Bir hafta akıp gitmişti. Pazartesi sabahı hava parçalı bulutluydu. İçimde de kara bulutlar geziniyordu. O gece Simon'la uyumuştum ama tabii ki rüyamda bir değişiklik olmamıştı. Bunun üzerine konuşmamıştık. Bu benim için daha iyi oluyordu.
Konuştukça aklıma geliyordu ve kendimi hiçte iyi hissetmiyordum. Okula onun arabasıyla gitmiştik. Sessizdik bu sabah. Elleri direksiyonu sıkıca kavramıştı. Arabada değişik bir elektrik dolaşıyordu. Oda gergindi ama heyecanından dolayı diye tahmin ediyordum.
Arabayı park ettikten sonra arabadan indik. Yeni gelen ve son model arabası olan bir çift ne kadar dikkat çekebilirse bizde o kadar dikkat çekiyorduk. Simon arka koltuktan çantasını alıp tek koluna geçirdikten sonra yanıma geldi.
O gelene kadar bir süre etrafa bakındım. Büyük bir okuldu. Krem rengiydi ve büyük bir bahçesi vardı. Araba park yerinden sonra araya bir yol giriyordu sonra büyük giriş kapısı vardı. Çimler her yerdeydi. Bir çok öğrenci geziniyor ya da üzerinde oturuyordu. Birbirlerini tatilini anlatıyor ya da sarılıp özlem gideriyorlardı. Bir an boğazımda büyük bir düğüm oluştu. Çözemedim.
Dersten önce müdüre gözükmemiz gerekiyordu. Ya da müdüre mi demeliydim. Sebrina Wolf. Otuzlarında genç bir bayandı ve güzeldi ve birazda çekici. Hafif kumraldı ya da sarışın. Bizim ''sahte''olan başarılarımızdan bahsettikten sonra aynı başarıyı burada da göstereceğimize inandığını söyleyip bizi göndermişti.
Koridorda Simon ile sessizce yürüyorduk. Muhtemelen ders çoktan başlamıştı.
''İk dersin ne?''dedi Simon. Muhtemelen Sabrina sevgili olduğumuzu anlamıştı ve iki ayrı ders programı hazırlamıştı. Ne harika.
''Fizik. Senin?''dedim dalgın bir sesle.
''Felsefe.''sonra iç çekti.
''Derste seni özleyeceğim.''yavaşça durduk. Felsefe sınıfına gelmiştik.
''İyi dersler.''dedim sadece. Sonra dönecektim ki kolumu tutup kendine çevirdi.
''Sakin ol.''dedi ve alnımı öptü.
''Sadece git ve sınıfta bir yere otur yeni kızsın bırak onlar senle arkadaş olsun.''dedi. Gülümsedim.
''Çok tecrübelisiniz bu konuda anlaşılan.''bana göz kırpıp kapıyı tıklattı.
Kendi sınıfımı bulduğumda dersin yarısı geçmişti bile. Kapıda bir süre bekledim. Derin bir iç çektim. Elimi kaldırmıştım ki kapı büyük bir hızla açıldı ve burnuma çarptı. Bir kaç adım gerilerken hafiften bir çığlık attım. Burnumu tutuyordum.
''Çok özür dilerim. Çok özür dilerim ama seninle daha fazla konuşursam altıma işeyeceğim. Kusura bakma.''dedi ve koşarak koridorda gözden kayboldu. Sınıftan kahkahalar yükseliyordu. Mükemmel bir giriş yapmıştım. Şu kahverengi saçları olan çocuk aslında sempatik bir tipti. Yavaşça kapıyı kapattığımda sınıftan tek ses çıkıyordu. Öğretmen de dahil herkes bana bakıyordu.
''Bayan Johnson. Lütfen bir yere geçin.''çok fazla göz teması kurmadan boş bir yer aradım. En arkadan metalci bir çocuk vardı. Ne harika ne harika. Klasik hikayelerdeki gibi bir kurgu oluştu aklımda ama sonra bunu hemen yok ettim.
Muhtemelen kendini insanlardan soyutlayan, çok bilmiş ukala bir tipti ve ben onun yanına oturmak zorunda kalan yeni iyi kızdım. Beynim bana alkış tutuyordu ne harika düşüncelerim olduğu için.
Siyah saçlı deri ceketli tiplemenin yanına çöktüğümde yan çaprazımda iki kız kıkırdadı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Son 8
FantasíaEva Johnson sıradan bir lise öğrencisi iken bir anda anlam veremediği olaylarla karşılaşır. Yazıları okuyamaması ve eşyaların ona doğru uçması ile kafayı yediğini düşünür. Fakat bir gün bir genç karşısına çıkar ve kendisinin yalnız olmadığını söyler...