"Ben seni terk etmedim ki Mavi..." şimdi daha çok ağlıyordum.
Göz yaşlarımı tekrar silip sol yanağıma ufak bir öpücük kondurdu.
Kollarımı sıkıca boynuna sardım ve ona sanki onunla birleşmek ister gibi sarıldım.
Sırtımı yavaş yavaş okşuyordu.
"Ben...ben o gece onu yapmak istemezdim...senin kahvene uyku ilacı koymak...sanki zehir koyuyormuş gibi hissettim...çok kez pişman oldum..." Burnumu çektim.
"Keşke zehir koysaydın Mavi..." Diye mırıldandı.
Ondan çok az uzaklaşıp gözlerine baktım. Kollarım hala omzunda, onun elleri ise hala belimdeydi.
"Özür dilerim...muhtaç olman için değil...özür dilerim ben..." sustum. Başımı öne eğdiğimde çenemi kaldırdı, dudaklarımızın arasında bir karışlık mesafe vardı.
"Asıl özrü kendine dile bence...sen bu hikayede en çok kendini yaktın." Yüzümde buruk bir gülümseme oluştu.
Tam o sırada hava karardığı için bir an renkli ışıklar yandı çevremizde.
Ben renkli ışıklara şaşkınlıkla bakarken Ulaş bana bakıyordu. En son gözlerimi tekrar ona çevirdiğimde gülümsedi, ve dudağıma güçlü bir buse bıraktı...
♾️
Buraya geleli tam 3 saat olmuştu, içecekler yemekler sigaralar derken o 3 yılı birbirimize 3 saatte anlatmıştık.
"Okulu da okuyamadın." Dedi sigarasından bir duman daha çekerken.
"Okumak istemiyorum...lise mezunu olarak kalacağım sanırım." Kaşlarımı çattım, "Siz ne yapacaksınız?"
"Biz de o şekilde, zaten lise mezun belgemizi aldık..." hüzünle gözlerini bana çevirdi. "Seninkini de almıştım ben."
Gülümsedim.
"Hayatımızın kalan kısmında ne yapacağız?" Dedim ve bir sigara daha yaktım kendime.
"Bu hikaye benim sinirlerimi kontrol edememem ile başladı Mavi...biz illegal bir arkadaş grubu olduk...hala dün gibi gelse de seneler oldu...ben 25 yaşındayım ve 10 sene oldu neredeyse..." iç çekti.
"Artık bu ülkede ki kötü insanları yok etmemiz imkansız, sinirimi insanlardan çıkarmam artık bir saçmalık. Yani bunları bırakıp normal insanlar gibi yaşamamız lazım... artık bir kahramana ihtiyacı yok bu ülkenin...saçmalıktı." Dumanımı dışarı verdim.
"Yani?"
"Yani...artık normal olma vaktimiz geldi...bırakıyoruz...her şeyi..."
Sigaramı kül tablasında söndürüp Ulaş'ın koynuna sokuldum tekrar.
Çenesini kafamın üzerine koydu. Minik sakalları saç diplerimi gıdıklıyordu.
"Üşüyor musun?" Olumsuz anlamda başımı salladım.
"Mavi..." yutkundu. Bir an doğrulup göz göze gelmemizi sağladım. "Efendim sevgilim?"
Gergindi.
"Kalkalım." Kaşlarımı çattım. "Ne oluyor?" Masaya cüzdanından 400 TL çıkarıp bıraktı.
Elimden tutup kalkmamı sağladı ve hızlı adımlarla mekandan çıktık.
"Ulaş..." dedim korkuyla, arabayı bıraktığımız yöne doğru ilerliyorduk.
Beni önüne alıp arkamdan kollarını belime sardı ve arabaların arasından arabayı aramaya başladık.
Arkamızdan bir silah sesi geldiğinde kendimi sıktım, şaşkınlıkla gözlerim iyice büyüdüğünde Ulaş beni daha sıkı sardı.
"Korkma...korkma Mavi buradayım, yürü." Titremeye başladığımda bir silah sesi daha geldi. Bu sefer gözlerimi kapattım.
Tam arabanın yanına geldiğimizde arabadan bir kuşun sekip ayağımın dibine düştü.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ölü Gibi
ChickLit-Ölü Gibi hissediyorum Serhat. +Ölüler hissedemez. -Ölü değil, ölü gibi arasındaki farkı anlaman gerek. +Biz hep ölü gibiydik o zaman. -Aynen öyle. ------------------------------ Bir genç kızın, 6 kişilik bir katil grubunu yakalaması ve ardında...
