BÖLÜM 60

18.6K 1.3K 310
                                        


Merhaba! 

Tercih ettiğiniz üzere, yeni bölüm sizlerle. Keyifli okumalar diliyorum :)

Kafamdaki kabataslak hesaba gözlerimi kısıp yüzümü buruştururken anahtarı delikte döndürdüm. Bir ayı daha geride bırakmıştık. Karan ayın başında bana veda edip ülkemize geri dönmüştü. O süreden beri görüşememiş, doğum gününü ise görüntülü arama üzerinden kutlamaktan başkasını yapamamıştık. Sevgilimi hayli özlemiştim. İstanbul'a dönerken, bu sefer üzerimden çıkardığım başka bir kıyafetimi almaya diretmişti; bahanesi ise kazaktan kokumun çoktandır uçmuş olmasıydı. İsteğini yerine getirdiğim sırada, kızarmış yanaklarımı gülerek izlemişti.

Öbür yandan, kendimi oyalayabilmek amacıyla birikimimi seyahatlere harcamış sayılırdım. Birkaç dakika önce, biriktirmekte gayret ettiğim paramı, ucuz yollu tutmaya çalıştığım halde, bana yabancı bir şekilde nasıl hoyratça savurduğumun farkına varmıştım. Omuz silktim. Battı balık yan gider, diye fısıldadı iç sesim. Kolay bulamayacağım bir fırsatın içindeydim; böyle rahatça gezmek gibi. Bu yüzden kendimi çektiğim ve kendime verdiğim hesabın biraz daha adil olmasına çabaladım. Diğer gereksiz harcamalardan hayli kısmam gerekecekti bu gidişle. Neyse ki anahtarlığımda şangırdayan, bir elin parmaklarından az olan ülkelerin simgeleri bu ruh halinden sıyırıyordu beni. Dahasını düşününce heyecanlandım.

Derslerimi ise hiç boşlamış değildim. Kendilerine asıldığımda bırakmıyor, konu gezmeye veya eğlenceye geldiğinde ise gereğini yapmış olmanın gönül rahatlığıyla varlıklarını unutuyordum. Arayı kapatmak, adapte olmak için çırpındığım günler, geçirdiğim buhranlar geride kalmıştı. Rahattım.

"Feride, hoş geldin!" İlginç bir şekilde, anahtarı çeviriş şeklinden eve girenin kim olduğunu şıp diye anlayan Gloria salondan bana seslendi. Ben de kibar sayılmayacak bir bağırtıyla karşılık verdim. Kolumdaki montumla salona girdiğimde Gloria'yı kanepeye rahatça yayılmış bir halde buldum.

"Kimse yok mu?" Yapacak hiçbir şeyi kalmamış da biri ona televizyondaki kanalları öylesine dolaşmasını söylemiş gibi yaptığı işi keserek bana baktı.

"Pilar ve David alışverişe çıktı. Alışveriş dediysem, baya uzaklardaki bir çiftliğe gidip oradan doğal ürünler alıp gelmelerini kastediyorum." O çiftin öyle alışkanlıkları vardı; doğal beslenmeye gayret ederlerdi. Başımı salladım. "Isabel işte..." Duraksadı. Yerinde kıpırdandıktan sonra devam etti. "Marcel ise odasında. Her zamanki gibi." Anladığımı gösteren bir mimik yaparken ağırlığımı bir ayağımdan ötekine verdim. "Senin günün nasıldı?" Sorusuna üstünkörü cevap verdiğim sırada, beni baştan aşağı süzerken montuma takılan gözlerini aniden açtı. "Aa, şimdi hatırladım!" Hızlıca ayağa kalktı. Yanıma gelip koluma dokundu. "Odana gidelim mi?" Teklifini garip bulsam da çabukça onayladım.

Odama girdiğimizde, hemen geleceğini söyleyerek tekrar içeriye gitti. O gelene kadar elimdekileri yatağa attım. Yeniden ortaya çıkan Gloria'yı elinde bir matkapla görmeyi ummamıştım. Diğer elindeki askıyı yatağıma salladı.

"Odanda askılık yok. Bu yüzden kapının arkasına bir tane asmalıyız. Çok önceden yapılmalıydı hatta." O deyince, ben de sanki yeni fark edermiş gibi kaşlarımı kaldırdım. Çok derinlerden, ince bir ses, 'Karan'ın senin için döşemek istediği evin yanında, buradaki odanda bir askı bile yok,' dedi. Nedense gülesim gelmişti. Sanki iki ayrı dünyam vardı.

"Daha önce hiç yaptın mı böyle bir şeyi?" Elindeki matkabı emaneten tutuyor gibi durduğu için sormak zorunda hissettim. Gözleriyle kapıyı tarayan Gloria cıkladı.

"Yapmadım." Tedirgin gözlerle ona baktığımda, aksine, onunkiler ışıl ışıldı. Az sonra yaramazlık yapacak çocuk heyecanıyla bakıyorlardı. "Bu matkap da David'in zaten. Almış olmama bir şey demez sanırım." Sonra da 'bana ne' der gibi omzunu silkti. "Bunları ondan arakladım."

Kader OyunuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin