(Jeongin)
Masaya geri döndüğümde Chan'ın geldiğini gördüm. Beni görünce elini uzatıp "Merhaba adım Bang Chan. Biraz beklettim sanırım." dedi.
Bir uzatılan ele bir de sahibine bakıp tedirgin bir şekilde Seungmin'i dürttüm. Chan'ın elini tutup onu koltuğa geri oturtturdu.
"Jeongin temastan çok hoşlanan biri değil. Ama üzülme ben tutarım elini." diye dalgaya aldı.
"Sakın bireysel anlama. Çocukluktan kalma bir huy gibi bir şey. Bu arada kendimi tanıtmadım ben de Yang Jeongin." dedim baş selamıyla.
"Yok anlamam. Bilsem yapmazdım sen kusura bakma. Tanıştığıma da memnun oldum." dedi tebessümle.
"Şimdi Chancığım seni buraya senden bir ricada bulunmak için çağırdık. Jeongin buraya yeni geldi ve sosyalleşmek amacıyla yaz ayını full yüzme kurslarında geçirdi. Aşırı başarılı bir yüzücü. Koç beni bile aldıysa Jeongin'i de alacağını düşünüyorum fakat takım kaptanı olarak sana da bir danışmak istedik."
"Bildiğiniz üzere okul daha bugün açıldı. Bu hafta içinde etütleri ve kulüpleri ayarlayacaklar. Haftaya da seçimler başlayacak. Gelirsin sen de seçimlere. Koç seni bir değerlendirir. Ben tamam desem bile koçun görmesi gerekir. Eğer alınırsan da etüt ve kulübün ona göre ayarlanır." dedi önündeki kahvesinden bir yudum alarak.
"Yani alabilirler mi beni de kulübe?"
"Tabii ki de alabilirler. Ben ismini yazdırırım gerisi sana ve başarına kalır."
"Etütler ayarlanabilir mi?" diye sordum endişeyle. Yüzmenin derslerimin önüne geçmesini istemiyordum.
"Ayarlanır. Sabahtan hatırladığım kadarıyla aynı sınıftayız. Bizim gibi kulüplerde olan öğrencilere özel dersler ayarlıyorlar. Sen sadece kazanmaya odaklan."
Anlattıkları içime su serpti. Beni almazlar diye düşünüyordum hep ama olurda alırlarsa etütleri kaçıracağım diye korkuyordum
"Gerçekten teşekkür ederim Chan. İçimi rahatlattın." dedim içten bir gülümsemeyle. O da gülümseyince muhabbetimiz gündelik hayatlara döndü.
--------------------------------------------------------
(Hyunjin)
Masada bir muhabbet dönüyordu ama benim kulağım yan masadaydı.
Anladığım kadarıyla çocukluğundan kalan bir temas problemi yaşıyordu. Derskolik olduğu da sürekli etütlerini sormasından belli oluyordu.
Eğer yüzme takımına kabul edilirse etütleri beraber alacaktık. Etütlere de kalmadığım için beni irdeleyen bir şey yoktu.
Kafam dalgın halde bir şeyler düşünürken Jisung ile göz göze geldik. Bana bakıp suratına hafif piç bir gülümseme yerleştirdi. Göz kırparak 'hayırdır' izlenimi verdim.
"Sen Jeongin geldiğinden beri bi dalgın duruyorsun. Sana hayırdır?" dedi o gülümsemeyi hâlâ suratında taşırken.
"Saçma sapan konuşma. O veletle ne alakası olsun. Sadece bugünkü orospu çocuğunu düşünüyordum." dedim konuyu başka tarafa çekerek.
Minho yerinden rahatsız bir şekilde hareket ederek "Bunları başbaşayken mi konuşsak Hwang? Böyle Jisung'un olmadığı bir yerde." dedi Jisung'u bastırarak.
Jisung o an bir şey demedi ama yalnız kaldıklarında ciddi bir kavgaya başlayacaklarını Jisung'un Minho'nun kolunun altından çıkmasıyla anlamış olduk.
