8.Sakin Ol

118 40 0
                                        

Deniz... herkesin mavi diye bildiği o deniz. Aslında şeffaf renkli olup yansıdığı her rengi kendi sanan deniz. Deniz mavi değildir, sadece gökyüzüne baktığı için mavi gibi gözükür. Yani olay deniz değildir olay gökyüzüdür... Bana gözlerimin denize benzediğini söyleyen biriyle bir bankta uzun uzun denize baktım. Ne o konuştu ne ben. Sanki konuşuyorduk ama bir eylem olarak değil bir his olarak. "Doğum günün ne zaman?" "Anlamadım? Neden sordun?" "Hiç merak ettim. Seni tanımamız gerekiyor" "12 Eylül... doğum günüm." Evet 12 Eylül saat gece 02.00 de dünyaya gelen bir duygusuz bebek ,ben. "Kız kulesi ne kadar büyüleyici duruyor" "Hikayesini biliyormusun?" "Yani... bir kaç kez annem anlatmıştı fakat tam olarak hatırlamıyorum" "bazıları kızın öldüğünü bazıları ise ruhunun hala orada olduğunu söyler .ama hepsi hayal" "şimdi benimle geliyorsun." Nereye gidiyorduk ceset toplamayamı? "Nereye?" Ulaş iç çekti "gruba hiç mi bakmadın?" Bakmamıştım yalan da söyleyemezdim "bakmadım." "Mavi" Ulaş arkama bakıyordu gerilmişti. "Efendim" nefes verdi ve konuşmaya başladı çaktırmamaya çalışıyordu "şimdi arkanda bizi öldürmek isteyen biri olduğunu bilmeni istiyorum. Bizimkileri arayacağım ve bizi buradan alacaklar" "sakın ama sakın korktuğunu veya gerildiğini belli etmiyorsun" . Kanım donmuştu arkamda beni, bizi öldürmek isteyen biri vardı. Ayaklarım titremeye başladı, bankta bir o yana bir bu yana çaktırmamaya çalışarak rol yapıyordum. Ulaş Özgür'ü aradı konuşurken ayaklarımın titrediğini fark etti ,iç çekip ayağımın birine elini koydu , beni sakinleştirmek amacıyla. Sakinleşmedim korku değil , sorumluluk duygusu besliyorudum. "Tamam hızlı olun" Ulaş telefonu kapattı . "Mavi... sakin olman gerekiyor" "sakin ol" "sakinim ben bişeyim yok" . Adamın gölgesini gördüm bir anda geliyordu... bu tarafa doğru geliyordu. "Ulaş." "Yok bir şey,eğer bir şey olursa sana parmağımı şıklatıcam tamam mı?" Başımı salladım. Sahilde kimse yoktu sabahın körüydü çünkü , saat 07.52'di . "Yeni mi?" Adam konuşmaya başlamıştı tam dibimizdeydi. Kendi kendine konuşamayacağına göre bize sesleniyordu. "Ulaş bey! Size diyorum, yeni arkadaşınızmı?" Alay verici sesiyle konuşmaya devam ederken Ulaş içini tekrar çekti, "Git burdan Erdem" Ulaş sert sesiyle Erdem denen adama uyarıda bulunmuştu. Bir anda alaycı sesiyle gülmeye başladı Erdem. Dalga geçiyordu resmen. "Aranıza yeni bir kurban daha almışsınız diyorum" bu adam canımı sıkmaya başlamıştı. Bir anda kurtuluş sesi duyuldu, korna sesi... Gelmişlerdi sonunda. Ulaş bir anda elimden tuttu ve "koş!" Diye emretti hemen arabaya doğru koştuk. Arabaya bindiğimizde hepsi bize bakıyordu. "Hadi bas gaza!" Serhat gaza bastığında Ecem bana su uzattı . Sudan bir yudum alıp kenara koydum. "Nereden buldunuz kimsenin olmadığı bir sahil abi ya!" Özgür tepki gösterdi. "Cidden Ulaş ne zamandan beri bir kızla ,kimsenin olmadığı bir sahile gidip düşmanınla konuşuyorsun!" Yağmur tepki göstermezse olmazdı tabii. "Kesin!" "Ne istersem onu yaparım anladınızmı. Hangi kişiyle nereye istersem oraya giderim , ayrıca nereden bilebilirdim orada Erdem'in olacağını?" "Bilicektin Ulaş bilicektin." Konuşmaya devam ediyorlardı , başımın ağrısından gözlerimi zor tutuyordum , gözlerimden her an yaşlar gelebilirdi. Bağırıyorlardı hemde fazlasıyla. Yada benim kulaklarım onu fazla duyuyordu. "Mavi!" Bir anda gelen ses ile kendimi dinelemeyi bıraktım. "Efendim?" "İyi misin sen?" "Evet Ecem iyiyim" araba durmuştu nereye geldiğimizi bilmiyordum. Neresiydi burası?

Ölü Gibi Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin