(V)

169 22 1
                                        

Cehennemin üçüncü katına ulaşan Riley, Aiden ve Vergil,  bilgi edinebilecekleri mekâna doğru yola koyuldu. Kaos ve kargaşaya trajik ve bir o kadar da komik bir şekilde uyum sağlamış cehennem sokaklarında yürüyen grup, göze batıp zaman kaybetmemek için gölgelerde ilerlemeye karar verdi. Yıkıntıya dönüşmüş binaların içinden geçip çatıları kullanarak ilerlediler. Kulüp sokağına girdikleri an saklandıkları gölgeleri geride bıraktılar. 

"Fazla oyalanmak yok," dedi Aiden, kulübün önüne geldiklerinde. 

Hemen arkalarında olan yoldan geçen çöp kamyonunun arkasındaki iki iblis, haznenin içindeki çöp torbalarını fırlatıyordu. Riley bir adım geri yana çekilip ceketini mahvetmek üzere olan torbadan kurtuldu. 

Orada olmalarından hoşnut olmayan fakat lordların emirlerine karşı gelmeye de cesaret edemeyenlerin bakışlarının ağırlığı, resmen elle tutulur bir boyuttaydı. 

Aiden dudaklarını büzdü ve çenesini hafifçe eğip bakışlarını dikleştirdi. Çoğunluk kulüp içine ve ara sokaklara sıvışırken, "Bilgiyi alıp çıkacağız." diye ekledi.

İki dudağı arasındaki sigaradan derin bir nefes alan Riley'nin gözleri kulüp tabelasına şeytani bir hınzırlıkla bakıyordu. Kapıları titreten müzik daha şimdiden kanını kaynatmaya başlamıştı bile. Gri duman kızıl göğe yükselirken, izmariti iki parmağı arasına aldı ve orta parmağıyla rastgele fırlattı. "Hadi şu işi bitirelim,"

Riley ortada, Aiden ve Vergil ise birer adım gerisinde ve iki yanında merdivenlere yöneldiler. Riley hafif bir iteleyişle kapıları ardına kadar açtı ve hoparlörlerde yankılanan Combricht - Throat Full Of Glass  sokağa taştı. Riley hızlı adımlarla yarım kat yükseklikteki boş alanı lobiyle bağlayan merdivenlerden inip diğerlerini geride bıraktı ve pole dansçıların performans sergilediği obsidyenden yapılmış platforma yöneldi. 

"Söylediğimi unutma!" diye bağırdı Aiden, Riley'nin ardından fakat duysa da umursamadığından emindi. Ağzı bir karış açılmış, gözlerini dansçılara dikmiş Vergil'a döndü. "Sen balkon katı al. Ben biraz barmenin etrafında takılacağım." 

"Memnuniyetle," dedi Vergil ve üst kata çıkan merdivenlere yöneldi. Kulübün localarını seviyordu ve Aiden ona en sevdiği bölgeyi vermişti. 

Kulübün zemini gibi duvarları da obsidyenden yapılmıştı. Aydınlatmaysa tam anlamıyla cehennem alevleriyle yapılmaktaydı; mekânın içine devamlı alev pompalayan şeffaf borular duvarlara, zemine, eşyaların arasına ve dans platformundan geçirilmişti.  

Cehenneme yakışır bir konseptte zincirlerle tavandan asılmış kafeslerin içindeyse succubuslar*¹ ve incubuslar*² dans etmekteydi. Kafeslerin üzerinde pas lekelerinin yanı sıra, kulübün özel günlerde müşterilerine sunduğu kan banyosu hizmeti nedeniyle kan lekeleri de vardı; diğer diyarlardan getirilen -çoğunlukla kan miktarı ve tadı nedeniyle uyuyanlar tercih ediliyordu- esirler bu kafeslere kurulan düzeneklerde parçalanıyor, kulübün müdavimi olan iblisler ve vampirler bu etkinlik için en değer biçilemez eşyalarını vermekten dahi çekinmiyorlardı. En son etkinlik ise on dakika önce sona ermiş olmasına rağmen bazı kafeslerden şu an bile kanlar ve et parçaları damlamaktaydı. Saç diplerinden ayak uçlarına kadar kan ve püreye dönmüş et parçalarıyla kaplı müşteriler, dört dans direği arasında canlı performans sergileyen grubun şarkısına eşlik ediyordu. Kanın bakırımsı kokusu, kulübün dört bir yanına yayılmıştı.
____________________________________________
*¹ Succubus, rüyalarda ortaya çıkan ve genellikle cinsel yollarla erkekleri baştan çıkarmak için bir kadın şeklini alan bir folklorik cin veya doğaüstü varlık. 
 *²Erkek succubuslara verilen cins ismi. 
____________________________________________

(KYS) Ekklesia Ankáthi (GxG)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin