Onur elleri siyah kabanının içinde kafeden içeriye girip masamıza doğru gelmeye başlayınca başımı eğip gözlerimi kapattım. Gerçekten bir günde kaç kere karşılaşıyorduk?
''iyi akşamlar'' derken samimi şekilde gülümsüyordu. Abim kaşları çatık şekilde Onur ile benim aramda bakışlarını gezdiriyordu.
''İyi akşamlar Onur Bey'' dedim mesafemi koyarak. Kaşları çatılsa da gülümsedi. Bakışlarını benden çekip abime dönüp elini uzattı.
''Merhabalar Onur Saygıner ben Ece Hanım'ın..'' derken bakışlarını beni bulmuştu. İmalı şekilde gülüyordu.
''Ece Hanım'ın arkadaşıyım'' Abim birkaç saniye düşündü.
''Aa evet tamam sizi hatırladım. Annemler bahsetmişti.Abisiyim ben de Ege Kutay. Ece geçen aylarda rahatsızlandığında siz yardımcı olmuştunuz sanırım. Ben sizinle karşılamamıştım. Buyrun kahve içiyorduk bizde, vaktiniz varsa?'' Onur'a dönüp başımı olumsuz anlamda salladım. Gülümseyerek bana bakıyordu hala.
''Tabii, var vaktim var'' deyip abimin yanındaki sandalyeye oturdu. Oturmadan camdan dışarıya bir yere baktığını görünce o tarafa döndüm. İki tane siyah araba arka arkaya bekliyordu. Öndeki arabanın şoför koltuğunda Kenan denen adamı görünce gözlerimi devirip önüme döndüm. İki araba bir ton adamla mafya gibi mi geziyordu Allah aşkına?
''Soy adınız bana çok tanıdık geliyor ama çıkartamadım'' diyen abime döndüm. O sırada garson Onur için sipariş almaya gelmişti. Önce garsona dönüp filtre kahve söyledikten sonra abime döndü.
''Yani bilemiyorum ama ben sizi daha önce görmediğime eminim'' deyince abim başını salladı. Onur ceketini çıkartırken üzerindeki gömleğe daha dikkatli baktım. Kan lekesi miydi o? Abim görmemiş gibiydi. Onur'a baktım direkt olarak. Ona baktığımı anlayınca çarpık bir gülüşle bana bakmaya başladı. Allahım delirtecekti beni. Çaktırmadan gömleğini işaret ettim. Baktığım yere hafifçe başını eğip bakınca ağzından bir küfür çıktı. Abim ne olduğunu anlamamış şekilde Onur'a döndü.
''Anlayamadım?'' Onur sakince cevapladı.
''Biraz soğuk burası onu söylüyordum'' derken çoktan ceketini üzerine giymişti.
''Aslında değil gibi ama dışarıdan geldiğiniz için olabilir'' abim duymamıştı Allahtan. Abim biraz durduktan sonra aklına bir şey gelmiş gibi Onur'a döndü.
''Aslında annemler o gün çok bahsetmedi. Ece nasıl düştü yani? Hastane raporlarını da inceledim gerçi her şeyinin kontrolü yapılmış ama yani olay nasıl gelişti bir de sizden duymak isterim?''
''Abi bu nereden çıktı Allah aşkına kapandı gitti konu hem Onur Bey çok yoğun çalışıyor unutmuştur çoktan'' abim gerilmiş gibiydi. Bana döndü.
''Sen nereden biliyorsun Onur Bey'in yoğun çalıştığını güzelim? Sahi Onur Bey siz nereden tanıyorsunuz Ece'yi? Yani yaş farkı olduğunu düşünüyorum aynı okulda olamayacağınıza göre?''
Onur kahvesinden bir yudum alıp abime döndü. Sakinliği beni delirtecekti.
''Evet evet doğru 28 yaşındayım ben okuldan mezun olalı çok oldu. Kendi işletmem var Ece'nin o malum olayı yaşadığı yer benim mekanım. Ama Ece o gün hakkında sanırım bilgileriniz eksik, Ece ve Derin arkadaşları ımm neydi adı?'' gözlerimi büyütmüş başımı hayır anlamında sallayıp Onur'a bakıyordum. Başını eğip bi de hatırlamıyormuş gibi triplere girip bana bakmıyor muydu? Allahım!
''Baran mıydı sanırım evet evet Baran ile tartışıyorlardı. Sonra tabi Baran denilen çocuk kendini kontrol edemeyince..'' Onur sözünü tamamlayamadan abim söze atıldı.
''Bir dakika bir dakika, ben anlamadım Ece kendi kendime düştüm , başım döndü dememiş miydin sen!'' deyip bana döndü abim. Derin bir nefes aldım.Onur arkasına yaslanmış kollarını göğsünde kavuşturmuş bana bakıyordu.
''Abi şimdi o mesele tam olarak öyle değil.. Yani evet tamam başım dönmedi ama dengemi sağlayamadığım için oldu yani yanlışlıkla oldu.'' Abim hala kaşlarını çatmış bana bakıyordu.
''Bu Baran'ın seni ittiği gerçeğini değiştirmez'' Onur'un sakince söylediği cümle ile abim ona dönmüştü.
''Nasıl yani?'' Onur başını salladı.
''Aynen durum bu şekilde Ege, ben tamamen Ece için söylüyorum. O çocuk kendini kontrol etmekte güçlük çekiyor.''
''Yeter artık!'' Onur kendine gelmeliydi. Resmen abimi Baran'a karşı çıkması için dolduruyordu.
''Gerçekler bunlar'' deyip gülümsedi.
''Baran Ece'yi çok sever mutlaka bir sebep olmalı?'' diyerek bana dönen abime gülümsedim. Onur kaşlarını çatmıştı.
''Evet abi Baran sadece sinirliydi o yüzden''
''Ee bu kendini kontrol edemediği gerçeğini değiştirmiyor sen de kabul ettin bunu zaten Ece, onunla vakit geçirmeye devam ettikçe sen daha kötüsü de olabilir gelecek zamanlarda. '' Bir hışımla ona döndüm.
''Hayır tabi ki! O bana zarar vermez. Bu konuyu seninle konuşmak istemiyorum. Abi lütfen sen de daha fazla uzatma, bilerek yapılan bir şey değildi. Baran'ın bana ne kadar değer verdiğini sen biliyorsun'' Onur kahvesinden içmeden önce mırıldandı.
''Ya ya biliyoruz'' kahvesinden son yudumunu alıp ayağa kalktı. Modu düşmüştü.
''Sizi daha fazla rahatsız etmeyeyim, iyi akşamlar'' diyerek abime elini uzattı. Abimle el sıkışıp bana bakmadan kafenin çıkışına doğru ilerledi.
Hey hey ne oluyor? Hem o kan lekesi neydi?
''Abi bir dakika bekler misin?'' deyip arkama döndüm. Onur hesabı mı ödüyordu? Abimde onu görünce ayaklandı.
''Abi ben hallediyorum lütfen otur''
''Ece!''
''Lütfen..'' deyip hızlı hızlı Onur'un ardından koştum.
''Bekle!'' olduğu yerde durup sadece başını çevirdi.
''Ne vardı?'' neden tersliyordu ki şimdi?
''Hesabı ödemene gerek yoktu, ayıp ediyorsun!'' tüm vücuduyla bana dönüp ellerini cebinden çıkarıp kollarını yana doğru açıp konuştu.
''Zaten benden gram iyilik gelmez değil mi sana? Ne yapsam batar ne desem iğrenir gibi bakarsın bana. Neyse Ece kalbin yeterince kırık benim konuşmamam senin hayrına olur , abinin yanına dön! Ceketini de almamışsın üstüne zaten!''
Hem azarlıyor hem de beni düşünüyordu. Arkasını dönüp yürümeye başlayınca hızlıca ona yürüyüp kolundan tuttum.
''Böyle gidemezsin!'' Önce kolundaki elime sonra da yüzüme bakıp güldü.
''Nasıl gitmemi istersin?'' kaşlarımı çattım. Çok mantıklı bir soru sormuşum gibi verdiği cevabı sorguluyordum.
''Yani.. bilmiyorum neden abime söyledin tüm bunları? Baran'a kinlenecek şimdi'' başını sallayıp gözlerini devirdi.
''Baran, Baran, Baran.. Şu kelimeyi duymadığım günü iple çekiyorum!'' deyip arkasını dönüp yürümeye başladı. O sırada onu bekleyen adamı çoktan arabayı getirmişti. Arkasını bile dönmeden hızlıca arabaya binip gitti. Neden gitmemesini istemiştim? Saçmalama Ece! Geriye dönüp kafeye geri girdim. Abim soru işaretleri ile beni bekliyordu.
''Ece kim bu adam?''
''Abi bak gerçekten sana gerçekleri söyleyeceğim. Ben Onur'u ilk kez metroda gördüm. O gün metro her zaman olduğu gibi iki durak arasında birkaç dakika durdu, Onur'da yanımda oturuyordu. Neden durdu diye sordu ben de ilk kez mi biniyorsun dedim. Evet dedi falan yani çok saçma bir konuşmaydı. Sonra zaten eve geldim ben. Ee sonra işte onun restoranında bayılınca o da kendisini sorumlu hissedip beni hastaneye götürdü. Kardeşi doktormuş zaten sonrasını biliyorsun zaten bize geldi annemle tanıştılar bu kadar yani. Farklı bir durum yok!''
''Ama yine de sana farklı bakıyor gibi geldi bana''
''Nasıl yani? Abi lütfen kafanda kurma, hem yani kendisi söyledi o senden bile büyük bence sen yanlış anlıyorsun.''
''Sanki on yaş büyük Ece! Yaşıt sayılırız aramızda bir yaş var sadece hatta doğduğu ayı öğrensek o kadar bile değildir eminim! Her neyse zaten bir daha karşılaşmazsınız diye düşünüyorum o yüzden bu konuyu kapatıyorum ama Baran konusu burada kapanmadı. Onun hesabını kendine soracağım!'' Oflayarak önüme döndüm. Ne kadar konuşursam konuşayım boştu. Abim her türlü Baran ile konuşacaktı..
...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
O GÜN
Teen Fictionİnsan bazen kendini yakınlarına o kadar açar ki yakınındakiler de onun gibi düşünmeye başlar.. Yıllardır aşık olduğu Baran'a aşkını itiraf eden kişi en yakın arkadaşım Seçil.. Her yere geç kaldığım gibi Baran'a da geç kalmıştım.. O gün o metroya b...
