Grizu - Bir Daha Asla
Enes
Karşımda bana bomboş bir ifadeyle bakan babama bakarken içimin titrediğini hissetmiştim. Ne zaman başlamıştı bu iç titreme olayı, tüm hayatım boyunca babama baktığımda böyle hissetmiyordum. Bazen bana sıcak bir şekilde gülümsediği, beni kucakladığı, bana sıkı sıkı sarıldığı anlar var mıydı? Var diyemezdim herhalde ama tamamen yok da diyebilir miydim? Hayır, hiç yoktu. Annem, babamı sevdiğini hiç belli etmediğinden babam da hıncını bizi terk edene kadar benden çıkarmıştı. Onun oğlu değil de ders çalışması için var olan bir robottum ben. Ne çok uğraşmıştım. Başarılı olmak için değil; babam beni sevsin diye, ne çok uğraşmıştım.
2009, KIŞ DÖNEMİ
"Hepinizden bıktım." diye bağırdı babam anneme ve bana doğru. Yıllardır anneme iğrenç davranması bir yana, ilk defa bu kadar çok bağırmıyordu. Annem de ben de babamın bu haline alışkındık, zaten annem de babamı çok umursuyor gibi durmuyordu. Babam eve gelir, ilk anneme daha sonrasında bana bağırırdı. Her zaman böyleydi, hep böyle olmuştu.
"Senin ilgisizliğinden, senden ve bu aptal çocuktan çok sıkıldım." dediğinde annem beni omuzlarımdan tutmayı bırakıp babama doğru ilerledi ve babamın üzerine yürüyerek "Benden istediğin kadar nefret et ama kendi çocuğundan neden nefret ediyorsun? Aptal olan o değil sensin." diye konuştuğunda babam anneme küçümseyici bir bakış atıp bana doğru yaklaştı. Beni kapüşonlumun yakasından tuttuğu gibi annemin yana doğru çektirdi yine. O kapüşonumu çekiştirirken sweatin yakası boğazımı sıktığı için bir elimi yakama koyup genişletmeye çalışırken bir elimle de babamın elinin üzerinden tutmaya çabalıyordum.
"Aptal değil mi? Ben bu çocuğa servet ödedim, eğitimi için her şeyi önüne serdim. Notlarına bak. Bu aptal değil de ne şimdi? Okulda birisini mi ne seviyormuş, çalışmayan kafayı ne yapmalı Hacer?" Yine sweatin yakasından tutup beni yüzüm duvara gelecek şekilde duvara doğru yapıştırdıktan sonra "Bu kafayı duvarlara sürterek parçalamalı." dedikten sonra diğer eliyle kafamı duvara yapıştırdı iyice. Canım yandığı için gözlerim dolmuştu, kendime engel olamayarak ağlamaya başladım. Annem, bana beni yatıştıracak şekilde baktıktan sonra yan tarafta duran mutfak tezgahındaki bıçağı alıp babama doğru tutarak "Böyle iğrenç olan insanlara ne yapmalı Hüseyin?" diye sordu o da babamın ses tonuyla. Bıçakla yaklaşınca babamın kafamı tutan eli aşağıya doğru düşmüştü.
"Sence ne yapmalı sana?" diye çıldırmış gibi bağıran annemin de gözlerinden yaşlar dökülürken yumruğumu sıktım. Aciz bir aptaldım gerçekten, babam haklıydı. Babamın annemi böyle üzüp rahatsız etmemesi için onun dediği gibi biri olmaktan başka bir çarem yoktu. Ayrıca sadece başarılı olmam gerekiyordu. Biraz başarılı olsam yeterliydi onun ağzını kapatmak için.
"Baba..." dedim kısık bir sesle. Annemin öfkeyle parlayan gözleri, endişeyle bana döndüğünde ben sadece babamın bana karşı hissiz olan gözlerine bakıyordum. Ellerim titriyordu, içimin en küçük zerresi dahi öfkeyle titriyordu.
"Ne kadar çalışmam gerekiyorsa çalışacağım, senin dediğin gibi başarılı olacağım. Sen de karşılığında annemi üzmeyi bırakacaksın, annemi rahat bırakacaksın." dediğimde yüzünde şeytansı bir gülümseme belirdi.
"Enes!" diye inledi annem kederle. Ona dönüp tebessüm etmeye çalıştım yarım yamalak.
"Yapamayacaksın." dedi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mahallem Buluttan
RomanceAma ben, ilk pişimi ona yapmıştım; ilk onun yüzünden kolumu yakmıştım fakat o, hıçkıra hıçkıra ağladığım mutfakta sadece pişilere dikkat kesilip tüm tepsiyi odasında yemişti. İlk ona akrostiş şiir yazmıştım da o, şiiri hiç okumamış sadece N harfini...
