12. Kusursuz

97 34 0
                                        

Kan tutarmı sizi. Beni tutmaz. Filmlerde kan sahnelerini görünce merakımdan gözlerimi pörtleterek büyüdüm biliyormusunuz, bir arkadaşımız vardı küçükken ,o kana hiç bakamazdı. Şaşırdınız değilmi, evet biz üç kişiydik. Taki o gün gelene kadar...

(11 Ocak 12 sene önce)
"Mavi kızım yavaş olun düşeceksiniz!" "Düşmeyiz anne merak etme, hem şuraya gidip geleceğiz" "tamam kızım dikkatli olun" "bana emanetler Seyran teyze merak etme!" Annem Yağızın sözüne gülerek eve geri girdi. "Hadi Alara hızlı koş!" "Tamam Mavi bekle biraz bağcığım çözüldü" "of ama sen bağlamayı bilmezsin ki" "ben bağlarım" "teşekkürler Yağız" Yağız saçma sapan bir kurdele ile Alara'nın bağcıklarını bağlamıştı gülümseyerek koşmaya devam ettik. "Alara dikkat et araba!" "Alara!" O sırada ne Alara kendini nede biz onu kurtarabildik. Bir anda araba onun üstünden geçti. Gözlerimden akan yaşları durduramazken Yağızda ağlıyordu. "Alara lütfen uyan bak kedilerin geri geldi!" "Alara hadi lütfen uyan bak kolum acıyor!" "Şaka şaka acımıyor!" "Korkma..." o an hastaneye gideceğimizi de biliyordum ama hastaneden o şekilde çıkacağımızı hayal etmiyordum. "Üzgünüz elimizden gelen herşeyi yaptık fakat Alara buraya çok geç geldi ve... kısacası hastayı kaybettik. Hastayı kaybettik. Hastayı kaybettik. Bu söz beynimin içinde yankılanıyordu. Bir an hepsi benim suçummuş gibi hissettim, ona koşmasını ben söylemiştim. Yağız ile ben daha küçüktük ve yerde oturup ağlıyorduk tek yaptığımız şey buydu çünkü hastayı kaybetmiştik...

