Olduğum yerde bir süre durdum. Elimdeki kana ve Marie'nin baygın bedenine baktım. Bu olması gerekendi. Ben yapmamış olsaydım Marie'i zaten bunu yapacaktı tek fark ise , şuan yerde yatan ben olurdum. Gideon ise...eğer birisi sizin için savaşmayacaksa ve bunun için söz vermiş olmasına rağmen , o kişinin artık hayatınızda yeri olmasıda saçma olurdu. İleriden gelen sesleri takip ettim. Her adımdan hızımı artırarak koşuyordum. Okulun diğer tarafı tamamiyle sisle kaplıydı. Karanlığı yırtan acı dolu çığlıklar bedenimin uyanmasını sağlıyordu.
''Eva.'' Kady teyzemin sesi beynimin içinde yankılandı.
''Eva.'' beynim bu olayı algılayamıyordu. Olduğum yerde döndüm. Etrafımda kalın sis tabakası dışında hiçbir şey yoktu.
'Yardım et Eva.'' deli gibi etrafa bakınıyordum ama görebildiğim tek şey beyaz buluttu.
''Teyze? ''
''Eva yardım et.Eva! '' adımı çığlık atarcasına söylemişti.
''Teyze! Nerdesin! '' sis bulutunu yararak ilerlemeye çalıştığımda bulut beni içine almıyordu.
''Teyze! Seni göremiyorum! '' arkamdan gelen sesle tenim buz kesti.
''Oysa tam arkandayım hayatım.'' Simon başı yana eğik bir şekilde bana bakıyordu.Boğazımdaki yumruyu yuttum. Ya da içimdeki korkuyu.
''Beni özlemedin mi Eva? ''ona hayretle bakıyordum. Bana zihin oyunu yapmıştı. Ve karşımdaki kesinlikle Simon değildi.
''Oysa boynuma atlamanı bekliyordum. Evet evet özlememişsin.'' aşık olduğum gamzelerini ortaya çıkaran o iğrenç gülümsemeyi Simon'ın suratından koparıp almak istiyordum.
''Birazcık özlem gidermeye ne dersin sevgilim.''sis bulutu tenimi yırtarcasına çekilip Simon'ın arkasında birleşti.
Alex arkada heykel gibi dikiliyordu. Yanımızda olağan durgunluğu ile akan nehri görünce, nasıl bu kadar okuldan uzaklaşa bildiğime şaşırdım. Lauren Alex'in arkasında yüzü yara içerisinde bana öldürücü bakışlar atıyordu.
''Bir an önce bitirki işini bizde bir an önce bu yerden gidelim Simon.'' Lauren'in öfke dolu sesi , yediği dayaktan mı yoksa bana olan nefretinden miydi emin değildim.
''Okuldan bu kadar nefret ettiğini bilmiyordum Lauren.'' bay Miller'ın tok sesi arkamda duyulunca biraz olsun rahatlamıştım fakat bu beş adım ötemdeki gözleri korkutucu kırmızı ile bana bakan Simon'ın dan kaçabileceğim anlamına gelmiyordu. Dişlerini sıktığı an önünden çekilmem gerektiğini anladım. Olabildiğince geriye savrulduğumda , beni savuran şeyin onun kasveti olduğunu anladım. Çünkü Simon alevler içerisindeydi. Arkada olup bitene baktım.
Rick arkada bir çanta dolusu tüp ile uğraşıyordu. Gözlerimiz buluştuğunda iksiri ilk benim almam gerektiğini anladı. Tüpü bana fırlattığı gibi alıp kafama diktim. Tadının portakal suyu gibi olması şaşırtıcıydı. Uwe tam önümde çıkıverince birkaç adım geriledim. Bu adam bu girişlerden hoşlanıyordu anlaşılan.
''Bize karşı gelme Eva.'' sesi tavsiyeden çok emir verir gibi çıkmıştı.
''Eminim daha fazla insanın ölümüne sebep olmak istemezsin.'' Ona kuşku ile baktım.
''Okuldaki öğrenciler benim yüzümden mi yandılar yani!'' kelimeleri tükürerek sarf ettim. Yüzünde tek bir ifade bile yoktu. Doğruca gözümün içine bakıyordu.
''Eğer ölürsen ve bunu kolayca kendi rızan ile kabul edersen peşindeki sevdiğin ve değer verdiğin onca insanda güzel bir yaşam yaşayabilrlerdi.''fazla duygusala bağlıyordu. Belki haklıydı. Çünkü bu gece kaçımızın burdan sağ çıkacağını kestiremiyordum. Tek bir bedene karşı bir düzine insanın bedeni....Fakat herbirinin burada oynadığı rolü unutuyordum.
Rick, ailesinin ve çoçukluğunun intikamı , Izzy sevgilisinin, Bay Miller'ın burda olma amacını tam olarak bilmesemde artık bayan Maggie için bile olabileceğini biliyordum. Onlar birbirlerini hep sevmişlerdi fakat aralarında gerçek bir ilişki hiç olmamış gibiydi. Diğerleri ise seçilmişler, onlar okuldaki onca arkadaşı ve en önemlisi hepsinin değer verdiği insan Simon için burada olduğunu biliyordum.Kısacası hepimizin hayatındaki birisinin ölümüne sebebiyet vermişlerdi ama ben bunun Simon için olmaması için herşeyi yapardım.
Bakışlarımı Simon'a çevirdiğimde o kırmızı gözlerin arkasındaki ela gözleri görebiliyordum. O, sevdiğim çoçuk hala oradaydı. Orada tutsaktı ve ben onu oradan çıkarmak için bu gece elimden gelen herşeyi yapmaya hazırdım. Eğer bir insanı severseniz, ona aşık olursanız bilinki şartlar ne olursa olsun içinizdeki duyguları yitirmediyseniz. Savaşacak gücünüz, cesaretiniz ve azminizde oradadır.
Arkaya kaçamak bir bakış attığımda, Uwe'nin gözündeki o sinsi gülüş içimdeki hiddeti artıyordu.
''Korkarım ki ne sizi sözlerinizin gerçekliğini nede sizin bahsettiğiniz yaşamı çoktan gördüm için.....'' kaşlarının çatılması sözlerime devam etme gücü vermişti.
''Benim olanı bana verin. Simon'ı bana verin bay Kockish.'' kendi sözlerinden alıntı yapmış olduğumu anlaması uzun sürmedi. Peşinden diğer yücelerde gelince fırsattan istifade ondan uzaklaştım.
Seçilmilerle iletişime geçtim.
''Taşları size fırlatıcağım Lauren veya Alex fark etmezse iyi birşey. Rick'e bir şişe fazlamız olduğunu söyleyin. Gideon Morris bizi yüz üstü bırkatı millet! '' hepsi birbirine bakışlar attı. Şaşırmamak elde değildi. Jennifer Rick'in yanındaki yerini aldı. Melissa ve John'un göldeki suyun akışını değiştirdiklerinde herkes harekete geçmeye başlıyordu. Bende zihnimden ateşi oluşturduğumda. Simon donuk gözlerini bana dikti. Daha sonra gözüme bir hareketlilik çarptı.
Lauren'in arkasından gelen uzun sivri dişli ve tırnaklı bir oğlan ve peşindeki bir gurup. Başı çeken oğlanın Dan olduğunu görünce ona baka kaldım.
''Simon ile iyi vakit geçirdin mi Eva?'' asıl köstebek tam karşımdan bana doğru geliyordu. Bana ,bize ihanet edişi...Izzy arkadan ona küfürler savurdu. Hızlı konuşmaktan nefessiz kalmıştı.
''Sen..sen tam bir..Tanrım! Seninle yemeğimi, sıramı, hayatımı paylaşmıştım Dan! Oysa sen bana ihanet ettin bunca zaman yalan söyledin! Sen..nesin? Ne tür bir canavarsın! '' Izzy ağlarken bile Dan gülüyordu içindeki Dan ya hiç olamıştı yada ölmüştü.
''Alex'ten bile kurtulmana yardım edecek bir dostunum Izzy.'' bu sözler bende dahil hepimizde o iğrenç ihanete uğramışlık duygusunu arttırdı...
''Bunu neden yapıyorsun!Neden! '' Izzy ağlamaktan helak olmuş halde yere düştü. Herkes ne olduğunu anlayamadan yerde titremeye başladı. Bay Miller onun yanına koştu. Dikkatler dağılmışken bende onların yanına koştum. Rick çaktırmadan cebime mavi bir sıvı koydu. Kulağıma fısıldadı.
''Simon'ı etkisiz hale getirdiğin anda bunu içir.'' sonra Izzy çığlık atmaya başladı.
''Ölü! Ölü! Ölü! Ölü! '' herkes birbirine korku ile bakışlar atarken arkadan bir gök gürültüsü koptu. Yüceler yine aynı şarkı ile yürümeye başlıyordu.
''Bu dans gösterisi artık sıkmaya başladı.'' Chris öfke ile soluyordu. Yücelerin önündeki toprağı olduğu gibi havaya kaldırdı. Böylelikle yüceler durdu. Sonra hepsi aynı anda başlarını açtıklarında hepsinin son derece yaşlı olduğunu gördüm. Buruş yüzler, sarkık ve damarları çıkık eller ve çökmüş gözlerle bize bıkkınlık ve tiksinti ile bakıyorlardı.
Aralarından bir bayan öne çıkıp parmağını Chirs'a doğrulttuğunda tüm gözler onun üzerinde toplanmıştı. Hemen yanımda tüylerinin hareketini görmüştüm. Kadın parmağını küçük bir harekle sola kaydırdığında Chirs'tan yükselen kemik sesi tenimin buz kesmesine sebep olmuştu.
Chirs'ın soluğu kesildiğinde ve rengi mora çaldığında herkes orada öylece dikiliyordu. Tek bir kişi dışında... Jennifer göz yaşları içinde Chirsin ölü bedenini yakaladığında. Tek yaptığım orada onların yanında dikilmek olmuştu. İçimden yükselen korku bu savaşın başlamadan biteceğini söylüyordu. Ve ben yanlış yapmıştım. Benim yüzümden buradaki herkes ölücekti ve belkide bende....
***Yorum yapmazsanız Valla yeni bölümü bir haftada anca yazarım ha :D ***

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Son 8
FantasyEva Johnson sıradan bir lise öğrencisi iken bir anda anlam veremediği olaylarla karşılaşır. Yazıları okuyamaması ve eşyaların ona doğru uçması ile kafayı yediğini düşünür. Fakat bir gün bir genç karşısına çıkar ve kendisinin yalnız olmadığını söyler...