Arabaya bindiğinde havadaki gerginlik elle tutulur derecedeydi. Bu beni de etkiliyordu. Hem bitkin hem de gergin olmamı sağlıyordu.
''Şimdi ne olacak?'' Bir süre cevap vermedi. Sonra ben de önüme döndüm. Ben önüme dönünce bana baktığını fark ettim. Bir süre benimle yol arası bakışlar attığını hissettim. Umursamadım bile. Bir süre sessizlik ikimiz için de iyi olacaktı.
''Bir süre daha buradayız. Bir otelde kalacağız. Fazla göze batmamız gerekiyor. Giyecek birkaç kıyafet alırız. Sonra da tekrar yola koyuluruz.'' Kafa sallamakla yetindim. Oklahoma fazla küçük değildi ama yine de dikkatli olmakta fayda vardı. Eğer haberlere çıktıysam zaten hiç şansım da olmayacaktı.
İlk petrolde karnımızı doyurmak için durduk şansımıza arkada küçük bir mağaza vardı. Ben mantarlı makarna ve salata sipariş verdim. Gideon da acılı karides ve salata istedi. Yemeklerimiz geldiğinde bayan garson bize baktı ve gülümsedi.
''Bu hafta çiftlere özel tasarım pastalarımızdan denemek ister misiniz?'' Gideon ya fazla acıdan ya da garsonun söylediği şeyden dolayı boğulur gibi oldu. Ben çaktırmadan sırıttım. Su içti sonra garsona döndü tam cevap verecekken ben cevapladım.
''Biz sevgili değiliz.'' Kadın mahçupça gülümsedi.
''Özür dilerim.''
''Önemli değil.'' dedim. Gideon'a döndüğümde bana anlamsızca bakışlar attı.
Mağazaya girdiğimde fiyatları görünce şoka uğradım. Hiç almasam daha iyiydi hem zaten cebimde yirmi dolardan başka bir şey yoktu.
''Hadi fazla zamanımız yok bir kaç parça bir şey al. Otel bulmamız gerekiyor.'' Nasıl söyleyeceğim bilmiyorum. Kasiyer kız bizi izliyordu. Sesim ona gitmesin diye Gideon'a yaklaştım.
''Şey... Gideon benim yanımda fazla para yok da.'' Bana şaşkınlıkla baktı.
''Git bir kaç parça al Eva.'' Ona hafifçe tebessüm ettim.
''Söz sonra ödeyeceğim.''
''Sen hala burada mısın?''
Kasadaki kız her kıyafeti okutturken Gideon'a bakış atıp duruyordu. Canım sıkılmıştı acele etmezse bu gidişle yarına ancak çıkardık yola. Ama ne yazık ki Gideon da kıza karşılık vermişti. Cidden! Yanımda bakışarak flört mü ediyorlardı yani!!
''Rica etsem biraz daha hızlı olur musun?'' Kız kızardı sonra kısık sesle mırıl mırıl bir şey söyledi ama anlamadım. Gideon kulağıma eğildi nefesini boynumda hissedince ürperdim.
''Ne o kıskandın mı yoksa?'' Onu anlamakta zorlanıyordum bir an benimle uğraşıyor diğer yandan aramızda hiç bir şey yok diyordu. Kız poşetleme işini de bitirince poşetleri aldığım gibi arabaya gittim.
Yol boyunca kaşlarım çatık çatık yola baktım. Arada bir kendini gülmemek için zorlayışını duyunca daha da çatıyordum kaşlarımı.
''Cidden artık neye gülüyorsan bana da söyle de ben de güleyim.''
''Sana.''
''Bana mı?'' dedim sinirle.
''Evet. Sana.''
''Ne var da gülüyorsun o zaman?''
''Kaşların çatıkken yüz ifaden çok komik oluyor da.'' Ve kahkahayı bastı ben de içimden küfürü.
''Sinirlerimi bozmakta üstüne yok.''
''Bunu bilmem iyi oldu.'' Ah! Yeter ama!
''Senin amacın ne be! Bir an azarlıyor bir an dalga geçiyor bir an da sırnaşıyorsun.''
''Sırnaşmak ha? İyiymiş.''
''Bana karşı net bir tutum sergiler misin lütfen.'' Ricadan çok emir gibiydi sözlerim. Sonra ciddileşti ve beni tekrarladı.
''Net bir tutum sergilemek, peki tamamdır.'' Durgunlaşması beni üzmüştü.
''Ne tamamdır?''
''Şu net tutum olayı. İstediğin gibi olsun calidum puella.''
Otele geldik ama otel demeye bin şahit isterdi. Adamlar otel diye milleti kandırıyordu. Üstelik tek bir oda vardı. Balayı için gelenler için tasarlanmışmış. Kim gelir ki buraya. Ayrıca şu sevgili-balayı çifti olayı canımı sıkmıştı. Bu otelin kaç odası vardı sanki de hepsi doluydu.
''Tekrar kontrol edemez misiniz, belki de bir oda daha vardır?'' Görevli bezmişti artık.
''Hanım efendi, tekrarlıyorum tek oda balayı çiftleri için olan odamız. İsterseniz kalın isterseniz kalmayın.'' Eh sonunda bunu da dedirttim adama. Gideon da ben de yorgunduk. Daha fazla araba kullanamayacaktı.
''Peki tamam.'' Gideon şaşırdı.
''Hayır dersin zannetmiştim.''
''Fikrimi hala değiştirebilirim.'' Ona ukalaca gülümsedim ve görevliyi takip ettim.
Oda için balayı çiftleri için mi demişlerdi. Buraya kediyi bağlasalar durmazdı. Tam ortada yuvarlak yatak bir tane sararmış buz dolabı. Eski bir koltuk. Duvarların rengini es geçtim. Kim burada balayı yapsın. Otel denilen bu yerin tek iyi yanı manzarasıydı. Gideon pencereyi araladı çünkü içerisi rutubet kokuyordu.
''Yatağı paylaşacağız galiba.'' Ona hadi ya bakışımı attım. Ne zeki çocuk ama.
''Daha iyi bir fikrin var mı?'' Evet vardı.
''Evet. Mesela koltukta yatmak gibi.''
''Sen yatacaksan, tamamdır.''
''Gideon.''
''Efendim, Eva.''
''Koltukta falan yatmam.'' evet yatmayacaktım da.
''Arabayı daha iyi sürebilmek için benim yatakta iyi bir uyku çekmem gerek.'' Gerindi ve yatağa attı kendini. Hadi ama!
Tartışma sona ermiş sonra da gidip fazladan yastık almış ve aramıza koymuştum.
''Eğer...''
''Eğer tek bir kılım bile senin tarafına geçsin, beni bir kaşık suda boğacaksın. Anladım Eva iki yüz defa söylemene gerek yok.''
''Ne bileyim genellikle erkekler kalın kafalı oldukları için.'' Lafımı da söyleyip ona arkamı döndüm. Sonra da pis pis sırıttım.
''Beni o genellemeye katmayın küçük hanım çünkü henüz beni tanımıyorsunuz.'' Doğruydu.
''Göreceğiz.''
''Göreceksin.''
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Son 8
FantastikEva Johnson sıradan bir lise öğrencisi iken bir anda anlam veremediği olaylarla karşılaşır. Yazıları okuyamaması ve eşyaların ona doğru uçması ile kafayı yediğini düşünür. Fakat bir gün bir genç karşısına çıkar ve kendisinin yalnız olmadığını söyler...