Minho eliyle 'seni öldüreceğim' işareti yaparken el hareketiyle cevap verdim. Kolumu oturduğum koltuğun arkasına atıp karşımdaki ilişki yumağını izlerken yan masanın ayaklanmasıyla dikkatim yeniden o yöne çekildi.
Seungmin Chan'a sarılırken O sadece baş selamıyla yetinmişti. Arkadan gelen Changbin'in söylenmelerini takmadan o tarafa bakıyordum.
Chan'ı geçirdikten birkaç dakika sonra onlarda kalktı. Changbin de ayağa kalkınca gözlerimiz ona döndü. "Eve bırakmayı teklif edicem." diyip eşyalarını toplayan veletlere yöneldi.
Changbin ve Seungmin arasında ateşli bir tartışma yaşanırken O bir süre sadece dinledi ve kafasını yerden kaldırmadı. En sonunda olay bağırma haddesine gelince müdahale ettiğini gördüm.
Seungmin'i tişörtünün ucundan tutarak biraz arkaya doğru aldı ve asıl tehlikesi gülümsemesi olan biri olarak o gülümsemeyi yüzüne yerleştirip Changbin ile konuşmaya başladı. Bir süre konuştuktan sonra Changbin başını sallayıp masaya geri gelirken O çıkmadan önce bizim masaya (büyük ihtimalle mecburiyetten) baş selamı vererek çıktı.
"Noldu, ne dediler?" dedi Minho merakla.
"Bu çocuk benim ya mezarım olacak ya da aşk bahçem. Geç oldu bırakmamı ister misiniz diye sordum. Başladı birden git artık, bırak peşimi, sana ihtiyacımız yok falan o yükseltince ben de yükselttim. İşte Jeongin girdi araya. Bisikletlerimizle geldik hem ev yakın bir şey olursa da ben korurum Seungmin'i diyerek yumuşatmaya falan çalıştı işte ortamı." dedi.
Son dediğine gülerek "Onu kim koruyacakmış?" dedim alayla. Aptal çocuk.
Changbin sadece omuz silkti. "Yeni plan kurdum millet. Jeongin'e yakın olup Seungmin'e sokulacağım." dedi hâlâ ayakta soygun planı anlatır gibi hareketlerle.
"Sence Seungmin Jeongin'i sana yakınlaştırır mı saçmalama." dedi Minho hâlâ Jisung'un elini tutmaya çalışırken.
"İşte burada hepinizin desteği gerekiyor. En çokta Jisung'un."
"Ah şansa bak kim bizim okulda değil acaba."
"Ya oğlum biz bu çocukla aynı sınıftayız. Önümde oturuyor. Seungmin her zaman yanında olacak değil. Seungmin bizden de Jisung'u seviyor. Sana da çok gıcık değil sadece. Onun garezi ben ve Hyunjin. Eğer Jeongin'i kendimize çekersek aynı ortamlarda falan olursak beraber vakit geçirmeye zamanımız olacak. Oradan da ben tavlarım zaten onu."
"Sen bu çocuğa sayıp sövmüyor muydun, hayırdır?" dedi bu sefer Jisung.
"Jeongin iyi çocuk. Saf, kırılgan, kandırılması kolay. Seungmin'e gidiş biletim olacak." dedi sinsi bir sırıtışla.
"Ne yaparsanız yapın. Beni sokmayın planınıza falan. Çok fazla da dikkat çekmeyin." dedim gerinirken.
"Seni isteyen yok zaten sen engel olma yeter gerisi bize düşüyor." dedi.
Onlar kendi aralarında plan yaparken aklım Changbin'in dediklerine takıldı. Eğer dediği kadar saf ve kırılgansa bu ortama girmek onun hayatında yapacağı en kötü karar olurdu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
You Will Be Okay | Hyunin
FanficAnnesinden küçük yaşta koparılmış ve çocukluğu elinden alınmış bastırılmış bir çocuk. Kendi adaletini sağlamaya çalışan ve kötülüklerin içinde büyüyen bir çocuk. İtirafları zor, aşkları büyük olacak. (Yan shipler Seungbin, Minsung, Chanlix)