(Günümüz)
O kadar yorgundum ki gözlerimi açmaya ikna edemiyordum. Nerdeydim ben üstelik. Burası neresiydi. Gözlerim kapalı halde dışarıdan gelen seslere odaklandım. "Uyanmadı mı hala?" "Hayır. Sayıklamayı bıraktı en azından ,artık beni korkutmuyor." "Uykucu çıktı yeni arkadaş desenize" Armağan ile Ulaş'ın seslerini duyuyordum. "Yemeğe inmeyecekmisin Ulaş?" Odaya Ecem gelmişti sanırım. "Uyanınca beraber geliriz" Ecem ile Armağan sırıtırken Ecem yanıt verdi ve odadan çıktılar. Gözlerimi açmaya karar verdim. Hemen gözlerini bana çevirdi. "İyi misin?" "Neresi burası?" Hemen koluma baktım sargı beziyle sarılmıştı, o sırada kolumun ne kadar ince olduğunu fark ettim. "Burası ufak bir toplanma alanımız , genelde buraya hep beraber kafa dinlemeye geliriz. Kolun acıyormu?" "O adam kimdi?" "Sorularıma cevap verecekmisin Mavi? Hep yanıtmı beklersin?" Hala gergindim ,bu yüzden hala titriyordum. "Acımıyor... kolum" "saat kaç?" "9 a geliyor" "yemeğe inmek istermisin?" "Hayır, sen in" "bekle." Ulaş odadan çıktığında sargı bezimi açmaya karar verdim, bu cahilceydi ama acımıyordu sonuçta. Aynanın karşısına geçtim ve sargı bezini yavaş yavaş açarken içeri Ulaş girdi, elinde iki tepsi ile bana baktı ve telaşla yanıma geldi "Mavi!" "Ne yapıyorsun?!" Hemen kolumu eline aldı ve sargıyı geri sardı. "Acımıyor zaten, gerek yok bu kadarına" "seni hastaneye götürmediğimiz için dua et" "çorba getirdim belki yersin diye ,birde patates püresi var" "yemiyeceğimi söylemiştim." "Yeterince kan kaybettin , itiraz etmene izin vermiyorum" her zamanki gibi emir vermişti ve beni ısrarla yatağa otutturdu. Yemek yerken ona bir soru sordum "o kimdi?" "Her bu konuyu açtığında titrediğini görebiliyorum Mavi. O yüzden bu konuyu sonra konuşalım olurmu?" "Tamam..." "Alara kim?" Nereden biliyordu Alara'yı. Anlamamıştım. "Sen. Nereden biliyorsun?" "Uyurken sayıklayıp durdun Yağız dedin anne dedin bana seslendin ve tanımadığımız tek bir isim vardı "Alara"." Demekki sayıklamıştım, ona açıklamam gerekiyordu çünkü bana bir şey olması gereken yerde onlar olacaktı bunu biliyordum. "Çocukluk arkadaşım. Yağız ben ve o vardı , ama artık yok" "nerede?" "O öldü. Benim yüzümden" evet hala buna inanıyorum benim yüzümden oldu, ona koşmasını söylememeliydim. Belkide bağcığını biraz daha geç bağlasaydık bunlar olmayacaktı. Veya onu oyun oynamak için çağırmasaydım. "Nasıl yani. Anlatmak istermisin?" "İstemem." Ters bir cevap vermiştim sanırım o an ki gerginliğimden di hepsi. Ulaş ile beraber çorba içip patates püresi yediğim bir akşam geçirdim. "Buradan ne zaman gideceğiz?" "Yarın sabah" "Telefonum nerede?" Ulaş cebinden telefonumu çıkardı. "Ekrandaki yazı. Güzelmiş" "kitapları severmisin?" "Evet fazlasıyla." "Kitaplar beni içine çekti ama insanlar beni içime kapanık olduğumu söylediler" evet herkes Ulaş hakkında böyle söylüyordu. Ama bence içine kapanık değildi, sadece karşısındaki kişideydi sıkıntı. O kusursuz. Ulaş kusursuzdu. "Hemen yan odada olacağım bir ihtiyacın olduğunda gelebilirsin, soldaki oda da Yağmurun oraya da gidebilirsin." "Tamam sağol, herşey için." gülümseyerek odadan çıktı. Saat 00.00 'a geliyordu. Yatağıma yattım ve uzun uzun düşündüm, sonrasında telefonumu elime aldım ve Yağızı aradım. "Alo" onun sesini duyunca kendimi o kadar kötü hissettim ki çünkü ona karşı o kadar mahçubum ki size anlatamam. "Alo Yağız benim Mavi." "Mavi." "Nerdesin sen ya kızım nerdesin. Ne kadar korktum biliyormusun, başıma çikolata bırakıp gitmek ne demek ya Mavi ne demek?" "Yağız..." "sen gittin sandım Alara gibi sende gittin sandım biliyormusun, o çikolata pakedini bile sakladım belki senden kalan son şeydir diye" "ben... özür dilerim" "Mavi, güzelim nerdesin lütfen söyle yanına geleyim" "iyi misin? kendinde misin?" "Yağız ben yarın senin yanına gelicem söz veriyorum tamamını? Ve şunu unutma seni çok seviyorum. seni asla bırakmayacağım ,asla." "Mav-" derken telefonu yüzüne kapatmak zorunda kaldım. Yoksa kapatmayacaktı, yerimi öğrenene kadar ikna edecekti beni .onu tanıyorum. Koluma bakıp daha da şiddetli ağlamaya başladım. Ona bu hissi yaşattığım için kendimi çok mahçup hissediyordum. Çok. "Mavi?" "Ulaş... ben özür dilerim ,çok ses çıkardım farkındayım gerçekten kusura bakmayın"  "Mavi! Kendine gel özür dileme kendine gel!" Kriz geçirir gibi ağlıyordum sanırım bu kolumu da tetiklemişti ve sargı bezimin altından kanlar gelmeye başladı. "Şimdi bana bak, ve sakin ol" "Ne oldu kiminle konuştun sen?" "Yağız ile." "Tamam şimdi benimle gel şu sargını tekrar yapalım olurmu?" "Tamam" Ulaş ile beraber Mutfağa gidip sargımı yaptık. Gece bitmişti yavaş yavaş sabah oluyordu. "Hadi sen odana gidip uyu bende odadaki sandalyede birkaç işimi halledeceğim tamamı? Sana bir şey olursa da yanında olucam." "Gerek yok sende gidip uyu lütfen" "sana sormadım asi kız ,ben ne istersem onu yaparım bunu öğrenmen gerek." Oflayıp yatağıma gittim bir süre sonra kapı açıldı Ulaş girmişti ve sandalyeye oturdu sandalyeden gelen gıcırtı sesleriyle uyuya kaldım en son.

Ölü Gibi Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin