Merhaba sevgili okurlarım. Ben Alara Naz...
Bu kitabı yazmaya başlayalı kısa bir zaman oldu.
Fakat beklediğimden daha büyük bir kitleye ulaştım.
500'ü geçtik ve bu benim için çok kıymetli.
Kitabımızın 1. Perdesinin sonuna geldik...
Benim için çok duygusal ve anlamlı açıkçası.
Yine kısa bir süre içerisinde 2. Perdeyi yayınlamaya başlayacağım.
Sizleri çoook seviyorum!
Ayrıca bu gün bayram ve her birinizin bayramını en içten dileklerim ile tebrik ediyorum.
Hayatınızda Maviliklere Ulaşmanız dileğiyle...
Her öyle olsun da Öyle zaten ;) denmesidileğiyle...
Denizlerin aslında ne renk olduğunu anlamanız, siyahın içinde ki tek açık rengi görmeniz dileğiyle...
Ölü Gibi ruhlarınızı diriltmeniz dileğiyle...
İyiki varsınız, hep olun güzellerim.
Birinci kitabımız mutlu ve sağlıklı olsun!
♾️
(2 ay sonra Mavi'nin Anlatımıyla)
Bu gün tam 2 ay olmuştu.
Bu cehennemde yanmaya başlayalı tam 2 ay.
Onların yüzünü göremeyeli tam 2 ay.
Bir odaya yerleştirilmiştim.
Ama genelde burada olmuyordum.
Sözleşme imzalamam için işkenceler ve psikolojik şiddete maruz kalıyordum.
Buna rağmen karşılarında ağlamıyordum.
Her odama atıldığımda kendi kendime ağlıyordum.
Gök yüzüne bakıp anneme ağlıyordum.
Ama onlara karşı gülüyordum.
Çünkü ben gülüyorsam onlar tam kazanmamış demektir.
Ve ben hep gülüyorum,güleceğim.
Yüzüm mosmor, dudaklarım patlak ve vücudum ağrıdan uyumama bile izin vermeyecek şekilde.
Şimdi odadayım. Uzun zaman sonra.
Yaklaşık 4 buçuk saattir işkence ve ondan önce psikoloji bozan konuşmalar içerisindeydim.
Tam o sırada kapı açıldı.
İçeri beni onlara götüren iki koruma girdi.
Yüzlerine bakıp güldüm.
"Yine mi?" Dedim alayla.
"Patron seni çağırıyor, farklı bir işleri varmış."
Kaşlarımı çattım.
Kollarımdan tutarak beni yatağımdan kaldırdı.
Ve uzun merdivenlerden aşağı inmeye başladık.
Salona beni adeta fırlatıp kapıdan çıktı ve kapıyı kapattı.
Karşımda yine o vardı.
Ali Tekin
"Hoşgeldin güzel kızım." Dedi yine yapmacık tavrıyla.
"Ne işimiz var?"
Güldü.
"Seni o tüm işkencelerden arındıracak bir çözüm buldum." Dedi ve koltuğa oturmam için işaret yaptı. "Oturmayacağım."
"Oturmazsan canın yanar."
"Ne diyorsun?"
Bana doğru yaklaştı. Kolumdan tutup koltuğa oturtturdu. Eline bir şırınga alıp ilaç şişesinden çekmeye başladı.
"Hayır." Dedim korkmuş sesimle.
"O da ne?" Cevap vermedi.
"Sana o ne dedim!"
"Her şeyin çözümü."
"Ne diyorsun sen be!" Kapıya doğru baktı.
Ardından "Alaracım." Diye seslendi.
Kapıdan gelen yaklaşan topuklu ayakkabı sesi ve içeri giren Alara.
"Sana biraz ihtiyacım olacak." Dedi ve şırıngayı gösterdi.
Alara gülümsedi.
"Zevkle." Dedi ve bana doğru yaklaştı. Oturduğum koltuktan tam kalkacakken iki kolumdan tuttu ve beni koltuğa sabitledi.
"Bırak! Ne vereceksiniz bana!"
"Şşş! Çok acımayacak."
Koluma iğneyi yaklaştırdı.
Çırpınmaya çalıştım.
Yapamadım.
İğne koluma yavaş yavaş girdi.
"Bırak!"
Gözlerimi sıktım.
Ve iğne derimden çıkınca başım dönmeye başladı.
"Ne verdiniz bana." Dedim sersemlemiş bir sesle.
Yine cevap vermediler.
"Allah sizin belanızı versin! Geberin! İkinizde geberin!" Sesim sitemli, bir o kadar da halsiz di
Gülmeye başladılar.
"Ah, ah Mavi ah"
Yavaş yavaş bilincimi kaybettim.
(3 gün sonra)
Karşımda beyaz önlüklü bir adam vardı.
Bana sorular soruyordu.
"Anlat bakalım." Dedi ve önünde ki kahvesinden bir yudum aldı.
"Buraya gelmeden önce kiminleydin?"
"Arkadaşlarımla."
"Adları?"
Yutkundum. "Ulaş,Özgür,Ecem,Yağmur,Serhat,Armağan." Dedim kısık bir sesle.
Adam kendine çeki düzen verdi.
"Sen buraya gelmeden önce yalnızdın ve boş bir evde kalıyordun Mavi."
Kaşlarımı çattım. "Ne?"
"Sana, senin hakkında bilgiler vereceğim fakat sakin olmaya çalışacaksın."
"Ne diyorsunuz? Ne bilgisi?"
"Sen orta düzeyin biraz üzeri seviyesinde bir şizofren hastasısın Mavi."
Kaşlarımı daha fazla çattım.
"Gördüğün çoğu şey birer hayal."
Güldüm. "Buna inanacağımı mı sandınız?"
"Sonuçların ve gözlemlenen hayatın bu şekilde."
Bana doğru yaklaştı ve ellerimi tuttu.
"Bak." Dedi ve devam etti. "Annen senin böyle hastalıklı biri olduğunu biliyordu. Ve öldükten sonra bu daha ileri seviyeye gitmiş anlaşılan."
Ellerimi hızlıca elinden çektim.
"Benim arkadaşlarım, sevgilim...hepsi gerçek."
Yutkundu.
"Değil."
"Gerçek!"
Tekrar yutkundu. Zorlanıyordu.
"Mavi-"
"Siz ne dediğiniz farkında mısınız! Beni kandırmazsınız!"
"Bir sonraki görüşmemizde daha anlayışlı yaklaşman için sana ilaç vereceğim."
"İstemiyorum ilaç falan! Kendin iç o ilaçları! Sen delirmişsin!"
Hızlıca odadan çıktım ve kapıda bekleyen Ali Tekin ile karşılaştım.
Odama çıkmak için yöneldiğimde kolumdan tuttu.
"Babacım."
"SEN BENİM BABAM DEĞİLSİN!"
"ANLA ARTIK! DE-ĞİL-SİN!"
"Mavi, kendine gel."
"ŞİZOFREN DİYOR YA! HAYAL DİYOR! ONLAR GERÇEKTİ!"
"Mavi.... Sen hasta bir adama aşık olacak kadar hastaydın..."
Yutkundum.
"HEPİNİZDEN NEFRET EDİYORUM!"
♾️
(5 ay sonra)
5 ay olmuştu.
Artık yavaş yavaş inanmaya başlıyordum sanırım.
Onlar bir hayaldi.
Ben koca bir hayal dünyasında yaşıyordum.
Koca bir hayale aşık oluyordum.
Bu süre içerisinde artık uyuyamıyordum.
Bir gece görevlendirilen bir koruma odama sarhoş bir şekilde girdi.
İlk baş elinde ki birayı bana uzattı.
Ondan kaçmaya çalışırken de-
Neyse.
En çok canım o an yandı.
Onlardan korkmadığımı dile getiriyordum.
Ama o günden ve bir sonraki gecelerden sonra başlamıştım korkmaya.
Yüzlerine söylemiyordum tabi ama korkuyordum.
Yağmuru şimdi daha iyi anlıyordum.
Keşke anlamasaydım.
Sahi ya o Yağmur gerçekten varmıydı?
Bunu bile bilmiyordum.
Belki de benim hayal dünyamda ki yanlız bir kadındı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ölü Gibi
ChickLit-Ölü Gibi hissediyorum Serhat. +Ölüler hissedemez. -Ölü değil, ölü gibi arasındaki farkı anlaman gerek. +Biz hep ölü gibiydik o zaman. -Aynen öyle. ------------------------------ Bir genç kızın, 6 kişilik bir katil grubunu yakalaması ve ardında...
