Umarım beğenirsiniz. İyi okumalar ♡
(Jeongin)
"Hyunjin senden hoşlanıyor." Ağzından çıkan kelimeler durmam için yeter de artardı.
"Ne?"
"Diyorum ki Hyunjin senden hoşlanıyor."
"Yalan asöylüyorsun. Onunla konuşmam için böyle diyorsun." Çünkü gerçek olamazdı.
"Yalan falan söylemiyorum Jeongin. Çocuk muyum sırf konuşman için böyle bir yalan söyleyeyim?" Bunu söyleyen Changbin olsa evet derdim ama Minho böyle bir şey yapmazdı.
"Dediğin şeyin inandırıcılığı hiç yok. Bizim aramızda o tarz bir şeyin olması imkansız."
"Aranıza girmek istemiyorum. Amacım kafanı bulandırmak falan da değil ama ikiniz konuşmadan kendi kendine bir şeyler kurgulayıp karar verme." Sağol Minho. Kafamı hiç bulandırmadım gerçekten.
"Bence bu konuşma hiç olmamış gibi yapalım Minho. Her şey daha çok yeni. Şuan hiçbir şey düşünecek durumda değilim ve tek isteğim Chan'ın uyandığını gördükten sonra eve gidip dinlenmek. Herkes için yoğun bir gün oldu." Şuan için en iyi yol geçiştirmekti.
"Haklısın. Sende etkilendin."
"Senin burada durmana gerek yok. Seungmin ile konuştum. Okul bitmiştir birazdan burada olur. Chan'da yakında uyanır zaten." Lafımı bitirir bitirmez Seungmin'in koridor başında görünmesi daha çok işime geldi.
Koşar adımlarla Minho'ya kısa bir selam verdikten sonra bana sarıldı.
"İyi misin? Seni tetikleyen bir şey oldu mu?" Yine her zamanki öncülüğü bendim.
"Şimdi daha iyiyim." dedim kollarımı beline sararken. Sarılmak en iyi tedavi yönetmemimdi. Sevdiklerime.
Birkaç saniye öyle durduktan sonra geri çekildi ama elleri hâlâ omuzlarımdaydı. "Changbin kapının önünde seni bekliyor. Girmek istemedi." dedi Minho'ya ithafen. Büyük ihtimalle beraber onun yanına gideceklerdi.
"Burada bekleyecektim ama sen geldiğine göre gideyim. Bir şey olursa mutlaka arayın." dedikten sonra daha fazla beklemeden gitti.
-----------------------------------------------------------
-Haftasonu-
(Jeongin)
Olayların üzerinden birkaç gün geçmişti. Her şey normal düzenine dönüşmüştü. Chan her ne kadar morlukları suratını süslüyor olsa da iyiydi.
O günden beri onu görmemiştim. Okula gelmemişti. Her ne kadar nasıl olduğunu ve neden gelmediğini deli gibi merak etsem de kimseye soramamıştım. Sadece Felix'in ağzını yoklamıştım ama o da açık vermemişti.
O gün benimle konuşmak isteyen çocuk günler geçmesine rağmen hiçbir yaşam belirtisi göstermemişti.
Bu arada haftaya okullar arası müsabakaların başlayacağını öğrenmiş ve kendimi yüzmeye vermiştim. Beni yatıştırma özelliği de olan su bu dönemde iyi gelmişti.
"Jeongin, annem ödevlerini bitirdikten sonra animasyon izleyebilirsin dedi. Beraber izleyelim mi?" sesiyle daldığım düşüncelerden başımı sallayarak kurtuldum.
"İlk olarak Jeongin değil Min, hyung. Son olarak hangi animasyonu izleyeceğiz?"
"Mulannn." diyip ilk dediğimi iplemeden koşarak salona gitti. Çünkü itiraz edeceğimi biliyordu. İki hafta da bir mutlaka izlediğimiz için gına gelmişti ama sevdiğimden de her seferinde izliyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
You Will Be Okay | Hyunin
Hayran KurguAnnesinden küçük yaşta koparılmış ve çocukluğu elinden alınmış bastırılmış bir çocuk. Kendi adaletini sağlamaya çalışan ve kötülüklerin içinde büyüyen bir çocuk. İtirafları zor, aşkları büyük olacak. (Yan shipler Seungbin, Minsung, Chanlix)
