Bir av hikayesi
Güçlü bir kız bir gün avcısının eline düşer ve hayatında ilk kez hiç bişey yapamıyordur
Ölmeden kurtulması gereken avcısına gittikçe çekilir ama bunun yanlış olduğunu kendine söyler durur...
Yağız beni koltuğa oturttu. Kendine bi içki koydu. Sonra da orta masayı önüme çekip üstüne oturdu. İçkisinden bi yudum alıp "konuşmak istediğine emin misin" dedi. Başımı sallamakla yetindim. İçkiyi kafasına dikledi. "Tamam ayık kafayla konuşmam zor olucak" diyip içki şişesini aldı ve yine masaya oturdu. Şişeyi de yanına koyup "ne duymak istiyorsun" dedi.
"Beni mi seviyosun" Şişeyi kafasına dikip başını evet anlamında salladı. "Emin misin" dememle Tekrar başını evet anlamında salladı. "Nasıl emin oldun" Şişeyi yine dikleyip "sana sevgiyi hak edip etmediğimi sorduğum gün seni cezalandırıcaktım aslında. Ama sonra beni azdırdın. O gün şüphelendim" "Nerde başladı demedim nerde emin oldun dedim" Güldü biraz daha içip "sana ceza vermek istememeye başladım. Seni kolayca affetmeye başladım. Sonra dedim ki bana noluyo. En ufak hareketin azdırdı bazen beni. Senin yüzünden sık sık orospularla sex yapmaya başladım. Öyle dank etti işte"
Kahkaha attım "ne yani beni sevdiğini başkalarıyla yatarak mı anladın" Gözlerimin içine bakıp "yapmasaydım seni sikerdim" dedi Korktum ama belli etmedim "nasıl yani" Biraz daha içti. "Bak beni azdırıyordun bi noktadan sonra kendimi tutamıyordum seni tecavüz etmemek içinde gidip başkalarından hıncımı alıyodum işte" "Anladım. Peki o başkalarına ne oldu" "Orospu derken dalga geçmiyordum. Her gün başkalarının altında inliyorlardır. Ben ne biliyim" "Anladım başka bişey merak etmiyorum"
Biraz daha içip "anladım" dedi. Tam kalkıyordu ki dizlerinden baskı verip oturttum. Gözlerime bakıp konuşmamı bekledi. "Bak yanlış anlama ama bilmiyorum. Yani beni kaçıran başka birine karşı ne olursa olsun zarar vermek için çabalardım. Sonucunda kendim zarar görüyo olsam da. O da zarar görsün derdim hep. Ama sana hiç zarar vermek istemedim. Hatta hep iyiliğin olsun istedim. Sen sevdiğini kaybetmekten korkan bi çocuksun sadece. Yani en azından benim çıkarımım bu. Bak mesela bunlar Melisa ile başlamış. Onu sevmişsin. Hatta o kadar sevmişsin ki tamamen senin olsun istemişsin ve ne kadar kabul etmesen de bence onu elde edememekten korktuğun için ona yaklaşamayıp uzaktan izlemişsin. Ama işin sonucunda başkaları ile olan yakınlığı seni delirtmiş ve kaçırmışsın onu" susup tepki vericek mi diye baktım ama sadece biraz daha içti.
"Sonra ailesi elinden alıcak diye ailesini öldürmüşsün. Hatta ona verdiğin cezaların bile sebebi bu. Resmen her senden kaçmaya çalıştığında delirip ceza vermişsin ona. En son da evlenmek istediğinde kaçmak istemesi delirtmiş seni öldürmüşsün onu. Ha bu arada yaptıkların doğru falan demiyorum. Hatta çok yanlış ama garip bi şekilde olaylara senin açından da bakmak istiyorum" yine susup baktım ona yine biraz daha içti ve devam etmemi bekledi.
