü görünüyordu. Dedemin aksiliğine, huysuzluğuna karşın babaannem çok güler yüzlü herkes tarafından sevilen biriydi. Camın kenarındaki çekyata oturmuş gözyaşını beyaz tülbentine siliyordu. Yanına oturup başımı omzuna yasladım. İşte huzur buradaydı, onun şefkatli kollarında.
Beni koluna sararken, peşpeşe kapıya doluşan arabaları gördüm. Hepsinin kapısı açıldı. Adamların kimi içeri girdi kimi dışarda kaldı. Amcam hemen telaşla bizim bulunduğumuz odaya girdi.
"Nineni yukarı götür."
Kalkmasına yardımcı olarak koluna girdim. Tam kapıdan çıkıyorduk ki içeri giren adamlarla karşı karşıya geldik. Karşı dairede oturan Arif amcam hemen yanımıza koştu. O gelene kadar en önde duran adamın pis bakışıyla karşılaştım. Amcam hemen önümüze geçip yukarı çıkmamıza yardımcı olmuştu. Yukarı çıkarken başımı çevirip tekrar baktığımda bakışı hala üzerimdeydi ve ürkütmüştü beni.
"Kardeşimin katilini hala bulamadınız mı lan?" Sesi ortalığı inletmişti.
"O o.ç. bulunamazsa soyunuzu kuruturum."
Sesi bizim eve kadar geliyordu. Bu adam ne hakla gelip bu evde böyle terör estirebilirdi.
***
Yine gergin bekleyiş. Aşağıdan kimi zaman sesler yükseliyor ortam iyice geriliyordu. Aradan iki saat kadar geçmişti. Aşağıdakiler arabalara binip gittiler amcamlarla birlikte. Kapıda sadece bir araba kalmıştı. Annem telaşla Samet'i aradı.
"Oğlum ne oldu?... Tamam." Telefonu kapatıp bize baktı.
"Hakan emniyete teslim olmuş. Samet fazla konuşamadı."
Bölüm sonu..
ŞİMDİ OKUDUĞUN
BEDEL
SpirituálníBEDEL SERİSİ 1 Bir canın bedeli kaç can, kaç hayat, kaç umut eder? Elif ve Ömer'in hikayesi bu.. Bedele kurban edilen iki hayatın hikayesi.. Birbirine zıt iki karakter, iki yaşam, iki kırık kalp.. Mecburen birleşen iki hayat.. Elif.. İstanbul'da doğ...
