Sezen Aksu - Ne Kavgam Bitti Ne Sevdam
"Anne, ölümü gör de açma kapıyı, ne olur açma." diye annemin bacağına yapışmışken koridorda yerde uzanıyordum.
"Melek, yerden kalk elimin tersini ağzına yiyeceksin şimdi. Tüm yeri süpürdün, Allah cezanı vermesin senin." derken kapıya doğru gitmeye çalışıyordu ama ben, bacağından tuttuğum için bir yere kımıldayamıyordu.
Efe, odasından eli gözünde çıkarken bir yandan da esniyordu. Hepimiz pijamayla dururken bir anda kapı çalmıştı ve dışarıdan gelen seslere bakınca mahalleli teyzeler kapımızın önündeydi.
"Ne bu ses böyle anne ya, bir uyutmadınız insanı." dedi Efe, hala daha gözündeki çapağı temizlemeye çalışırken. Yerde sürünen bana baktı, daha sonrasında korkuyla anneme çıkardı bakışlarını ve zil tekrardan çaldı.
"Anne, bu saatte niye geldiler böyle?" dedi Efe.
Yerdeki bedenimin yanına gelip bacağımdan çekiştirdi, "Ne yapıyorsun kızım sen annemin bacağında?" diye sordu sessizce. Halbuki annem ikimizi de duyuyordu.
"Kapıyı açmasını önlemeye çalışıyorum." dedim yine beni bacağından silkelemeye çalışan annemle. En sonunda annem beni saçımdan tutup köşeye fırlattığında canımın acımasını bir kenara bırakarak yaptığı şeye ağzım açık baktım. Arkadaşlarına olan sevgisi bana olan sevgisini geçtiğinde böyle şeyler yaşanıyordu.
"Arkadaşlarım sana geçmiş olsuna geliyorlar, sen hala yataktasın bir şey demiyorum; bir de bacağıma yapışıyorsun. Gitsinler, göstereceğim ben sana." dedi annem kapıyı açmadan hemen önce taramalı tüfek gibi konuşurken. Sonra kapı açıldı ve önde Hacer ablayla diğer ablalar teker teker içeri girmeye, girdikleri gibi yerde hala daha şaşkınlıkla anneme bakan beni görmeye ve şaşkınlık nidalarıyla ismimi söylemeye başlamışlardı.
Efe, beni koltuk altlarımdan tutup yerden kaldırdığında arkasına saklanıp yok olmak istemiştim.
"Kız Melek, saat kaç olmuş sen hala uyuyor musun?" diyen Melahat ablayla annem bir anda gaza gelip beni çekiştirmeye başladı.
"Ay hiç sorma. Melek, öldürdü beni sabah sabah. Bir türlü uyanmıyor." dedi ve başını tutarak kınarcasına bana baktı. Annemi görmezden geldim, saçımı çekerek canımı çok acıtmıştı ve ona küsmüştüm. Sabah annemin söylediğine göre bu kadar topluluk, geçen bacağıma çay döküldü diye geçmiş olsuna gelmişlerdi ama zaten bacağımda bir şey yoktu, yani buluşmak istediklerini söylemiyorlardı da beni bahane ediyorlardı. Efe, beni hala daha koltuk altımdan tutup sağa sola sallarken boş midemin bulandığını hissettim.
"Sallama beni, kusarım bak üstüne."
Eline doğru ağzımla ısırmak için hamle yaptığımda beni bir anda yere bıraktığı için popomu kırmıştım. Yüksek sesli inlediğim için tüm kadınlar durup Efe'yle bana bakmıştı. Popomu tutarak zorlukla yerden kalktığımda Melek abla Efe'nin yanına yaklaşıp pijamasının ucunu tuttu. Efe'nin üstündeki pijamayı görünce gelen gülme isteğimi bastırmaya çalışmak yerine salıverdiğim için kahkahalarım aşağıdan bile duyulabilirdi.
"Kız Efeeeee, bayıldım pijamana; Melek'in pijaması mı bu?" deyip diğer kadınlarla gülmeye başladığında Efe bozularak bana baktı, bakışları öfke dolu olduğu için yavaşça Hacer ablanın arkasına kaçtım. Kimse olayın iç yüzünü bilmiyordu, annem bile.
Annem, rakı şişeleri bittiği zaman onları güzelce yıkar içlerine su doldururdu, aynı kola şişelerine yaptığı gibi. Bizim Efe'nin de alkole direnci sıfırdı, içmeyi sevmezdi zaten. Dün gece yine buzdolabındaki rakı şişesini su sandığı için kafasına dikince dünya dönmüştü onun için. Küçücük bir yudumdan salak olmuştu hemen. Daha sonrasında dışarıdan gelen üstüyle yatmasın diye kendi çiçekli pijamalarımı giydirmiştim ona binbir zorlukla. Yani bana teşekkür etmesi gerekiyordu, böyle öfkeyle bakması yediği kaba pislemekti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mahallem Buluttan
Любовные романыAma ben, ilk pişimi ona yapmıştım; ilk onun yüzünden kolumu yakmıştım fakat o, hıçkıra hıçkıra ağladığım mutfakta sadece pişilere dikkat kesilip tüm tepsiyi odasında yemişti. İlk ona akrostiş şiir yazmıştım da o, şiiri hiç okumamış sadece N harfini...
