26

2.1K 213 51
                                        


Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar ♡

  (Jeongin)

   Onlar sınıftan çıktığından beri okulun içinde Minho ya da Changbin'i arıyordum deli gibi. Bakmadığım yer kalmamışken belki sınıflarına geri dönmüşlerdir diye düşünerek sınıfa yönelmiştim ki kahve otomatlarının orada Minho'yu gördüğümde nefes nefese yanına kostum.

  "Minho." diyip duvara yaslandım. Nefesim kesilmişti resmen.

  "Sakin ol. İyi misin?" diyip bir elinde tuttuğu açılmamış suyu uzattı. Alıp birkaç yudum içtikten sonra devam ettim.

  "Hyunjin. Biz sınıftayken Chan'ı arka  bahçeye çağırdı. Çok sinirliydi." diyebilmiştim sonunda.

  "Siktir. Ne zaman gittiler?" dedi yürümeye başlamışken ben de arkasından hızlı adımlarla ona yetişmeye çalışıyordum.

   "5 10 dakika olmuş olabilir. Çıktıklarından beri sizden birini arıyorum."

   "Chan ilk atağı yapmadığı sürece sıkıntı yok."

   Dışarı çıktığımızda gök delinmiş gibi aşırı yoğun yağmur yağıyordu. Çıktığımız gibi üzerimizdeki gömlek sırılsıklam olmuştu. Yine de ikimizde aldırmadık.

   "Sen içeri gir. Hasta olacaksın." diyen babacan Minho'ya önemli olmadığı hakkında bir şeyler söyleyip takip etmeye devam ettim.

   En sonunda köşeyi geçip arka bahçeye ulaştığımızda arkadan yerden yatan birinin üzerine çıkmış sarı saçlar gözüküyordu sadece.

   "Seni öldürürüm. Duydun mu? Seni öldürürüm! SENİ SATTIĞIN O SİKTİĞİMİN ŞEYLERİ İLE TEK TEK İÇİRİP ÖLDÜRÜRÜM!" diye ondan daha önce duymadığım ses tonuyla bağırmasıyla birkaç adım geriledim.
  
   Minho beni arkasında bırakıp seslenerek Hyunjin'e yaklaşmaya başladı. Ama o duymuyor, transta gibi altında bulunan bedeni yumrukluyordu.

   Minho sonunda yanına yaklaştığında kolundan çekip altındaki bedenden uzaklaştırdı onu.

   "Hyunjin sakinleş. Ne yapıyorsun sen? Bayılacak duruma gelmiş." diyerek sarstı onu.

   Ben ise yağmur suyu ile karışmış ellerinden akan kana ve yerde kanlar içinde yatan bedene bakıyordum. Korkunçtu. Bu manzarayı tanımlayacabilecek tek kelime korkunç olmasıydı.

   "Onu buradan götür." dedi görüntüsünün aksine aşırı sakin bir sesle. Ondan kastının ben olduğunu düşünüyordum.

   "Tamam. Dur bi sakinleş. Sen bu kadar sinirliyken onunla seni aynı ortamda bırakamam." dedi yerde kanlar içinde yatan Chan'ı göstererek.

   Gözleri yarı açıktı. Bilinci açıktı ama her an bayılacak gibi görünüyordu. Durumu kötü görünüyordu ve lanet olsun ki ne bir hoca ne de öğrenci vardı.

   Ellerim titremeye başlamıştı. Ama yine de bu durum Chan'ın yanına gitmeme engel olmadı. Ayakta duran ve bakışlarının üzerinde olduğundan emin olduğum bedenin en uzağından geçip ufak ufak inleyen bedenin yanına eğildim.

    Kaşı ve dudağının kenarı ufak olmayacak derece patlamış, elmacık kemiklerinde moraracağına emin olduğum morluklar vardı.

   Cebimdeki mendili yüzündeki yağmur sularını silmek için çıkarıp yüzüne yoneliyordum ki kolumdan tutulmam ile kendimi geri çektim.

   "Dokunma ona. Git buradan." Sakin değildi ama sesi yüksekte değildi.

   "Asıl sen bana dokunma." diyip ayağa kalktım.

You Will Be Okay | HyuninHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin