Karşılaşma

21.7K 824 69
                                        

Abimin yanıma gelip beni suda boğmaması için denizden çıkmak için yürürken;

"Geliyorum!" Diye bağırdım. Denizden çıktığım da eteğimin uçlarını sıktım. Kumsalda oturan gençler yine bana bakıp egleniyorlardi. Sinirlerim ayyuka çıkmıştı artık.

"Ne bakıyosunuz, ayımı oynuyo burda."

"Bu kadar yüzmek istiyosan, önce o eteği çıkar. Deniz anasi gibi oluyosun denizde!"

Bir kahkaha kopmuştu yine.

"Sende bir etek giy bence, o sıska bedenin biraz kapanır da gözümüz yorulmaz."

Arkadaşları "oooo" yaparken ıslak, at kuyruğu şeklindeki saçlarımı çamaşır sıkar gibi sıktım . Vücudu gayet iyi olduğu halde bir kızın ona sıska demesiyle yinede morali bozulmuştu. Bu mavi gözlü çocuğu buraya geldiğimden beri ilk defa görmüştüm. Çok yakışıklıydı ama kendini beğenmişin tekiydi.

"Benim vücudum mu sıska senin gözlerin bozuk heralde. Belediye seni temizlik icin mi yolladı. Denizde ne var ne yok eteğinle süpürdün. "

Kendini beğenmiş şekilde sırıtıyordu. Arkadaşları pöykürerek gülerken, sinirlerim iyiden iyiye bozulmuştu. Kendi işlerine bakmayıp benimle uğraşıyorlardı. Kendime hakim olamayıp eğildim ve yerden aldığım bir avuç kumu yüzüne fırlattım.

"Al bakalım, bundan sonra başkalarıyla ugraşmamayı öğrenirsin!"

Gözüne gelen kumlarla gözleri kısılmış, açamıyordu.

"Lan ben seni var ya!

"Emir kız seni madara etti oğlum. "

Arkadaşları alay ederken Emir denen bu yaratıkta gözlerini ovuşturuyor. Sıktığı dişlerinin arasından bana tehditler yağdırıyordu.

Tehditlerine aldırmadan yanlarından hızlı adımlarla uzaklaştım. Merdivenlerden yukarı çıkarken abimin sesi tekrar duyuldu.

"Nerdesin lan, gerizekalı ben seninlemi uğraşıcam."

"Sana uğraş diyen mi var. Beni rahat bıraksana!"

"Babam çağırıyor özürlü yemek yiyoz."

"Ot beyin."

"Lan dövücem şimdi, yürü!"

Yol boyunca kavga ederek eve zor gelmiştik. Abim le hiç anlaşamazdım. Kendini babamın fedaisi sanıp beni dövmek için yer arardı. Aramızda iki yaş olduğu halde erkek olduğu için kendini bir şey sanıyordu.

****

Yemekten sonra Nisan annesinin zoruyla sofrayı toplamış. Bulaşıkları yıkamadan evden çıkmıştı. Bahçenin önündeki tahtadan çakılmış banka oturdu. Üst katın merdivenlerinden bir kız inip oturduğu banka yerleşti. Kısacık bir kot şort giymişti. Kilolu bacakları güneşten dolayı oldukça bronzdu. Tombul yüzü yuvarlak ve sevimliydi.

"Naber."

"Iyi."

"Balkondan gördüm seni, siz taşınmışsınız bizim alt kata öyle mi?"

"Evet."

"Adın ne?"

"Nisan."

"Benimde Şennur"

"Kaç yaşındasın?"

"On beş, ya sen?"

"Bende. Boyun uzun olduğu için ben seni on altı, on yedi falan sanmıştım ama aynı yaştaymışız."

Ufak bir tanışma faslından sonra kızlar bayağı bir birbirine ısınmışlardı. Oturdukları bina dört katlıydı ikinci katında Şennur ve ailesi, üçüncü kattada ev sahibi oturuyordu. Yaşlı ve çekilmez bir kocakarıydı. Yirmi dört saat başı ağrıyor. Kapının önünde çocuklar birikip ses çıkardıkları zaman başlarına kovayla su döküyor,"hastayım, hasta kafam kaldırmıyor," diye balkondan bağırıyordu.

Bahce bele kadar gelen bir duvarla çevrili olduğu icin yol tamamen görülebiliyor. Denize inip çıkanlar havlularıyla önlerinden geçiyordu. Nisan aşağıdan gelen grubu görünce irkildi. Onlar bahçenin önünden bakkalın olduğu tarafa doğru yürürken sırtını dönmüş tanımamaları için onlara doğru bakmıyordu. Ama onu görmelerine mani olamamıştı.

"Emir bak seninki de buradaymış."

"Nerden benimki oluyormuş lan."

Gürültülü bir şekilde gülüyorlardı. Nisan daha fazla dayanamamıp, yerde gözüne kestirdiği avucu büyüklüğündeki taşı eline geçirdiği gibi onlara doğru kaldırdı. Şennur kollarından tutmuş onu durdurmaya çalışıyordu.

"Manyak lan bu kız." Plajdaki o çocuk yine alaycı gülümsemesiyle Nisan'a bakıyor, Nisan taşı ona atmaya çalışsa da Şennur mani olduğu için bir türlü yapamıyordu.

"Benimle uğraşma yoksa o boş kafanı yararım."

MANYAK KARIMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin