Cenk bir köşede içkisini yudumlarken bir el ona dokundu. Dönüp baktığında karşında Başak vardı:
- Merhaba.
- Sen...
- Beklemiyordun. Ben burda olacağından emindim oysa.Cenk ne demek istediğini kurcalamadı:
- Evet, eğlence benden sorulur. Sen nerelerdeydin?
- Amerikadaydım, yeni döndüm. Bu kutlamayı kaçıramazdım.Boş kadehini bırakıp, masadan dolusunu alıp içti. Durup dururken kahkaha attı:
- Çok komik.
- Nedir komik olan?Kadehiyle pistte dans eden Onur ile Kardeleni göstersterdi:
- Onlar. Onları deli gibi seven iki insanı bırakıp birbirlerine bağlandılar.
- Neler söylüyorsun? İçkiyi fazla kaçırdın galiba.
- Olabilir, ama benimki dürüst bir çare. Senin gibi mutluluk oyunu oynamadan, kimseyi kandırmadan acımı alkolün içinde boğmaya çalışıyorum.
- Saçmalıyorsun. İçmeyi bıraksan iyi olur.
- Öyle mi diyorsun? Derdini mi deştim.
- Hiçbir derdim yok benim!
- Adım gibi eminim. Ben Onuru nasıl seviyorsam sende Kardelene öyle aşıksın. Karenin sevmedi mi seni? İstemedi mi?
- Yeter bu kadar!Elindeki içkisini aldı:
- Kendini iyice kaybetmeden eve mi gitsen? Sana taksi çağırayım.
- Nişanlıları tebrik etmeden, onlara mutluluk dilemeden...Cenk'i geriye itip dans pistine doğru yürüdü:
- Onur!Sesi duymasıyla genç adam cin çarpmış gibi oldu:
- Başak. Döndüğünü bilmiyordum.
- Sana sürpriz yaptım. Nasılsın?Onuru tutup yanaklarından öptükten sonra Kardelene sarıldı:
- Aşk olsun! Nişanlanacağını haber vermez mi insan? Davetsiz misafir gibi oldum böyle.Genç adam istemsizce:
- Gelmene sevindim.
- Gerçekten mi? Ya sen Kardelen?Genç kız başını sallayıp nişanlısına:
- Otursak mı Onur?
- Tabi.Arkadaşlarından biri Onuru yanına çekti. Eli Onurun elinde olan Kardelen o tarafa sürüklenirken Başak araya girip ellerini ayırdı:
- Nişanlın kaçmıyor Onur. Kardelenle biraz sohbet etmek istiyorum.Genç kızı alıp bir köşeye geçti:
- Sonunda muradına erdin ha Kardelen? Ne yalan söyleyeyim, bir daha bir araya gelmezsiniz sanıyordum.
- Neden?
- Siz ayrılmıştınız. Biliyorsun, ben ordaydım. Sen yokken Onuru teselli etmek bana düştü... Biz ikimiz o sıralar çok yakın olduk birbirimize... tahmin edemeyeceğin kadar yakın...Kardelen Başak'ın lafı nereye getireceğini biliyordu. Ama ona geçit vermeye hiç niyeti yoktu:
- Olabilir, dünler yaşanır ve biter. Konuşmaya değmez. Önemli olan bugün. O şimdi benimle, benim yanımda.Başak Kardelenin geri adım atmayacağını anlamıştı, diğer kozunu oynayacaktı:
- O mektup olmasa Onur sana döner miydi sanıyorsun?
- Mektup?
- Mektuplar mı demeliyim. İkincisi çok ilginçti doğrusu. Onurun etkilenmesini anlıyorum. Bravo! Aşkına kulak vermeyince çok güzel vicdanına oynadın. Bir suçlu gibi hissetmesini sağlayıp kendine geri döndürdün.
- Sen neden bahsediyorsun? O mektupta yazanlar...
- Okudum.Elini çantasına atıp bir zarf çıkardı. Bayağı yıpranmıştı. Yırtılarak açılmıştı. İçindeki mektubu çekip çıkardı:
- Yüksek sesle okumamı ister misin?Kardelenin nefesi kesiliyordu. Cılız bir sesle:
- Saçmala... ver onu bana... bunu yapmaya hakkın yok.Başak güldü:
- Acaba sana haksızlık mı ettim diyordum... Ama hayır! Böyle birşeyi kendini acındırmak için kullanmış olman...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Cam kırıkları - Kardelen
RomanceKardelen: İncinmekten korkarak kendini gizleyen narın çiçek. Ama karların ortasında açacak kadar cesaretli. Ya da güneşe yüzünü dönmek için acele eden, verdiği sözleri tutamayan hercai bir çiçek. Sen karar ver ne olduğuna... (2016)