"Sonra ki kızlardansa sadece intikam almışsın. Melisa nın seni sevmemesinin intikamı. En çok da Sıla ya kusmusşun nefretini. Gittikçe azalmış ama nefretin. Zaten Beliz in seni tanıyacak fırsatı da bu yüzden olmuş. Bu yüzden duygularını kullanabilmiş. Ama duygularını kullanması her şeyi daha kötü hale getirmiş. Sen olayı anlayınca delirmişsin yine yavaş yavaş dinen sinirin tekrar harlanmış onun sayesinde. Ben bu yüzden Beliz in yoluna hiç girmedim. Yaptığı yanlışdı senin gibi sinirini dışarı kusan bi insana en son yapılacak şeydi" sustum bu sefer tamamen sustum. Ona odaklandım bişey demesini bekledim. O ise sadece içti.
Ama en sonunda "benim hakkımda çıkarımlarını yaptın ama soruma cevap vermedin. Beni seviyo musun" dedi. "Seni sevmemem gerektiğini biliyorum. Ama sanırım seviyorum evet. Çünkü ben sevmediğim kimseyi anlamaya çalışmam. Ama ben seni en baştan beri anlamaya çalışıyorum"
İçkiyi kenara koyup dudağıma yapıştı. Karşılık vermediğimi fark edince geri çekildi. "Niye karşılık vermiyorsun. Sevdiğini söyledin" "Başka bişey düşünüyorum" "Ne düşünüyosun" diyip tekrar içti.
"Yağız bunu yanlış anlama ama senin sinir problemlerin var. En ufak şeyde delirip zarar veriyorsun çevrene. Ve hatayı yapan kişiden hıncını alamadığın an sinirin masum insanlara da zarar veriyo. Bak mesela Melisa ya olan sinirini Melisa dan çıkartamamışsın. Sonra ne olmuş Yağız. Sıla hiç bi suçu olmadan hatta yaptığın her şeyde huyuna gitmesine rağmen acı çekerek ölmüş" durdum devam etsem mi korkuyorum biraz. Biraz içip "devam et sakinim" dedi.
"Yağız, Beliz hata yapmış. Bak Beliz e sinirini kusmuşsun da ama yine de yetmemiş sana. Beni kaçırdın yine de. İlk cezamı alma sebebim neydi hatırlıyor musun, ben çok iyi hatırlıyorum. Beni kaçıran adama sesimi yükselttim. Napıcaktım, iyi ki kaçırdın beni sağol mu dicektim. Bu muydu beklediğin şey, hayır. Ben senin beklediğin tepkiyi verdim sana. Sende bu yüzden köpeklerin önüne attın beni. Ha şimdi bunları diyorum diye yanlış anlama. Ben seni bana yaptıklarına rağmen sevdim. Şu noktadan sonra da sonuçlarına katlanırım. Ama ya hata yaparsam ya benden de hıncını çıkartamaz başkalarına acı çektirirsen. Yağız ben bunu kaldıramam cidden kaldıramam bunu"
"Yapma o zaman hata. Bu kadar zor mu beni sevmek. Ne olursa olsun sevmek bu kadar mı zor ya. Hata yapmadan sevmek bu kadar mı zor" bunu dedikten sonra kafasına dikti yine şişeyi.
"Değil. Seni sevmek hiç zor değil hemde. Bana yaptıklarına rağmen sevdim ben seni ve hiç zor olmadı bu. Ama ya hata yaparsam ya benim yüzümden masum insanlar acı çekerse"
"Sadece sev beni sadece sev. Yemin ederim sevmeyi bırakmadığın sürece her şeyi affederim. Affetmiceğim tek şey aldatman falan olur. Onun haricinde her şeyi affederim ceza falan da vermem bak. Yemin ederim vermem. Yeter ki sev beni" diyip sarıldı. Bende sarıldım resmen sevgiye muhtaç bi çocuk gibi ağlıyo omzumda.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Ahh be Yağız sevgiye olan bu muhtaçlığını napıcaz biz senin